• BIST 104.539
  • Altın 163,884
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • Manisa 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • British Town'da Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Penta Akademi'de KPSS'de Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Erdinç Akademide öğretmenler gününe özel şok kampanya
  • Enza Home'da öğretmenlere yüzde 5 indirim
  • Yavuz Sigorta yeni adresinde
  • Satış temsilcisi aranıyor
  • Halk Eğitim’den emlak danışmanlığı kursu
  • Büyük Öncü AVM, Vestel açılıyor
  • ASDER'den resim atölye çalışmaları
  • Cumhur Sarı'nın tek kişilik gösterisi 23 Kasım'da
  • Zeytine minnet kortej yürüyüşü 24 Kasım'da yapılacak
  • Dünya Zeytin günü programı belli oldu
  • Nakış makinesinde çalışacak usta, operatör ve makineci aranıyor
  • Hypatia Book & Coffee’de 10 Kasım nedeniyle 3 al 2 öde
  • Üniversal tornacı ve kaynakçı aranıyor
  • Akhisargücü Basketbol Akademisi kış okulu kayıtları başladı
  • İnşaat mühendisi aranıyor
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir

Nefes alıyor musunuz?

Ayşe Özçelik Gönül

Nefes Alıyor Musunuz?

  Nefes alıyor musunuz? Böyle bir soruya ‘’Alıyoruz ki yaşıyoruz,, diyenler olabilir. Peki yaşıyormusunuz? Yoksa geçmiş ve gelecek arasında gidip gelen bir sarkaç gibi oradan oraya savruluyor musunuz? Neyse, konuyu dağıtmadan nefese dönelim. Ne demiş Kanuni? ‘’Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’’ Yani tek bir sağlıklı nefes alamazsanız, gücünüzün ve kudretinizin de kıymeti yoktur.

    Doğru nefesi anlatırken mümkün olduğu kadar yoga terimleri ve tıbbi terimler kullanmamaya çalışacağım. (Az da olsa tıbbi terim kullanmak zorundayım.) Dikkat etmemiz gereken iki konu var:

  1. Nefesi burundan alıp, burundan vermek.
  2. Nefes alış-verişleri sırasında diyaframı kullanmak.

Nefesi burundan alıp vermeliyiz, çünkü: Sağ burun kanalından alınan enerji ve nefesle sol beyin lobunu (parasempatik sistem), soldan aldığımızla da sağ beyin lobunu (sempatik sistem) besleriz.  Bunun yanında, içimize çektiğimiz havanın burun kıllarından geçip filtre edilerek ve ısısı ayarlanarak yoluna devam etmesi gerekir. Ağız nefesi ile bunları gerçekleştiremeyiz. Parmağınızla burun deliğinizi sırasıyla kapatırsanız, bir burun deliğinizden daha fazla hava girdiğini farkedebilirsiniz. Gün içinde bedenin ihtiyacı ve durumuna göre vücut tarafından bu sistem otomatik olarak ayarlanır.Burun kanalları sırasıyla daha baskın çalışır. Bu dönüşüm sırasında kesin süre belli olmamakla birlikte, çok kısa bir süre iki burun deliğinden aynı oranda hava alırsınız. Hatta bazı bilimsel çalışmalarda, Şizofren hastalarının sol burun deliği (sağ beyin) ağırlıklı, Bipolar hastalarının ise sağ burun deliği (sol beyin) ağırlıklı nefes aldıkları tespit edilmiştir. Hal böyleyken, böyle ince ayarlı bir organ varken ağızla nefes alıp vermenin doğru olmadığı ortadadır. Yalnızca eforlu sporlarda vücutta Laktik Asit birikimini önlemek için. Ya da , yoğun zihinsel kaygılı düşüncelerle bedende toksin biriktirdiğiniz zaman, belli bir süre, teknik olarak ağız nefesi kullanılabilir. Bu istisna durumlar dışında nefes alıp verme organı burun olmalıdır.

        Diğer bir konu da diyaframımızı kullanmamız.  Diyafram: Karın ve göğüs boşluğunu birbirinden ayıran, akciğerlerin alt bitiminde yerleşen, 2-3 cm. Kalınlığında bir kastır. Karın nefesi olarak bilinen nefes tekniği : Nefes alırken karnı şişirip diyaframın aşağı doğru gerilip itilmesi, nefes verirken karnın içe çekilip diyaframın gevşetilerek yükseltilmesi uygulamasıdır. Bu uygulamayla kalp, karın içi organları ve diyaframın içinden geçen sinirler etkili bir masaj alır.Bunun sonucunda kalbi büyük ölçüde rahatlatırız, karın içi organlarının sarkmasını önleriz ve sinirlere uygulanan masajla zihinsel bir sakinlik kazanırız.Bu yüzden karın nefesi , Panik Atak ve Depresyon gibi hastalıkların tedavisinde yardımcı olarak kullanılır.Ayrıca, ancak karın nefesi ile akciğerlerin en geniş bölümü olan alt kısmını kullanabiliriz.

      Nefes, yarı içgüdüsel bir eylemdir, farkındaysanız üst beyinle, farkında değilseniz alt beyinle yönetilir.Bu normaldir, yoksa hayatımız boyunca nefes alıp vermekten başka birşey düşünemezdik. Normal olmayan şey, bebekken karın nefesiyle ritmik olarak soluk alıp veren insan neslinin, 2-3 yaşından sonra öğrenilmiş kaygılarla (zihnin nefes üzerindeki etkisi) nefes ritminin bozulmasıdır.Bunun sonucunda akciğerlerin en geniş kısmı olan alt bölümünü kullanamaz hale gelir,yalnızca orta akciğerleri ile kısa, kesik, sığ ve kaygılı bir solunum sürecine girersiniz. Çok sevdiğim bir deyim var ‘’Karnı geniş insan,, Bilge atalarımızın söylediği bu deyim, olaylar karşısında rahat tutum sergileyebilenler için söylenmiştir. Bu insanlar nefes alırken karınlarını şişirip diyaframlarına hareket kazandırırlar ve diyaframları aracılığı sinirlere masaj yaparak  sakin kalmayı başarabilirler.

          Ayrıca verilen nefesin alınan nefesten biraz daha uzun olmasını isteriz ki, akciğerlerin alt kısmında toksin birikmesin.Nefes alıp verme sırasında, aralarda birkaç saniye bekleme süresi olursa da daha etkili bir oksijen karbondioksit değişimi olur.

        Tüm bu anlattıklarım bedeninizi ve zihninizi rahat bırakır ve farkındalıklı tek bir nefes alıp verirseniz kendiliğinden gerçekleşecektir.Gün içinde zaman zaman farkındalıklı nefesler alıp vererek ve zihin farkındalığınızıda yükselterek, nefesinizi bebeklikteki moduna doğru yavaş yavaş yaklaştırabilirsiniz.Bu uygulamaları yaparken, yüz, göz, göz çevresi ve diyafram kasınızı gereksiz ve fazla bir düzeyde germemeye dikkat edin.

          Akciğerlerin tamamını, aşağıdan yukarı tam olarak çalıştırabilmeniz için, yaklaşık  on-onbeş  dakika süreyle  Yoga’da kullandığımız nefes tekniklerini uygulamanız gerekir.Bu teknikleri günde bir ya da iki, üç kez bile uygulayabilirsiniz. Bunun sonucunda  bedeni ve zihni gevşetir, hücrelerinize taşıdığınız oksijenle de, kanserde dahil pekçok hastalıktan korunmak için önlem almış olursunuz. Nefes pratikleri konusunda ‘Bir Nefesle Yoga, videolarından yararlanabilirsiniz. Hepinize sağlıklı ve farkındalıklı günler dilerim.

 

E-Posta: ay-gonul@hotmail.com

Bir Nefesle Yoga videolarını izleyip ücretsiz abone olmak için tıklayınız.

Bu yazı toplam 1448 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.