• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Manisa 22 °C
  • İzmir 30 °C
  • Bay eleman aranıyor
  • Tüm Okul Kıyafetleri, Akhisar'ın Okulcusu ALM'de
  • Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı Tanıtım Toplantısı
  • Portakalspor, bayanlara özel spor ve sağlıklı yaşam merkezi
  • Bay-bayan çalışma arkadaşları aranıyor
  • Halkla İlişkiler personeli aranıyor
  • Akhisar Rodoplu Teknik’te Viessmann klimalar peşin fiyatına taksitle
  • Elektrik teknisyenleri ve teknikerleri aranıyor
  • Sevgi Çocukları yakında burada
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu

Tatlı telaş

Mahmut Tolon

Tatlı telaş

Söz gümüş ise sükut altındır denir. Daha da ötesi derler ki : kırık plak gibi gerçekleri her dürüst insan söyleyebilir akıllı insanın  yapması  gereken: gerektiği  zaman düzgün üslub ile gerçeği söylemek diye de düşünülür.

Yani :Taşı gediğine koymak.

Ayni fikirde değilim.

Taşı gediğine koyacak adeleyi geliştirmek için ayni bir halterci misali devamlı taş kaldırmak gerekir. Sonra şampiyona anında gereken adele gücü olmayabilir mecazi anlamda devamlı çalışılmazsa. Bu fikir takibi esnasında bazen istemeden de olsa bir fikri oluşsun istediklerinizi rahatsız edebilirsiniz. Rende yapılan yerde yonga düşer diyebilecek kararlılık gerekebilir. Kavgadan şahsi itiş kakıştan kaçınıp, fikri tekrar tekrar söylemek gerek.

Ayrıca şiddet uygulanmadığı sürece, zamanı da süreci de  tekrarlarla  etkileyebiliriz. Tekrar zaten öğrenmenin, yol oluşturmanın da  esası değil mi? Tekrar inanç sistemlerinin de temeli değil mi?

Damlaya damlaya göl olur : işte geçerli kalan bir atasözü!

Bazı gerçekleri örneğin nüfus ve evrim  hep söylemek zorundayız. Yoksa söyleme kapasitemizi de cesaretimizi de yitirebiliriz. Nüfus ve evrim çünkü birini anlamadan diğerini anlamak mümkün değil. Bir iyi haber: kadınlar, yani türümüzün yarısı  hele kendileri çocuk doğurup büyütünce evrimi çok daha kolay anlıyabiliyorlar, eh çiftçiler ve  köylüler de, karamsar olmaya gerek yok.

Tür olarak sonsuz süremiz yok bu gezegende. Ha baba, de baba  bazen bazı insanları kırmayı da göze alarak, şahsi  çıkarımıza olmasa da en azından çevresel gerçekleri can havliyle  anlatmak zorundayız. Yoksa cesaretimizi yitirebiliriz.

Ne demiş atalarımız? Yoksa onlar diyememişler de biz mi böyle demeliyiz? Acul, kaba  türü yakıştırmalardan çekinmeden.

Bekleyen derviş muradına eremeden gebermiş.

Ve rende yapılan yerde yonga düşer.

Bu yazı toplam 1293 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.