• BIST 89.270
  • Altın 146,800
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • Manisa 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • Memur-Sen’den programa davet
  • Üretici Süt Ürünleri 4. Şubesi açılıyor
  • Brato Foods'a elemanlar aranıyor
  • Veteriner Aranıyor
  • Reşatbey Mahallesi 314 sokak Satılık Müstakil Ev
  • Kasiyer, Garson ve Komi aranıyor
  • Çınarlı Makina'ya eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Gelin 2017’de de hikayenizi biz oluşturalım
  • Medar Bahar Kır Düğün Salonları
  • Jolly Tur Güvencesiyle Tam Karadeniz Turu
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Akhisar'a iz bırak
  • Ege Yörem

Ölüm Bilmecedir | Şiir

Tuncay Şen

Ölüm Bilmecedir | Şiir

Ölüm bilmeceydi hep çocuksu düşlerimi yoran

bir dönemeçtir derdi rahmetli dedem

yolumuzun üstünde bizi habersiz bekleyen

 …

neden tüccar kesilirdi mezarlıkta imamlar

neden hep alıngandı suratlar

merasim sonu telkinleri sordukça

neden ilgisiz kalmazdım

dâvûdî makâmıyla arkaya atılana

inadına

ve neden ölüler, fatihalar dilenirdi dirilerden

neden ?

söyleyin bana ey derviş sözlü şairler

ölüm bana ne kadar uzak

ve ne kadar yakın bana ölüm

Derken

günler ve geceler hep böyle sürerken

bir kovalamaca noktalandı, bir gece mezarlıkta

korktum ilk kez ölümden

hangisini seçsem acaba, şu mezarlardan hangisine

yatsam, oracıkta donakalsam upuzun

farketmez hepsi birbirinden felaket!..

Kaçsam, nereye kaçsam?

bu sûr öncesi sessizlik yakalar boğar beni

oysa bir zamanlar sultan değil miydi

şimdi burada yatan bendegân...

zaman inadına akışkandır mezarlıkta

bir geriye akar, bir ileriye

meğer gurbetteymişim ben

mezara girmeden önce

isyankâr bedenim yavaş yavaş büzülür

anladım ki

işte bilmece böyle çözülür:

Şiirdeki mısra gibidir mezarlar

ardısıra gelen, birbirini bütünleyen

anlama anlam katan

anlamı çoğaltan

virgülse eğer, mezar taşları ölümün

şu serviler de ünlem işareti!

hayat? hayat zaten üç noktadan ibaret…

Beyhude deli gönlüm

beyhude debelenme

ramak kaldı artık hazırlan

bir tesadüf değil bu

bir lütuftur sana sunulan...

 

safra atıyorum artık nefsime, geçmişime gülerken

yapmalıyım artık bir yığınak

ve boş kalmamalı bu sığınak

fakat ey bağışlaması bol rabbim

dinsin artık bu sağanak

dinsin.

1996

Haksöz Dergisi, 66.cı sayıda yayınlanmıştır.

Bu yazı toplam 1033 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.