• BIST 104.539
  • Altın 163,884
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • Manisa 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • British Town'da Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Penta Akademi'de KPSS'de Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Erdinç Akademide öğretmenler gününe özel şok kampanya
  • Enza Home'da öğretmenlere yüzde 5 indirim
  • Yavuz Sigorta yeni adresinde
  • Satış temsilcisi aranıyor
  • Halk Eğitim’den emlak danışmanlığı kursu
  • Büyük Öncü AVM, Vestel açılıyor
  • ASDER'den resim atölye çalışmaları
  • Cumhur Sarı'nın tek kişilik gösterisi 23 Kasım'da
  • Zeytine minnet kortej yürüyüşü 24 Kasım'da yapılacak
  • Dünya Zeytin günü programı belli oldu
  • Nakış makinesinde çalışacak usta, operatör ve makineci aranıyor
  • Hypatia Book & Coffee’de 10 Kasım nedeniyle 3 al 2 öde
  • Üniversal tornacı ve kaynakçı aranıyor
  • Akhisargücü Basketbol Akademisi kış okulu kayıtları başladı
  • İnşaat mühendisi aranıyor
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir

Şehirlerimizin ruhaniyeti ve eğitim

Halil Erdost

Şehirlerimizin ruhaniyeti ve eğitim

27 Ekim 2017, Ankara’da Melike Hatun Camii açılış töreni.Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, ‘’Nüfusunun 30-40 binleri bulduğu eski Ankara, her köşe başında bir camiinin ve mescidin olduğu,  ruhaniyetli bir şehirdi.Şehirlerimizin ruhaniyetini öldürdük.Biz bu tür eserlerle cumhuriyetin Ankara’sını, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın Ankara’sıyla buluşturuyoruz’’ diyordu. Elbette ki

şehirlerimizde mimari estetiği ile çevre düzenlemesi ile insana huzur veren, ruhaniyet katan camilere, mescitlere ihtiyaç vardır.

     Şehirlerimiz birer sosyal varlık olarak yaşayan organizmalardır.Bütün yaşayan varlıklarda olduğu gibi onların da hem maddi yönden, hem de manevi yönden doyurulmaları gerekir.Camilerle, mescitlerle manevi yönden doyuracağımız şehirlerimizi, maddi yönden doyuracak olan eserlerin başında da okullar ve bu okullarda verilecek olan bilimsel konular gelmektedir.

     Bilimsel konulardan uzaklaşıp, sadece maneviyata yönelindiği zaman Selçuklu’nun, Osmanlı’nın başına gelenler, Allah muhafaza, her an bizimde başımıza gelebilir. Bu duruma düşmemek için okullaşmaya ve okullarda dünya ile yarışabilecek, nitelikli eğitim- öğretime yönelmeliyiz. Ancak bu konuda yapılanlar ve alınan sonuçlar hiç de iç açıcı değil.

    Sık sık değişen müfredat programları, nasıl bir birey yetiştirme konusundaki kararsızlığımızın göstergesi.Soran – sorgulayan bireyler mi? Neden-niçin demeden kabul eden, evetçiler mi

 istiyoruz?

     Bir üst okula yerleştirme uygulamalarının bir türlü netleştirilememesi, başlı başına bir sorun.

Adeta keyfi uygulamalar, öğrencilerin ve velilerin kafalarını her geçen gün karıştırıyor.Karıştırmaya da devam edecek gibi görünüyor.

      Okullar arasındaki seviye farklılığı  Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz tarafından bile kabul ediliyor.Sayın bakan 5 Kasım 2017 Pazar günü katıldığı Anadolu Ajansı ‘’Editör Masası programında 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı Liselere yerleştirme ile ilgili açıklamalar yaparken ‘’nitelikli liseler’’ tanımlamasını yaparak, bu liselere merkezi sistem bir sınavla öğrenci alınacağını söylüyor.Nitelikli Lise tanımlaması içine Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri ve Proje Liseleri diye adlandırılan Türkiye’nin belli merkezlerindeki eski, köklü ve başarısı kanıtlanmış(Kadıköy, Cağaloğlu, Bornova Anadolu gibi) okullar giriyor.Mevcut sayılara göre Türkiye genelinde 11.076 lise var.Bunların 302’si Fen Lisesi, 93’ü Sosyal Bilimler Lisesi ve 163’ü Proje Lisesi olmak üzere toplam 558’ini ‘’Nitelikli Liseler’’ oluşturuyor. Geriye kalan 10.518 Lise bakanın tanımlamasına göre ‘’ Niteliksiz Lise’’ .Şimdi  soruyorum: Kim çocuğunu niteliksiz bir okula göndermek ister?

her halde, hiç kimse.O zaman ne olacak? Bu 558 okuldan birine yerleşmek için can hıraş bir yarış

başlayacak.Yarışı kimler kazanacak? Elbette öğretim için, dilim varmıyor ama, dershaneler olmadığına göre özel ders aldırabilen ailelerin çocukları kazanacak. Türkiyemizin geleceğinde de

bunlar daha çok söz sahibi olacak.Olsun elbette.Onlar da bizim çocuklarımız.Ancak 1.200.000 civarında 8.sınıf öğrencimiz var.Bunların içinde gerçekten zeki, gerçekten çalışan ve kendisini çevreleyen çemberi kırmak isteyenler var. Onlar ne olacak? Hz.Ömer’’Fırat kenarında bir kurt bir kuzuyu yese, o kuzunun hesabı benden sorulur’’ derken, bu çocukların sorumluluğunu kim üstlenecek? Bu sonucun hesabını kim verecek?

      Yukarıdaki sorunları yani müfredat, yerleştirme, eğitim kalitesindeki seviye farklılığını çözemediğimiz müddetçe bir yanımız  ve hatta çok çok önemli bir yanımız hep aç kalacak.

ve bu açlık bizim ‘’çağdaş uygarlık’’ seviyesine çıkmamızı hep engelliyecektir.Ne olur düşünün.

ruhaniyetli şehirler için gösterdiğimiz çabayı çocuklarımız için gösteriyor muyuz?

                                                                                                                       Halil ERDSOT

                                                                                                   Özel Akhisar Merkez Lisesi Müdürü

Bu yazı toplam 387 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.