• BIST 98.305
  • Altın 143,791
  • Dolar 3,5718
  • Euro 3,9920
  • Manisa 24 °C
  • İzmir 24 °C
  • Özel Yüksel’de erken kayıt fırsatı
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Sınav Lisesinde erken kayıt indirimi
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Grafiker Aranıyor
  • Gaye Plus firmasına eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Penta Akademiden müjde!
  • Viyol üretim elemanı ve kümes operatörü aranıyor
  • Vergi Dairesinden duyuru
  • Gülbeyaz havuz ve cafede yüzme kursu kayıtları başladı
  • Özgür Yumurta'ya personeller aranıyor
  • Köfteci Ramiz'e personel aranıyor
  • Pinokyo'da Yaz Okulu ve Yeni Dönem Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Akhisar'a iz bırak

Gürültü Kirlenmesi

Mahmut Tolon

(Yerel) Gürültü kirlenmesi

 

Bangır bangır bağıran hoparlörler. Müzik dinlemenin de bir adabı vardır. Bu seçim sırasında yapılan gürültü artık taciz olarak adlandırılabilir.  

 

 Genelde başkan adayları nasıl özensizce saptandı ise  Ergenekon da özensizce yapılıyor. Malzeme bu mu?.  Avurt damarları şişmiş birbirlerine hakaret eden politikacılar – halbuki bu ülke Bayar, İnönü, Fatin Rüitü Zorlu'ları da gördü. 

 

Bayraklar, arabalar, gürültü. Ne tatlı şeymiş güç? Para harcamaya hazır insanlar sonunda güce ulaşmak için! Ondan sonra da harcadığını geri almayacak mı kazanan?

 

Ülke çapında tartışılması gereken şeyler mesela din ile devletin ayrılması, adil bir seçim kanunu ve bağımsız bir yargının reformu ve nüfus politikası  ama bu konular açıkça tartışılmıyor. Sade yerel seçimde değil, genel seçimde de tartışılmıyor.

 

İddia ediyorum 5 kişilik bir grup planlama için biraraya gelse bundan sonra kimin (hangi 30 - 40 yaşındaki insanın) herhangi bir beldede başkan olacağına karar verse ve bu seçimden sonra düzenli planlama ve çalışma  ile sonunda daha az para harcayarak  kesin bağımsız Belediye Başkanı olurülkenin herhangi bir beldesinde adayları hatta çoğu  kentinde.  

 

Malzeme var da Atatürk zamanında Türkiye'de çalışan ve sonra Willy Brandt a danışmanlık yapan ve Dünya Ekonomi enstitüsüne başkanlık yapan Kiel TC Fahri Konsolosu müteveffa  Fritz Baade'nin  bir saptaması aklıma geliyor:

 

“Bu ülkede un var, şeker var, yağ var ama bir türlü pasta yapamıyoruz.”

 

 Yeterince canımız yanınca yapacağız da yeter canımız yanmadı mı hala  uzlaşıyı aramanın önemini anlayacak kadar? Bu hoyratça, seviyesiz politikadan vazgeçecek? Uzlaşmanın ilahi adalet olduğunu ve uzlaşma için de yaklaşık uzlaşmama için harcadığımıza yakın aktif bilinçli çaba sarfetmemiz geretiğini! Ve netice itbariyle uzlaşmanın önümüzdeki nesiller için tek yol ve seçeneksiz olduğunu anlayacağız da ne zaman?

 

Bu özensizlikten, bu derbederlikten bu orantısız israftan  ancak uzlaşı ile yapılan yeni bir seçim kanunu  kurtaracak ve bu ihtiyaç da giderek bozuk hoparlörlerden çıkan gürültü ile insanların kafasına kakılıyor.

 

Umarım anlar ve yaparız adil bir seçim kanununu  Şartlar oluştuysa yaparız. Yoksa da yan gelir yatarız. Birileri gelir şartları oluşturur ve bizi güder daha evvel bolca gördüğümüz filimlerdeki gibi.

Bu yazı toplam 1649 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.