• BIST 1.399
  • Altın 504,281
  • Dolar 8,7643
  • Euro 10,4476
  • Manisa 22 °C
  • İzmir 22 °C
  • Pinokyo’da yaz dönemi ve yeni dönem kayıtları başladı
  • Uzman öğretici, psikolog ve okul öncesi öğretmeni aranıyor
  • KPSS 2022 memur adayları için erken kayıtlarımız başladı
  • Forklift operatörü aranıyor
  • Çam ağaçlarının gölgesinde yöresel lezzetler
  • Anketör aranıyor
  • Özel Akhisar Deniz Kurs Merkezlerinde yaz kursu
  • Elemanlar aranıyor
  • A2 ehliyetli eleman aranıyor​
  • Bayan üretim personeli aranıyor
  • Personel aranıyor
  • Ege Yüzme Akademisinde kayıtları başladı
  • Burger No7 Akhisar'da açıldı
  • Kurbanlık büyükbaş hayvan satışları başladı
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur.

S-400 Hava Savunma ve Füzesavar Sistemi

Levent Sevgi

S-400 Hava Savunma ve Füzesavar Sistemi

 

Salim Şen, medyada sık görünen topçu sınıfından emekli bir askeri hâkim. Arada denk geldiğimde kulak veririm, düzgün, seviyeli mantıklı konuşur, iktidarı sert eleştirir. Evrensel hukuk değerlerinden, insan haklarından, adaletten, hukukun üstünlüğünden söz eder, İstanbul Sözleşmesini savunur. Eminim iyi bir hukukçudur. 15 Aralık Salı sabahı Halk TV’de Medya Mahallesi programında konuktu. Ayşenur Arslan ile güncel olayları ele aldılar. Bunlardan birisi o hafta uygulanmaya başlanan CAATSA (The Countering America's Adversaries Through Sanctions Act) denen ABD yaptırımlarıydı. CAATSA, bir çerçeve yasa. Başta İran, Çin, Rusya, K. Kore olmak üzere ABD’nin hasım gördüğü ülkelere yönelik yaptırımları içeriyor. Bu kapsamda Türkiye de S-400 Hava ve Füze Savunma Sistemi aldığı için, artık Hasım Ülke sınıfında ve yaptırımlarla karşı karşıya.

 

Salim Şen, konuya uluslararası ilişkiler, hukuk hatta siyasi açılardan eleştirilerini yaptı. Orada dursaydı sorun olmayacaktı ama S-400 sistemi hakkında teknik ayrıntıya girince bu yazıda ismi geçti. Kendisi de farkında ki, “ben aynı zamanda askerim, karşınızda bu konuları bilen biri var” demeye getirdi (Bilgi – Uzmanlık konusuna ayrıca değiniriz ilerde!). Oysa, söyledikleri “neresi düzeltilir ki” dedirtti! (Programı izlemek isteyenler için: https://youtu.be/yrATknJSTOc).

 

Bir benzeri 11 Eylül 2001 İkiz Kule saldırıları ve 1990 1. Körfez Savaşında da yaşanmıştı. Konu o zaman Tomahawk füzesi ve Patriot Füzesavar sistemiydi. Bu konuları da yazmıştım ama 20 yıl geçmiş, kayıtlarımda bulamadım. İnternette aradım, ikisini buldum (İkiz Kuleler ve Güvenlik, www.bianet.org; 11 Eylül, Değişen Dünya’da Elektronik Savaşlar, Bilgi Güvenliği ve Ulusal Savunma, www.emo.prg.tr). Füze nedir, roket nedir, hedefi nasıl bulur, radarlardan nasıl kaçar, radara nasıl yakalanır, vb., soruların yanıtları var o yazılarda.

 

Bir hukukçunun savunma sistemleri gibi çok (ve kısıtlı) teknik bilgi içeren yanlışlarını düzeltmek yerine, gelin biz açık kaynaklardan (örn: https://en.wikipedia.org/wiki/S-400_missile_system) S-400’ler hakkında özet bilgi verelim.

 

Önce roket ve füze tanımları:

Roket bir platformdan fırlatılan ve itme kuvveti ile belirlenen bir yörünge üzerinde hedefe ulaşan patlayıcı yüklü bir araç. Kılavuz sistemi sadece hedefe ilerlerken ani rüzgâr değişimi gibi nedenlerle oluşacak sapmaları gidermek amacıyla kullanılır. Ayrıca, belli bir noktaya kadar radyo dalgalarıyla kontrol yetenekleri de olabilen roketlerde son yıllarda GPS alıcıları da kullanılmakta. Yine de kabaca, roket önceden verilen ve fırlatmadan sonra değiştirilemeyen yörünge üzerinde hedefe ilerler. Taktik amaçlı (~ 50 km), kısa (~ 1000 km), orta (1000 – 3000 km), uzun (3000 - 6000 km) ve kıtalararası (6000 km'den büyük) menzilli olabilir. Nükleer, biyolojik, kimyasal başlıklar takılabilir.

 

Oysa füze yine itme kuvvetiyle bir platformdan fırlatılmasına karşın bir seyir planı doğrultusunda hedefi arayan patlayıcı yüklü bir araç. Akıllıdır, her an kontrol edilebilir. Fırlatıldıktan sonra yolda görevi değiştirilebilir. Rokete göre daha ucuzdur, daha küçük boyutludur, radardan kolayca kaçabilir. Birçok ülkede üretilmekte. Elinde füze bulunduran ülke sayısı 60-70 arasında. En çok bilineni Tomahawk füzesidir. Kısa, orta ve uzun menzilli olanları vardır. Karadan havaya, denizden ya da denizaltından karaya fırlatılabilir. Ortalama 6m boyunda ve 50 cm çapındalar. Kanat açıklığı 2.5 m'yi geçmez. Hızı 900 - 1000 km/saate çıkabilir. 500 kg savaş başlığı taşıyabilir. Maliyetleri 500 Bin – 2 milyon ABD $ arasında.

 

Bu füzeler gerçekten “akıllı”! Güçlü haberleşme ve navigasyon sistemlerine sahipler, radarları son derece etkili, üstelik akıllı yazılımlarla yönetilir. Saklanmayı biliyor, “arazi olabiliyor”, gözetliyor, gözetlendiğini anlayabiliyor, adeta engebeleri yalayarak ve araziye uyarak (30 - 50 m alçaktan) ilerleyebiliyor, binasına, katına, hatta dairesine kadar adres bilgisi elinde bir postacı gibi hedefi arayıp, eliyle koymuş gibi bulabiliyor, resmini çekiyor ve kendisine verilen / cebine konan resim ile aynı mı değil mi, kontrol ediyor, iki resmi karşılaştırıyor; ancak ondan sonra hedefi vuruyor (yine de hata yapabiliyor)! Böyle akıllı uçakları ve füzeleri ancak en az onun kadar akıllı gözetleme sistemleriyle yakalayabilir ve en az o kadar akıllı füzelerinizle de size zarar verecek yakınlığa gelmeden yok edebilirsiniz.

 

S-400: Etkin bir füzesavar sistemi.

Birçok alt sistemi olan ve yıllardır geliştirilen bir hava ve füze savunma sistemidir S-400’ler. Şimdilik son model denebilir. Teknik olarak, tek başına da kullanılabilir, birkaç S-400 ile bir tümleşik sistem de kurulabilir, hatta var olan başka tümleşik sistemlere (örneğin, istenirse NATO sistemlerine) entegre edilebilir. Açık kaynaklarca ifade edilen 8 önemli alt sistemi mevcut. Bunlar Komuta Kontrol Merkezi; Elektronik karıştırmaya (jamming) dayanıklı, 600km menzili olan Panoramik Radar Sistemi; 300 Hedef kapasiteli bir S-bandı (2-4 GHz) İzleme Radarı; Bağımsız çalışabilen, 6 Bataryalı (yaklaşan 6 ayrı füzeye kilitlenip yok etmek üzere tasarlanmış) karadan-havaya füze savar sistemi, ayrıca 40km menzil içine girebilmiş füzeler için de iki ek batarya (özetle toplamda 8 füze savar bataryası); 100 hedef kapasiteli, 400km menzilli, çok fonksiyonlu ikinci bir İzleme Radar Sistemi; Sayıları 12’ye kadar çıkabilen Füze Rampaları, ve çok sayıda kısa, orta ve çok uzun menzilli Rus füzeleri. Ek olarak birçok alt sistem eklenebilir. Örneğin, 400km mesafeli hayalet uçak (“anti-stealth”) yakalayabilen UHF (0.3 – 3 GHz) Radar Sistemi. İşin politik, ekonomik, uluslararası ilişkiler yönleri bir yana, böyle bir sistemin, örneğin, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ulusal savunmasına güç katacağı açık.

 

S-400’ler arazi olabilen ve akıllı yazılımlarla yönetilen günümüz füzelerini yakalayabilir ve en az o kadar akıllı füzeleriyle kendisine zarar verecek yakınlığa gelmeden yok edebilir. S-400, işte böyle etkili bir savunma sistemi! 

 

Çözüm yine eğitimde!

Türkiye Doğu Akdeniz’de en uzun kıyısı olan ülke, dolayısıyla uluslararası yasalar kapsamında bölgede, her ülke gibi, hakları var, bunları savunmak zorunda. Her ülke, kıyılarından 350 km açıklara kadar uzanan Ekonomik Münhasır Bölgesinde su-üstü ve su-altı kaynaklarda hak sahibi, bunun ötesinde, kaçak avlanmayı ve göçmen kaçakçılığını önleme, seyir güvenliğini sağlama gibi yükümlülükleri var. Bu kapsamda bölge devletleriyle uluslararası yasalar çerçevesinde hakkaniyetli bir paylaşım için sonuna kadar mücadele etmeli, görüşmelerini sürdürmeli ve iyi komşuluk çerçevesinde ikili/çoklu anlaşmalarını yapmalı. Elbette bir NATO ülkesi, NATO yükümlülüklerini de göz önünde bulundurmalı ama Türkiye Cumhuriyeti, eğer bağımsız bir ülke ise, istediği sistemi alabilmeli; bunu gerektiği için yapmalı, iç politikaya oynamak, koz vermek, şantaj yapmak ya da şantaja boyun eğmek gibi nedenler söz konusu olmamalı!

 

S-400 sistemi özellikle ABD – Türkiye ilişkilerinde kilit sorunlardan sadece birisi, belki şimdilik en önemlisi. Ancak, ortağı olduğumuz ve 1.5 Milyar $ yatırdığımız F-35 Yeni Nesil savaş uçakları projesinden çıkarılmamız, sona yaklaşan Halkbank Davası, 24 Nisan 2021’de ABD Başkanının “Soykırım” terimini kullanması en az 2.5 Milyar $ ödediğimiz ama şimdilik kullanamadığımız S-400’ler kadar kritik önemde!

 

Çok ama çok yetkin kadrolarla uluslararası ilişkiler yürütmek hem gerekli hem zorunlu. Bu ise ancak ve ancak iyi yetişmiş Cumhuriyet kadrolarıyla mümkün. İşte bu noktada, yine dönüp dolaşıp eğitime geliyor. Çözüm, aydınlık ve üretken birey / yurttaş yetiştirmek; yani Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönmek! Önümüzdeki haftaların konuları arasında bu da var!


2021-04-26_11-29-48.png2021-04-26_11-29-59.png

Bu yazı toplam 496 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    ALOĞLU GRUP İNŞAAT
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    1/20
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.