• BIST 109.754
  • Altın 156,091
  • Dolar 3,8568
  • Euro 4,5510
  • Manisa 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • Tıfıl Akademi’ye takım arkadaşları aranıyor
  • B sınıfı ehliyetli satış elemanı aranıyor
  • Satılık komple bina
  • Maden Mühendisi Aranıyor
  • Bahçeşehir Koleji'ne güvenlik görevlisi alınacaktır
  • Ekofood'ta çalışacak ihracat personeli aranıyor
  • İnşaat teknikeri aranıyor
  • Enza Home açıldı

Puslu Bahar

Mahmut Tolon

Puslu Bahar

12 Eylül yargılanması sanki bir bahar şöleni havasında gerçekleşiyor. Önemli bir adım. Nedenlerini araştırken ve anlamaya çalışırken soğukkanlı olmak gerek. Malum kurt puslu havayı sever. 12 Eylüle yol açan gelişmeler birkaç meczubun işi değildi. Hepimize daha dingin soğukkanlı olmayı öğreten bir sürecin sadece bir parçası.

Alt alta bazı gerçekleri yazayım: 32 yıl öncesi yani 12 Eylül: Evren’in Sabancı ve Koç tarafından satın alınan tabloları. Lockheed skandalı ki bu skandalin dünyanın her tarafındaki rüşvetçileri yargı önüne çıkarken bizim ülkemizde derin bir sessizlik.

57 yıl geriye gidelim: 6-7 Eylül 1955 olayları. Planlanmış bir şiddet olduğu aşikar da kim tarafından planlanmış? Kime yararı oldu? Türkiye’nin zararına oldğu kesin. Yassıada’da DP nin sırtına yüklendi. O günkü gazetelerde ölüm yok iken sonra 3 ila 150 ölümden bahsedildi ve bırakın araştırmacı tarihçileri araştırmacı gazetecilik bile doğru dürüst yapılmadı.

Unutmayalım soğuk savaş Berlin duvarının yıkılmasını sonu olarak kabul edersek 1989 a kadar sürdü ve gerek Komunist Sovyet İmparatorluğunda gerek Kuzey Amerika İmparatorluğunda binlerce insan toplum mühendisliği ve neyi nerede nasıl karıştırabileceklerini düşündüler ve planladılar. Özel şirket olarak görev yapam “düşünce tanklarında” arşivlere girebilmek örneğin ABD deki Rand kuruluşunda 3o yıl sonra da mümkün değil. Bazıları AKP de toplum mühendisliği sonucu oluştu diyorlar.

Bilimsel gerçeklerin anlaşılması ve genel kabul görmesi bu bilgisayar çağında bile ancak 30 -40 yıl sonra ipuçları vermeye başlıyor ve 80-100 yıl sonra gerçekleşiyor.

Bir örnek vereyim: Birinci Dünya Savaşında kaynaklar 10-15 Milyon insanın savaştan ve neticelerinden (hastalık dahil) öldüğünde anlaşıyorlar. Bu rakamın içinde nasıl isimlendirilirse isimlendirilsin Ermeni tehciri ve hazin ölümler dahil. Ancak son onyıllarda sadece İspanyol gribinden 40 milyon insan öldüğü kabul görmeye başladı. Almanlar da Amerikalılar da karşı tarafın bir biyolojik savaşı hamlesi ile karşı karşıya olduklarını sandıklarından ölüm sayısına bir sansür uyguladılar. (1960 dan sonraki hukuk anlayışının koyduğu 27 Mayıs aleyhinde söylemlerini 20 yıl yasaklayan Tedbirler Kanunu gibi) Gerçekler ancak 1970 li yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Ve İspanyol Gribinin 24 haftada Aids’in 24 yılda ve Kara Veba’nın yüz yılda öldürdüğünden daha fazla insanı öldürdüğü kabul ediliyor.

(Barry, John. “The Great Influenza: The Epic Story of the Deadliest Plague in History.” London: Penguin Books, 2004.)

Tabii unutmamak gerek ki Kara Veba salgını olduğunda dünyada yaklaşık 400 milyon insan vardı . Birinci dünya harbi zamanında ise yaklaşık 2 milyar.

Netice: en azından zorbalığa karşı bir duruş 12 Eylül’ün yargılanması. Evren ve Şahinkaya tüm işkenceleri, darbeyi tek başlarına yapmadılar. Anayasa’nın %90 dan fazla oyla kabulünü de tek başlarına sağlamadılar. Hukuk da her şeye muktedir değil. İşkence çekenler için bu yargılama bir anlamda manevi tazminat. Belki hepimiz bundan sonra şiddet olaylarında daha soğukkanlı ve aktif saf tutacağız.

Bu yazı toplam 1188 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.