• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • Manisa 21 °C
  • İzmir 26 °C
  • Satış Temsilcileri Aranıyor
  • Satılık Daire
  • Zeytinli Bahçe; İftara hazırız!
  • Çocuk Gruplarında yaz dönemi kurs kayıtları başladı
  • Özel Yüksel’de erken kayıt fırsatı
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Sınav Lisesinde erken kayıt indirimi
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Gaye Plus firmasına eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Penta Akademiden müjde!
  • Vergi Dairesinden duyuru
  • Gülbeyaz havuz ve cafede yüzme kursu kayıtları başladı
  • Köfteci Ramiz'e personel aranıyor
  • Pinokyo'da Yaz Okulu ve Yeni Dönem Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Akhisar'a iz bırak

İlk öğretmenim, İlk Kahramanım: MEHMET DAL

Tuncay Şen

İlk öğretmenim, İlk Kahramanım: MEHMET DAL

“Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;
Durma durma koş.”

 

Çocuklara ilkokulda verilen eğitimin niteliği, gelecekteki başarıları, okula karşı, derslere karşı ve kendilerine karşı tutumları üstünde önemli bir etkiye sahiptir. Bu durumda, ilkokul döneminde çocukla etkileşimde bulunan kişilerin, özellikle de öğretmenlerin çocukların geleceğini biçimlendirmede, sağlıklı bir kişilik kazanmalarında büyük rolü olduğunu söylemek mümkündür. Öğretmen, düzenleyeceği zengin, uyarıcı bir çevre ile çocukların gelişimlerini hızlandırır.

İllkokul öğretmenleri bireyin yaşamında can alıcı öneme sahiptir. Tıp doktoru hastasıyla ilgili en büyük hatayı yaptığı zaman kişi bir kez acı çeker ve yaşamı sonlanır. Kuşkusuz bu durum da küçümsenecek bir olay değildir. Ancak ilkokul öğretmenleri öğrencileri ile ilgili bir hata yaptıkları zaman, onlar yaşamları boyunca acı çekebilirler. Bu hatadan yaşamları boyunca etkilenebilirler.

İlk öğretmen, ilk kahramandır. İlk kahramanın güçlülüğü sonrakileri de güçlü kılar.

Mağduriyetin ve masumiyetin adı ve dili olan bir okulda ilk öğretmenim oldu. Geleceğim ile ilgili kurduğum hayallere çevrem inanmazken o beni yüreklendirdi. Yıllarca her başarımı ona gidip paylaşırdım, birlikte kutlardık. Doktorluk diplomamı ona göstermeye gittiğimde trafik kazasında öldüğünü öğrendim, yıkıldım.

Umut etmeyi, hayal kurmayı ve o hayalin peşinden koşmayı  öğretti. Asla pes etmemeyi.. dik durmayı, onurlu olmayı.. İçin kan ağlasa bile gülümsemeyi öğretti. Meğer kendi yaşamımın da yaşadıklarını öğretmiş bize… Her şeye  rağmen hayata tutunabilmeyi, mücadeleyi. sevmeyi sevilmeyi, Başkalarının acılarını hissetmeyi.. Kısacası yaşamı öğretmiş bize.

  Yıllar sonra onu yazmak istedim. Unutulmasın istedim. Kızından yardım istedim, hayatına dair detayları öğrenmek için. Yaşamında bilmediğim detayları öğrendikçe ona olan sevgim daha da arttı.  Yokluk içerisinden  öğretmen olmak, çocuklara umut aşılamak. Ve o umutla mutlu olmak öğretisiydi adeta.

 

  İçimden bir ses  “ Onu anlat işte “diyordu. Öğretmenimin yaşamın da ki detayları bana aktaran kızı Sevgi Dal ve oğlu Başaran Dal’a teşekkür ediyorum. Kendilerine ve hala hayatta olan eşi Meliha Dal ‘a sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

 

Mehmet DAL ( 1933- 1996)

 

  1933 yılında Balıkesir’in Sındırgı ilçesinin Kozlu Köyünde doğar. Henüz 1 yaşındayken babasını kaybeder. Annesinin başka biriyle evlenmesi üzerine çocuk yaşta yalnız kaldı. Teyzesinin hayvanlarına bakma karşılığında onların evinde kalmaya başlar. Bir lokma ekmek karşılığında çalışmak zorunda kalmayı öğrenmiştir.

   9 yaşında köylülerin hayvanlarına çobanlık yaparak harçlığını çıkarır. Bu dönemler de hiç ayakkabısı olmamıştır, yıllarca yalınayak dolaşmış.

   Köyün varlıklı kişilerinden olan Mehmet Can’ın  hayvanlarına bakar, tarlada çalışanlara yemek götürürmüş (Yıllar sonra Mehmet Can’ın kızı ile evlenir.)

 

12 yaşına geldiğinde köyde ilkokul açıldığını haber alır. O yaşa kadar okul yüzü  görmemiştir. Hemen gidip  kendi kendini okula kaydettirdi. İlk okul öğretmeni  Necati Cebe’dir. Necati Cebe daha sonraları Balıkesir CHP milletvekilliği yapmıştır.

   Çocukluğu ve gençliği yoksulluk içinde geçti.

Okul hayatında yollara atılmış sigara paketlerini toplar, düzeltir ve ödevlerini onların üzerine yaparmış. Ertesi gün tekrar ödev yapmak için, bu sigara kağıtlarını siler, yeniden yeniden kullanırmış. Silgiyi de arkadaşlarından ödünç alırmış.

   Kimsesiz olduğu için yırtık ya da söküklerini köylü kadınları onarırmış. Sürekli aynı pantolonu giymek zorunda olduğundan yıprandığında  onarıla onarıla zamanla neredeyse yamalardan ibaret bir pantolon haline gelirmiş. Bize okulda  “giysileriniz yamalı olabilir ama hep temiz olmalıdır” anlayışını benimsetmişti.

   İlkokul öğreminde öğretmeni Necati Cebe onu hep destekledi. 12 yaşında ilkokula başladığı için 17 yaşında bitirebildi. Okulu bitirince öğretmeni onu Savaştepe Öğretmen okuluna kaydettirmek istedi. Ancak 17 yaşında olduğu için okula kabul edilmez. Öğretmeni Necati Cebe ona baba gibi yaklaştı, Mehmet’in yaşını küçültmek için başvuruda bulundu, bunun için mücadele etti ve onu Savaştepe Öğretmen Okuluna kaydettirdi, yatılı öğrenci olarak öğrenim görmeye başlar. Bu okulun o zaman ki adı Savaştepe Köy Enstitüsü imiş. Bu okulda okurken köy enstitüleri kapatıldı ve okul Savaştepe Öğretmen Okuluna dönüştürülür. Değişen sadece isim değildir. Eğitim anlayışı tamamen farklılaşmıştır.

   Öğretmen okulunda okurken yaz tatillerinde köye geldiğinde yalnız ve kimsesiz bir genç olarak, tek başına köylülerin tütün tarlalarında işçilik yapmaya başladı. Oruçluyken bile aynı verimle çalışmaya devam etti. O kadar çalışkan ve üretken bir insandı ki, köylüler ona çift yevmiye ödüyordu. Öğretmen okulunda okurken, köyün varlıklı insanlarından “Patron” lakaplı Mehmet Can’ın kızıyla, hem bir öğretmen adayı olması, hem de çok çalışkan ve dürüst biri olması nedeniyle takdir edilerek nişanlanmasına izin verilir. Okulunu bitirdiği yaz tatilinde köyde ‘ ortak tütün’ diker. (ortaklık demek, tarlanın bütün giderlerini toprak sahibi karşılarken, işçiliğini çalışanın üstlenmesidir.) Bu üretimden kazandığı parayla düğün masraflarını çıkarmıştır.

  1957 yılında Öğretmen Okulunu başarıyla bitirir ve Kayseri’ nin İncesu ilçesi Üçkuyu Köyüne öğretmen olarak atandı. Yaz tatillerinde köye gelerek ‘ortak tütün’ üretmeye devam eder. İlk görev yaptığı okul da kaldığı yer beton üzerinde hasır, bir battaniye ve bir tencereden ibaret tek göz bir oda imiş. Odanın ortasında bulunan tandır da tezek yakılırmış. İki yıl bu okulda bu şartlarda öğretmenlik yapar.

   1958 yılında Meliha Can ile evlendi. 1959 yılında ilk görev yeri olan Üçkuyu köyünde  Sevgi adında bir kız çocuğu doğar.

   1959 yılında Balıkesir’in Sındırgı ilçesi Alacaatlı köyüne atandı. 1960 yılında bu köyde iken bir erkek çocuğu dünyaya geldi. 27 Mayıs inkılabından dolayı oğluna ’İnkılap’ adını verdi. 2 yıl burada hizmet verdikten sonra 1961 yılında yine Sındırgı ilçesine bağlı Karakaya Köyüne atanır.

 Karakaya köyünde insanlar dere suyunu içme suyu olarak kullandıklarını görür. Köye içme suyu getirilmesi için öncülük eder. Bunun sonucunda önce köyün ortak yaşam alanlarına olan cami, okul, köy meydanı, sokak aralarına köy içme suyuna kavuşur.  Okulun büyük olan bahçesini  meyve bahçesine dönüştürür. Öğrencilerin okula gelmesini zorlaştıran derenin üzerine köprü yapılmasını sağlar. Bunları genellikle köylüleri imece çalışmasına ikna ederek, muhtarı da yanına alarak gerçekleştirir. Köyün okuluna ikinci bir öğretmen atanabilmesi için köylülere öncülük eder, bir lojman yapılmasını sağlar. Okulun avlusunda kavak ağaçları dikip ve yetiştirdi, daha sonra bu kavaklar okulun çatısı yenilenirken kullanılır.Bu çalışmalar sırasında köylünün güvenini ve takdirini kazanır. Aradan 50 yıl geçmesine rağmen, Karakaya Köyünün insanları hala Mehmet Dal’ın ailesini arayıp sorarlar ve o günleri yad ederler. Karakaya   köyünde 6 yıl çalıştı. 1965 yılın da Başaran adında bir erkek çocuğu daha dünyaya geldi.

  1967 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesi Geyikli köyüne atandı. Geyikli’de de köylü her işinde derenin suyunu kullanıyordu. Mehmet Dal köylüye öncülük etti, köye su getirilmesini sağladı. Meyve üretimi yapılan bir köydü. Dağlık bir köy olduğu için tarıma elverişli toprakları sınırlıydı. Sağlıklı sebze üretimi ve zirai üretim konularında köylüler ondan çok şey kazandı. Geyikli’de 2 yıl hizmet verdi.

  1969 yılında Akhisar İstiklal İlkokuluna atandı.1969 yılından emekli olana kadar Akhisar’ın değişik okullarında görev yaptı. Ama 5 kişilik bir ailesi vardı, çocuklar büyüyordu ve öğretmenlik maaşıyla geçim zordu. Devrim ilkokulun da çalışırken öğretmenim oldu. Onun okuttuğu en son öğrencilerindenim.

  1970 yılından itibaren öğretmenliğin yanısıra sürekli tütüncülük yaptı.  Daha sonraları da 15 yıl boyunca sebze ve maydanoz üretimi yapmıştır. Bütün bu ziraat işlerinde ailenin bütün üyeleri birlikte çalışırlar.

   Mehmet Dal, TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) üyesiydi. TÖS 1960 yılından sonra gelişen özgürlükçü ortam içinde 1965 tarihinde kurulmuş, 1971 yılında gerçekleştirilen 12 Mart Darbesi sonucunda kapatılmış, açık olduğu süreçte aktif bir öğretmen sendikasıydı.

  

  Daha sonra TÖB-DER’e (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) üye oldu. Kuruluşuna Köy Enstitüleri kökenli birçok öğretmenin öncülük ettiği, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra kurulup 12 Eylül 1980 darbesinde kapatılan, 250 bin üyeye ulaşan Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük öğretmen örgütlenmesidir.1970’li yıllarda (ülkemizde siyasi olayların yoğun yaşandığı dönemde) dernek üyeleri büyük boykotlara katılmışlar, bunların sonucunda sürgünler ve görevden atılmalara uğramışlardır.

   12 Eylül darbesinin acıttığı ailelerden biri de ailesi oldu. Kapanmaz yaralar bıraktı. Toplum olarak o günlerin acılarını unutmamalıyız. Unutursak yine kaybederiz..Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür. Ancak sancısını çeken bilir. Allah acısı olan ailelere sabırlar versin.

 24 Aralık 1978 yılında Kahramanmaraş katliamını protesto etmek amacı ile, Töb-Der üyesi öğretmenler 1 gün iş bıraktılar. Mehmet Dal bu eyleme katılanlar arasındaydı. Bu yüzden açığa alındı. 12 Eylül 1980 askeri darbesi olduktan sonra yargılandı. Bu yargılama sonucunda görevine iade edildi. Ancak 2 ay sonra baskı ile emeklilik dilekçesi vermek zorunda kaldı ve erken emekli edildi.İlk okul 5.ci sınıfta idik. Bize aniden veda etti. İlk o gün görmüştük ağlayışını. Birkaç ay sonra mezun olacak öğrencileriydik. Sınıf olarak duygu ve hüzün yüklü bir veda töreni yaptık. Sınıf olarak , “öğretmenimizi istiyoruz” tepkimiz sonuç vermedi.

   Açıkta bulunduğu sürede ve erken emekli edildiği dönemde üç çocuğu da Akhisar dışında öğrenim gördüğü için, onların öğrenim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için eşiyle birlikte ziraat işlerine ağırlık vererek devam etti.

   Emekli edildikten yaklaşık 10 yıl sonra çıkan intibak yasası ile verilen haktan yararlanmak için üniversite sınavına girdi, bunun sonucunda Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesine kayıt yaptırdı. Fark derslerini vererek üniversite öğrenimini tamamladı. Tekrar öğretmenliğe Akhisar Misak-ı Milli İlköğretim Okulunda başladı. 1 yıl çalıştı. Tekrar emekli oldu.

   Ziraat işlerine ölümüne dek devam etti.

  Oğlu İnkılap Dal, 1985 yılında siyasi nedenlerle tutuklanarak cezaevine gönderildi. Cezaevinde Lösemi tanısı konuldu. Dönemin ve cezaevinin koşulları altında oğlunun tedavisini sağlayabilmek, tahliye edildikten sonra  tedavi amacıyla yurt dışına çıkışını sağlayabilmek için büyük bir çaba verdi.  İlik nakli için pasaport izni verildiğin de İnkilap 30 kilonun altına inmişti. İlik nakline değil adeta ölüme gönderilmişti. Sedye ile gitti tabutla geldi.22 Ağustos 1989’da İnkılap Dal 28 yaşında vefat etti.

  Bu olay onu ve ailesini çok etkiledi.

  Oğlunun ölümünden 7 yıl sonra, 16 Haziran 1996 Cumartesi günü sabahı, maydanoz dağıtımını yaparken, Tütün Otelin önünde bir arabanın çarpması sonucunda 62 yaşında hayata gözlerini yumdu.

  Acıyla damıtılmış yaşamında umut hep ufkun oldu.

  Ruhun şad olsun, ilk öğretmenim, ilk kahramanım…

1-024.jpg2-017.jpg3-013.jpg4-012.jpg5-011.jpg6-011.jpg7-006.jpg8-004.jpg

Bu yazı toplam 5697 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 14
    Yazarın Diğer Yazıları
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.