• BIST 102.573
  • Altın 189,184
  • Dolar 4,5692
  • Euro 5,3775
  • Manisa 29 °C
  • İzmir 29 °C
  • Novatek Endüstri’ye personeller aranıyor
  • Ahenk Anaokulundan “Güçlü Ebeveyn Güçlü Çocuk” semineri
  • Ahenk Anaokulundan yüzme kurslu yaz okulu
  • MABEM YKS-LGS Ağustos ayı sınavı ön kayıtları başlıyor
  • Veteriner Hekim aranıyor
  • Güres Tavukçuluk'a bay - bayan personel aranıyor
  • Stüdyo Taner'de dış çekim randevuları
  • GO Akaryakıt’a ön saha görevlisi aranıyor
  • Hot Döner Ramazan menüleri
  • Bursa Kebap Evi iftar menüsü
  • Ramazan Sofralarımızın vazgeçilmezi Tahin-Pekmez
  • Zeynep Gülin Öngör MTAL Gençlik ve Spor Kulübü “Yaz Okulu”
  • Köfteci Merde’ye personeller aranıyor
  • AK Parti Milletvekili Aday Adayı Ecz. Savaş Altundağ
  • Özel Deniz Kişisel Gelişim Kursu’nda erken kayıt
  • Çiftçilere ‘mahsulden mahsule öde’ kampanyası!
  • AK Parti Milletvekili Aday Adayı Ergün Karaoğlu

Sinerji ne demek?

Mahmut Tolon

Bakalım kaç kişi bu yazıyı sonuna kadar okuyabilecek?

 

Esasen yazıya başlık olarak “Yavaşlığın Keşfi “de yazabilirdim. Sten Nadolny’nin anlamlı bir romanı. Bu romandan esinlenilerek, bir opera da bestelendi. Ama kimsenin roman okuyacak vakti yok, size bir dakikada özetliyeyim. John Franklin çok yavaş bir çocuk. O denli yavaş ki ailesi “bu çocuk adam olmaz” diyor. Arkadaşları dışlıyor, aşağılıyorlar yavaş diye. Ailesi (o zaman daha motorlu tekneler icad edilmemiş) büyük bir yelkenliye veriyorlar çocuğu. Orada en alttan başlayıp yavaş yavaş rütbe kazanıyor. Çok yavaş diye, liyakat ve sabır ile sonunda kaptan bile oluyor.

 

***

Buraya kadar patlamadan okuyabildiniz mi? Yoksa pes mi ettiniz? 

 

John kaptan olunca yavaşlığından dolayı başka insanların yapamadıklarını yapabildiği ortaya çıkıyor yavaş yavaş. Onun gemileri hep daha hızlı, daha emin bir şekilde limanlara giriyor. Çok başarılı bir kaptan oluyor, çünkü insanlarla iletişimde yavaş diye damgalanan John rüzgarları dinlemeyi ve anlamayı öğrenmiş. İşte size bir roman özeti. tabii okumaya devam edenlere.

***

Atlarla bir deneyler yapılmış, bir at yaklaşık 1000 kg çekerse iki at ne kadar yük çeker?   Düz mantıkla eğer ters istikametlerde çekerlerse sıfır kg değil mi? Ama yan yana koşulurlarsa ve ayni istikamette çekerlerse? Sadece iki ton değil ,birkaç mislini çekebiliyorlar. Hele eğitimli atlar 7-10 ton gibi çekiyorlarmış. 

 

Tabii inanmadım, kolayca at da bulamadığım için gittim Akhisar’daki komşumun Mehmet Kayalı’nın Zeytinyağ Fabrikasına ve orada bir işçi ile dört tekerlekli araba ile zeytinyağı çektim. Teker teker de çektik ve ölçtük. Koşum takımımız yoktu ama net bir sinerji ortaya çıktı. Yani ikimiz tek tek yapabildiğimizin toplamından fazla zeytinyağı çekebildik. İşte size sinerji. Bunu bir çok insana, ezberleyene değil, anlayana kadar okutmak geçiyor mu içinizden?

***

Sinerji yaratabilmek için arabayı ayni istikamette çekmek gerek . Bunun için de anlaşabilmek gerek. Konuşabilmek ve dinleyebilmek. Soru: ne kadar net iletişim kurabiliyoruz? Konuşmak deyince iki tarafın da ayni zamanda konuşması mı, yoksa birinin sonu olmayan monologlarını mı anlıyoruz? Bakınız laf ishali (bu hafta tekrar bloğumda yayınlanandı).

***

Dinleyebilme kabiliyetimiz ne kadar? Mind wandering diye yeni bir terim var psikolojide. Gezen zihin diye çevirdim. Bu konuda apayrı bir yazıyı yarına. Anlaşabilmek yani arabayı beraberce çekip, artı değeri beraberce üretip, keyifle paylaşabilmek için de birbirini dinleyebilmek gerek. Ne kadar dinleyebiliyoruz birbirimizi? Çok iş yapıp, vakti olmamak iyi bir şey mi? Sinerji için yoksa daha yavaş, daha iyi mi? Uzun süreye yayarak anlaşmak mı iyi, yoksa birbirini dinleyerek daha kısa sürede mi anlaşmak iyi? Zamanın ruhuna bakarsak birbirimizi dinlemeyi unutuyoruz. Bu alışkanlık kayboluyor ve alışkanlıklar yaşamın tarifi olduklarından, çok çabuk reaksiyonlar vererek anlaşabilme imkanlarını baltalıyor muyuz acaba?

 

Basit bir gözlem ile yazıyı bitireyim ve sizi düşüncelerinizle baş başa bırakayım değerli okurum. Sılay Erman diye 20 yaşında hoş sesi olan bir sopranoyu dinledim, beğendim. Dinlerken 33 saniyelik bir kayıt yaptım. 30 saniyesi kızın sesi, 3 saniyesi alkışlardan ibaret. Sesi paylaşmak istediğim 70 kadar insana da cep telefonumdan dinlettim. 30 saniyeyi bir şey söylemeden dinleyebilen tek kişi çıktı. O da yoğun müzikle uğraşan birisi. Genelde 7 saniye sonra bir paylaşım, değerlendirme geldi karşı taraftan. Acaba “anlaşabilmek, yani arabayı beraberce çekebilmek için, dinleyebilmek, yani karşımızdakinin melodisini anlayabilecek kadar dinleyebilmek alışkanlığımızı kaybediyor muyuz?” diye korktum.

Bu yazı toplam 1532 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.