• BIST 10409.92
  • Altın 2406.276
  • Dolar 32.2918
  • Euro 35.0444
  • Manisa 42 °C
  • İzmir 39 °C
  • Yeni Yöntem ve Pusula Kurs Merkezi Yaz Kursu
  • Deniz Kurs Merkezlerinde Yaz Kursu
  • Proses Alanında Çalışmak Üzere Erkek Personel Aranıyor
  • ASDER THM Koro Konseri 13 Haziran’da
  • Mutfakta Çalışacak Bayan Personel Alınacaktır
  • Kaynaklı Konstrüksiyon Montajı İçin Personel Alımı
  • Şöför, Abkant ve Üretim Elemanı Aranıyor
  • Deniz Kurs Merkezlerinde Yaz Kursu
  • Kurbanlık büyükbaş hayvan satışları başladı
  • Hıdır Besi Çiftliğinde Kurbanlık Dana ve Düve Satışlarımız Başlamıştır
  • CNC Torna Dikişlem Operatörleri, Teknik Ressam ile Elektrikçi Oto Elektrikçiler Aranıyor
  • Beden İşçileri Alınacaktır
  • Tecrübeli Yönetici Adayları Arıyoruz
  • Güvenilir Kurban Ziyafet Güvencesiyle
  • Akhisar Enza Home Sevkiyat Personelleri Aranıyor
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur

Bir minik arı kuşu masalı

Esma Güç Çınar

Bir minik arı kuşu masalı

Daha farklı bir yazıyla sizinle buluşmaktı niyetim aslında. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu şu süreçte farklı alanda yazacak tek bir kelime elimden, dilimden, yüreğimden gelmedi.

Ülkemin acı gerçeği deprem hepimizin içinde bir enkaz oluşturdu. Gördüğümüz her manzara, ağlayan her bir çocuk, hayatını kaybeden her insan için gönlümüz Yusuf’un kuyusu, İbrahim’in ateşine döndü. Kuyuya bir ip, ateşe bir damla su atabilmek için tüm çaresizliğimizle ebabil misali yük yüklenmeye gayret ettik. Ancak hangi yükü yükleneceğimizi, ne yapacağımızı bile bilemedik.

Aklımız binlerce soru, yüreğimiz tonlarca korku, kaygı, acıyla dolu. Ama inanıyoruz ki Yusuf kuyudan çıkacak, İbrahim’in ateşi ona gül bahçesi olacak.

Bu yazımda sevgili Nurten CECELİ ALKAN hocamdan dinlediğim ve çoğu zor durumda bana güç veren bir masalı sizinle paylaşmak istiyorum. Bu masalı gerek deprem bölgesine giden gerek depremzede çocuklarla görüşme yapacak olan meslektaşlarım ve diğer meslek erbabı tüm çalışanlar için metafor olarak kullanabilmesi açısından sunuyorum.

Çeşitli kuşların leyleklerin, saksağanların, doğanların, kartalların, arı kuşlarının yaşadığı bir orman varmış. Minicik boyu, minicik kanatları ve sivri gagasıyla arı kuşu her sabah yuvasından çıkar ormanın içerisinde şöyle bir tur atar, gördüğü çiçeklere, kuşlara selam verir, ormanın göbeğindeki kocaman kestane ağacının  en yüksek dalına konar ve bir gece önce bilge baykuşun anlattığı masalı getirip onun kulağına koyacak masalı beklermiş. O ormanda bilge baykuş her gece gün batarken bir masal anlatır ve onu rüzgara emanet eder, ertesi gün, gün doğarken rüzgar bu masalı isteyenlerin kulağına bırakırmış. Arı kuşu o gün yine bilge baykuşu beklerken birden bir ses duymuş. Ne oluyor diye merak ederken arı kuşu, sağa bakmış, sola bakmış, aşağı bakmış. Bir de ne görsün! Ormanın koca ayısı kocaman göbeğinin üzerine kocaman bir davul koymuş ve güm be de güm güm diyerek geliyormuş. Heyecanla aşağı inmiş arı kuşu, biraz daha yakından dinlemek istemiş ayıyı ve kulak kabartmış onun söylediklerine. Ayı kocaman sesiyle bağırıyormuş “Duyduk duymadık demeyin ormanımızın kralı aslan ormanımızdaki kuşların arasında en yükseğe uçma yarışması düzenliyor.”. Bunu duyan arı kuşu çok heyecanlanmış. Ayı gider gitmez minik kanatlarını çırparak ormanın en sonundaki uzun kavak ağacının dibinde bekleyen yazıcı baykuşun yanına gitmiş. “Ben o yarışa katılmak istiyorum” demiş.  Baykuş gözlüğünü aşağıya indirmiş kocaman gözlerini biraz daha açmış ve hayretle “Sen mi?” demiş. “Küçücük boyun, küçücük kanatlarınla kocaman kanatlı kartalın, kocaman kanatlı leyleğin olduğu o yarışta ne yapacağını sanıyorsun küçük kuş, git işine” demiş. Çok üzülmüş arı kuşu ve minik kanatlarını çırparak büyük arı kuşlarının yaşadığı ağaca doğru uçmuş. Minik arı kuşunun her zamankinden daha erken ve büyük bir telaşla geldiğini fark eden bilge büyük arı kuşu hemen aşağı dallardan birine inmiş ve “Gel bakalım ufaklık, ne oldu?” demiş. Anlatmış bizim arı kuşu olan biteni. Ve sormuş arı kuşu: “Sence ben o yarışa katılsam kazanamaz mıyım?”

Bilge arı kuşu “ Eğer o yarışa katılmazsan hiçbir zaman kazanamazsın ama eğer denersen belki de yaparsın” demiş.

Bunu duyan arı kuşunun içinde bir şarkı oluşmuş ve minicik kanatlarını çırparak “Denersem yaparım ya, denersem yaparım ya” diyerek hızlıca yazıcı baykuşun yanına gitmiş.“Ben  o yarışa katılacağım.”demiş. Yazıcı baykuş ne kadar olmayacağını anlatsa da minik arı kuşu “Denersem yaparım belki” demiş.  Ertesi sabah bütün kuşlar yarış için sıraya dizilmiş en başta kocaman kanatlı kartal, en sonda ise minik arı kuşu.  Güm diye bir ses duyulmuş ve yarış başlamış. Bizim arı kuşu “Denersem yaparım ya” diyerek hızlı hızlı kanat çırpmaya başlamış. O kadar çok çırpmış ki önce o kocaman kanatlı leyleğin önünden geçmiş, sonra kırmızı gözlü kırmızı kanatlı kartalın yanından pır diye geçmiş. Arı kuşu çırpmış kanatlarını, başı tam bulutlara değecekmiş ki gözü aşağıya takılmış birden arı kuşunun. Ve ormandan yükselen kara dumanları görmüş, kırmızı alevleri görmüş. Yuvalarının olduğu ormanın yandığını görmüş. “Aman Allah’ım orman yanıyor, bir şeyler yapmak lazım.” demiş. Yangını söndürmek için göleti düşünmüş ve suyu nasıl taşırım diye düşünürken aklına gagası gelmiş. Bütün kuşlar gagalarımızla su taşırsak söndürebiliriz diye düşünüp hızla kanatlarını aşağıya doğru çırparak kartal abinin yanına gelmiş. “Kartal abi, kartal abi orman yanıyor.” demiş ama kartal hiç de onun gibi heyecanlanmamış. Kartal, “Telaşlanma arı kuşu, orman yansa ne olacak ki biz kuşuz gideriz başka ormana, orada yaparız yuvalarımızı.” demiş. Bırakıp gitmiş kartal, leylek gitmiş, saksağan, martı, güvercin hepsi gitmiş. Hem yarışı bırakmışlar, hem ormanı. Ama arı kuşu vazgeçmemiş. Minicik kanatlarını çırparak ve hep aynı şarkıyı söyleyerek gölete doğru gidiyor, minicik gagasına üç yudum su alıp ormana  suyu bırakıyormuş. O kadarcık suyla söner mi o yangın, sönmemiş. Arı kuşu bıkmadan usanmadan gitmiş gelmiş ve artık yorgunluktan bayılacak hale gelmiş, tam düşmek üzereymiş ki yerde kocaman bir kuşun gölgesini fark etmiş. Kaldırmış başını ve kartalı görmüş, yalnız değilmiş kartal. Leylek de ordaymış, saksağan da, diğer kuşlarda. Kartal mahcup mahcup “Seni seyrettik uzaktan, çok utandık yaptıklarımızdan, denersek belki yaparız diye geldik” demiş. Bütün kuşlar beraber açmış kanatlarını “Denersek yaparız ya, denersek yaparız ya” diyerek çırpmışlar kanatlarını. Onların kanatlarının çırpınışından oluşan rüzgar kara kara, koca koca bulutları önüne katıp gelmiş. Bulutlar ormanın üzerine yerleşince şıpır şıpır yağmur yağmış ve yangın sönmüş. Bütün kuşlar “Denedik yaptık “diyerek yangından geriye kalan ormanlarına, yuvalarına geri dönmüşler.

Bazen arı kuşu gibi düşünmeye ihtiyaç duyarız. Özellikle depremzede çocukların birçok yeni şeyi deneyimlemek zorunda kaldığı şu süreçte başarabileceklerini düşünmeye ve hissetmeye her zamankinden daha çok ihtiyaçları var.

Heybenizden masallar, gönlünüzden umutlar eksilmesin..

Bu yazı toplam 2393 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 6
    Yazarın Diğer Yazıları
    REKLAM ALANI
    • Amerikan Kültür Dil Kursu
    • Amerikan Kültür Dil Kursu
    • Kuzey Ege Kurs
    • Kuzey Ege Kurs
    1/20
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.