• BIST 2.443,77
  • Altın 975.604
  • Dolar 16.7259
  • Euro 17.4609
  • Manisa 28 °C
  • İzmir 28 °C
  • Deneyimli satın alma sorumlusu aranıyor
  • Bayan kasiyer aranıyor
  • Tatilse Arzum güncel tur listesi
  • Çocuklara en güzel karne hediyesi bisiklet
  • SRC-5 Belgeli tanker şoförü aranıyor
  • Operatör ve operatör yardımcısı aranıyor
  • Akhisar Atatürk Domino’s açıldı
  • Zeytin fabrikasında çalışmış tecrübeli erkek personel aranıyor
  • Hıdır besi çiftliğinde kurbanlık dana satışlarımız başlamıştır
  • Kurbanlık büyükbaş ve küçükbaş hayvan satışları başladı
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur

İnternette hakaret ve küfüre maruz kalmanın hukuki sonuçları

Tuğba Gerçin Çığ

İnternette hakaret ve küfüre maruz kalmanın hukuki sonuçları               

Her geçen gün artan internet ve sosyal medya kullanımı bazı problemleri beraberinde getiriyor. Bu problemler arasında yer alan ve hukukun sonuç bağladığı durumlardan biri şüphesiz, internet ortamında hakaret, küfür ve aşağılayıcı söz ya da imgelerle karşı karşıya kalmaktır. Hangi sosyal statü ve kimlikte olduğu, makamı fark etmeksizin her bireyin maruz kalmasının oldukça muhtemel olduğu bu konu hakkında bilgi sahibi olmak, ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı ile kişilik haklarının korunması arasındaki dengeyi doğru şekilde kurabilme açısından önem arz ediyor.

Herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olması ifade özgürlüğü olarak tanımlanmaktadır. Ancak bilindiği üzere, her hakkın kullanımı başka bir hakkın kullanım alanına müdahale edeceği noktayla sınırlıdır. Kişinin manevi varlığına işaret eden ve toplum içindeki saygınlığını, kişiliğini serbestçe geliştirmesini temin eden ögeler kişilik hakları olarak adlandırılır. Kişinin hakaret ve küfür niteliğinde bir söz, resim vb. ile karşı karşıya kalması durumunda ise bahsi geçen kişilik haklarına saldırı söz konusu olacaktır. Bu yönde bir saldırının internet ortamında gerçekleştirilmesi ile gerçek dünyada gerçekleştirilmesi ihtimallerinde benzer yaptırımlar öngörülmüştür.

Yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nun “Şerefe Karşı Suçlar” başlığı altında ele alınan 125. maddesinde Hakaret Suçu’na yer verilmiştir. “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”  Aynı maddenin devamında yer alan fıkrada ise, “Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur” demek suretiyle hakaret suçunun internet ortamında işlenmesi durumuna işaret edilmiştir. Hakaret suçunun bir kamu görevlisine karşı görevinden dolayı veya dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı veya kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi halinde verilecek ceza sınırı daha yüksek olacaktır.

Hakaret suçunun alenen işlenmesi halinde verilecek ceza 1/6 oranında artırılır. İnternet ortamında gerçekleştirilen hakaret ve küfürler niteliği gereği çoğunlukla bu kapsamdadır. Sosyal medya örneğini ele alacak olursak, paylaşılan bir gönderi veya gönderiye yapılan bir yorum içerisinde hakaret bulunması ihtimalinde söz konusu yazı, görsel vb. birçok insanın erişimine açık haldedir. Kanun metninden anlaşılacağı üzere bu durum kalabalık bir sokakta bir kişiye yönelik herkesin duyabileceği şekilde hakaret suçunu işlemekle eşdeğer görülmüştür. Benzer şekilde hakarete konu yazı, görsel vb. ileti yoluyla gönderilmiş (WhatsApp, SMS, E-mail) ya da telefon üzerinden yapılacak bir aramayla sözlü olarak gerçekleşmiş olabilir.

İnternet ortamının erişim kolaylığı ve içeriklerin yayılma hızı düşünüldüğünde konunun ciddiyeti daha net anlaşılmaktadır. Sosyal medyanın sunduğu iletişim kurma kolaylığına paralel olarak yaygınlaşan linç kültürü, eleştiri ile hakaret arasındaki çizgiyi görmenin önemine işaret ediyor. Bu gibi bir durumla muhatap kalınması halinde ise  Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yapılacak bir şikayet ile hakaret suçunun araştırılması sağlanabilir. Şikayete konu yazı ya da görselin hakaret kapsamına girip girmediğinin tespiti savcılık makamı tarafından yapılacaktır. Ancak yerleşik içtihatlar göz önüne alındığında, beddua niteliğindeki kelime ve cümlelerin, nezaket dışı kaba cümlelerin, eleştiri veya ağır eleştiri niteliğindeki sözlerin hakaret kapsamı dışında kaldığı bilinmektedir. Bunlara örnek olarak, terbiyesiz, karaktersiz, defol git, lan, ulan, ne mal olduğunuzu biliyorum, Allah belanızı versin vb. verilebilir.

Hakaretin kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla işlenmesi ihtimali hariç hakaret suçu şikayete bağlı bir suçtur. Diğer bir deyişle, kendisine hakaret edilen kişi şikayetçi olduğunu beyan etmedikçe soruşturma aşamasına geçilmez. Cumhurbaşkanına yönelik hakaret ise Türk Ceza Kanunu’nun ayrı bir maddesinde düzenlenmiş olup şikayet şartı aranmaksızın soruşturma başlatılan suçlar arasındadır. Gerek şikayet, gerek devamında açılacak dava ile başlayan yargılama sürecinin bir avukat aracılığıyla yürütülmesi, olası hak kayıplarını önleme açısından oldukça önemlidir.

Yeni yazılarda görüşmek üzere, güzel bir Nisan ayı geçirmeniz dileğiyle…

Av. Tuğba ÇIĞ

İletişim: av.tugbacig@gmail.com

Bu yazı toplam 1440 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
TUNÇSEL ASANSÖR
  • Tunçsel Asansör
  • Tunçsel Asansör
  • Tunçsel Asansör
  • Tunçsel Asansör
1/20
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.