• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • Manisa -7 °C
  • İzmir -1 °C
  • Yavuz Sigorta yeni adresinde
  • Satış temsilcisi aranıyor
  • Halk Eğitim’den emlak danışmanlığı kursu
  • Büyük Öncü AVM, Vestel açılıyor
  • ASDER'den resim atölye çalışmaları
  • Cumhur Sarı'nın tek kişilik gösterisi 23 Kasım'da
  • Zeytine minnet kortej yürüyüşü 24 Kasım'da yapılacak
  • Dünya Zeytin günü programı belli oldu
  • Nakış makinesinde çalışacak usta, operatör ve makineci aranıyor
  • Hypatia Book & Coffee’de 10 Kasım nedeniyle 3 al 2 öde
  • Üniversal tornacı ve kaynakçı aranıyor
  • Akhisargücü Basketbol Akademisi kış okulu kayıtları başladı
  • İnşaat mühendisi aranıyor
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir

Bir pervasızın günlüğünden

Tuncay Şen

BİR PERVASIZIN GÜNLÜĞÜNDEN

 

“İçimden şu zalim şüpheyi kaldır

  Dönüşü olmayan bir yoldayım

  Ya sen gel

  Ya beni oraya aldır.”

                                 İsmet Özel

                                                                          12 Temmuz 93

 

Düşünce denizinde dalgalar beni boğmaya sevdalanmış… Zincirlerim ansızın kopuvermiş… Kalemim kırılmak isteniyor… Çizgi ötesinde bir kabus… Ter içinde bırakan kasırga… Sigaralar nefes vermiyor artık…Yıldızlar kokmuyor… Güneş suskun… Yağmur romantizmi gitmiş… Sular deniz uzak artık… Denizi giymek kolay değil bu yüzden… Hıçkırıklar sızıyor ardında bıraktığım anılardan…Herkes ayna olmaya hevesli… Hepsi beni yansıtmak için yarışıyor…  Bir ses geliyor yıldız deliğinden bakan gözlerden…Saatler düne ayarlı… Yaşamın delişmen ve dehşetengiz bir kışı önümde sırıtarak bekliyor beni… İliklerime kadar sinmiş benim olmayan güzellikler… Ağlamalıyım yine… Öyle bir ağlamalıyım ki, her söz susmalı…

                                                                          20 Temmuz 93

Ağlaman

Bir kabullenişin başı

Sana örülen engellere

Bir itirafın dünde kalışına

Bazen de

Ardından gelecek bir isyanın habercisi

Öyleyse,

Ağla yüreğim

Henüz geç kalmadan

 

                                                                         26 Temmuz 93

 

Dün…

Geçmişim…

Darağacı olmuş konmuş karşıma…

Yarın…

Geleceğim…

İp olmuş dolanmış boynuma…

 

                                                                       2 Ağustos 1993

 

Çözülmelerin ardından beliren sessizlikler de boğarmış insanı. Dayanılacak bir dal yoksa durum daha da vahimmiş. Günlerdir bunu yaşıyorum acı acı...Durulmalar gelip geçici nöbetler gibi…Her seferinde kelimeleri eksiltiyorlar inadına…Söylenilecekler bitmemişti oysa! Hazırlıksız yakalıyor insanı… Kimse duymuyor duyulması gerekenleri… Dostlar silinmiş yazı gibi okunmuyor… Bir dostum kelimelerden korugan örüyormuş… Biraz çıngar…

Sessizlik ardında çığlık olur mu?

Kırmızı neyi anımsatır belleklere?

 

                                                                       7 Ağustos 93

 

Gel!

Günlerdir beklediğim, gel…

Susamışlığa son ver…

Gel! Kana kana içeyim.

 

                                                                     13 Ağustos 93

 

…………………………………………………………………………….

 

                                                                     20 Ağustos 93

 

Geldi… Silkindim… Kana kana içtim… Kanamadım…

 

                                                                    3 Eylül 93

 

Bakışların gitgide gözlerimin derinliklerine dek indiğini hissediyorum. Net cevap bekliyorlar belli… Oysa ben anlatmıştım kendimi…“Dünün eskimiş kirleriydi, gözlerimde kanattığım düşler” diye başlamıştım sözlerime… “Beyni kalkerleşmiş döneklere mi kaldı yargılanmam?” diye sormuştum başımı kaldırarak… Bütün aykırılığım böyle anlaşılsın istemiştim… Saydamlık kazanabilmekti tek amacım… Bir savunmada değildi hani… Uyarıcı lekeler gördüm sözlerinizde… Her biri bir sövgüye eşdeğer… Kulağımı tırmalıyor… Boşuna benden sövgü beklemeyin…sövmeyeceğim.. Çünkü ancak hiçbir söz söyleyebilecek gücü olmayanlar sarılırlar sövgüye… Tıpkı sizin gibi… İşte bunun içindi hemencecik gidişim… Şimdi bir durulma ertesi sessizliğimle size baktıkça daha da artıyor şaşkınlığım…

Hep karanlık bırakmışsınız beni… Bir andan aydınlığa çıkmışım ondandır gözlerimin kendime bile alışamaması…

Ne kadarda çokmuş bilinmezlerim…

Ey karanlıklar… Ey yüreğimde depreşen kasırga… Ey akan suların imkanı… Ey sessizliğin sesi…

Nerdesiniz?Nereye kaçtınız?Niçin terk ettiniz beni?

Ey uğrunda ölüme sevdalandığım dostlarım… Ey yüzümde hırpalanan anılar…Ey umarsız içime çöken ağırlık… Ey ucuz bie filmin figüranları!...

Duyun artık sesimi…Film bitti artık… Anladınız mı?...

FİLM BİTTİ!..

                                                                6 Kasım 93

Tuncay Şen

drtuncaysen@akhisarhaber.com

Not : Bu yazı ilk kez ‘Gece Nöbeti’ dergisi (1996) 2.ci sayı sayfa 24 de yayınlanmıştır.

Bu yazı toplam 2491 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.