• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Manisa 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Yaz Tenis Kursu kayıtları başladı
  • Satış Temsilcileri Aranıyor
  • Satılık Daire
  • Zeytinli Bahçe; İftara hazırız!
  • Çocuk Gruplarında yaz dönemi kurs kayıtları başladı
  • Özel Yüksel’de erken kayıt fırsatı
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Sınav Lisesinde erken kayıt indirimi
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Gaye Plus firmasına eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Penta Akademiden müjde!
  • Gülbeyaz havuz ve cafede yüzme kursu kayıtları başladı
  • Pinokyo'da Yaz Okulu ve Yeni Dönem Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Akhisar'a iz bırak

Deniz ve Balık

Mahmut Tolon

Balık ve Deniz

 

Hemcinslerimizin bir kısmı balığın boyuyla ilgili yazıp çiziyor, diğer kısmı ekoloji ve ulusalcılığı ayni kefeye koyup verip veriştiriyor.. Bir  kısmı, sadece bir balık türüyle şavaşta, bir kısmı balık yakalama yarışmaları düzenliyor ve kupalar veriyor ama sevindirici olan gerçek:  denizler ve balıklar konusundaki farkındalık giderek artıyor.

 

Birkaç kare bilgi paylaşmaya çabalamak istiyorum:  Kuzey Amerika'da  21 milyon ton suni gübre denizlere akıyıor yılda. Güney Amerika'da 16 milyon ton.  Avrupa'da 21 milyon ton , Doğu Asya'da 62 milyon ton, Afrika'da yılda  4 milyon ton.

 

Yani kabaca Amerika ve Kanada'daki 330 milyon insan 1 milyar Afrika'lının  kirlettiğinin 5 misli denizleri kirletiyorlar. Avrupa- Afrika veya  Bengladeş karşılaştırması farklı değil.  Kerameti  kendimizce menkul bir yarış içinde dünyayı kirletirken bir Batılı, bir Afrikalı'ya oranla yaklaşık 18-20 kez denizlerin ekosistemini etkiliyor.

 

Sonra da kendi üretim biçimlerimizi oraya “Fakirleri kurtarmak için” ihraç etmek istiyoruz. Gerçekten aptallığımızla övünmemiz gereken bir türüz biz.

 

Bu kadar suni gübre denize akınca denizdeki nitrojen oranı yükseliyor ve tek hücreli  yosunlar yani algler çoğalıyorlar ve sonra ölünce denizin dibinde oksijensiz bir ortamın, alg mezarlığının artmasına katkıda bulunuyorlar. Deniz ısısının da artması sonucunda denizin alt kesimlerindeki oksijensizliğin artmasından en alt seviyede yaşayanlar daha yüzeye çıkınca bir yanılgı ortaya çıkıyor: Balık bolluğu yanılgısı.  Bunları bilyoruz. Balık türlerinin azaldığını her 50 yaşındaki bilinçli insan da görüyor.

 

Bir kare daha: çiftlik balıkları, avlanan küçük balıklardan yapılan balık unu ile besleniyor. Yani tabağımızın üstüne boyu bizi tatmin eden lezzetli bir balık yetiştirmek için çok sayıda küçük balığı yakalayıp una çeviriyoruz. Böylelikle “büyük balık yiyoruz” diye kendimizi aldatıyoruz: afiyet olsun!

 

Bir kare daha: akıntıların en zayıf olduğu pasifiğin ortasındaki great pasific gabage patch diye isimlendirilen büyük pasifik çöp yuvası olarak çevirebileceğimiz alanın içinde 3 milyon ton plastik çöp olduğu hesabediliyor. Sözedilen alan Türkiye'nin yüzölçümünün yaklaşık iki misli büyüklükte. Tüm dünya denizlerinde yüz milyon tondan fazla insan pisliği olarak isimlendirebileceğimiz plastik atık olduğu hesabediliyor.

 

Fakirin zenginleşmesini önlemek istemediğimize göre dünya insan nüfusunun azalması gerektiğinde uzlaşacağımıza inanıyorum ve son derece umutluyum. Katiyyen karamsar değilim, tür olarak aptalız aptal olmamıza da okadar değil diye umuyorum. Bıçek kemiğe dayanınca uyanırız diyorum. Dayandı dayanmasına da biz anca farkediyoruz.  Nüfus farkındalığı benim yaşam süremde anlamlı arttı. Tabii ayni zamanda plastik torba, suni gübre ve abuk paketleme sanayii bilincimizin de gelişmesi ve yepyeni “günahları” tarif edip özümseme dönemindeyiz.

 

 

Boşver yahu! Sana mı kalmış bu işlerle uğraşmak, gel bu akşam bir balık yiyelim, yanına da beyaz şarap, valla mis gibi olur.

Bu yazı toplam 1428 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.