• BIST 104.539
  • Altın 163,884
  • Dolar 3,9376
  • Euro 4,6999
  • Manisa 6 °C
  • İzmir 11 °C
  • British Town'da Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Penta Akademi'de KPSS'de Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Erdinç Akademide öğretmenler gününe özel şok kampanya
  • Enza Home'da öğretmenlere yüzde 5 indirim
  • Yavuz Sigorta yeni adresinde
  • Satış temsilcisi aranıyor
  • Halk Eğitim’den emlak danışmanlığı kursu
  • Büyük Öncü AVM, Vestel açılıyor
  • ASDER'den resim atölye çalışmaları
  • Cumhur Sarı'nın tek kişilik gösterisi 23 Kasım'da
  • Zeytine minnet kortej yürüyüşü 24 Kasım'da yapılacak
  • Dünya Zeytin günü programı belli oldu
  • Nakış makinesinde çalışacak usta, operatör ve makineci aranıyor
  • Hypatia Book & Coffee’de 10 Kasım nedeniyle 3 al 2 öde
  • Üniversal tornacı ve kaynakçı aranıyor
  • Akhisargücü Basketbol Akademisi kış okulu kayıtları başladı
  • İnşaat mühendisi aranıyor
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir

Neden – niçin – niye?

Halil Erdost

Neden – niçin – niye?

       2017-2018 Eğitim-Öğretim yılına başladığımız şu günlerde, bir yandan müfredat programlarının değiştirilmesi tartışılırken bir diğer yandan da eğitim-öğretimimizin içine düştüğü açmazlarla karşı karşıya kalıyoruz.

       Bir yandan etüt merkezlerini, özel öğretim kurs merkezlerini Kanun Hükmünde Kararnamelerle kapatırken, bir diğer yandan, büyük çoğunluğunu müteahhitlerin veya öğretmen-müteahhit ortaklıklarının kurduğu 1777 özel okulun açılışına izin veriyoruz.

       Bir yandan , siyasilerimiz, halk dalkavukluğu yaparak ; plansız, programsız ve en önemlisi ihtiyaç belirlemesi yapmadan bütün illerimizde üniversite ve bölümler açarken ve siyasi iktidarın emrine giren YÖK’ün bu üniversite ve bölümlere öğretime başlama izni verirken ; bir diğer yandan 910.680 üniversite kontenjanının 322.014’ünün boş kalmasının nedenlerini araştırmıyoruz.Boş kalan her kontenjanın , bu ülkenin kıt kaynaklarını nasıl heba ettiğini , hiç düşünmüyoruz.

       Bir yandan , Milli Eğitim Bakanlığının bütçesini her sene arttırarak milli eğitime verdiğimiz önemi vurgular ve bununla övünürken , bu paraların nerelere , nasıl harcandığını hiç sorgulamıyoruz.Zengin-fakir demeden herkese bedava kitap veriyoruz, okullarımızın fiziki donanımlarını arttırıyoruz, verimliliğini hiç sorgulamadan hafta sonlarında öğrencilerimize kurslar açıyoruz ama öğretmen yetiştirme politikamız üzerinde hiç durmuyoruz.”Müslüman’ız Elhamdülillah” deyip , Nisa suresi 58. ayette verilen “Allah size , mutlaka işleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle davranmanızı emreder.” demiş olmasına rağmen başarılı olup olmayacağına bakmadan , “ Bu bizim gibi düşünüyor, bizden biri, bu göreve onu getirelim.” diyoruz.

       Bir yandan eğitim öğretimde milli ve manevi değerlerimize sahip gençlik yetiştiriyoruz derken , diğer yandan gençlerimizin başta madde ve teknoloji bağımlılıklarının arttığını , zorbalığa varan davranışlar gösterdiklerini, öğrencilerin sınıfta cinayet işleyecek (Rize-Pazar Fen Lisesi 9.sınıf öğrencisi Tarih dersinde arkadaşını bıçaklayarak öldürdü.) konuma geldiklerini, öğretmenlerini tehdit ettiklerini ve hatta dövmeye kalktıklarını görmezden geliyoruz.

       Bir yandan nicelik olarak eğitim alanlarımızı arttırırken , diğer yandan eğitimde kaliteyi arttırma adına sadece sınav sistemlerini değiştiriyoruz.OKS’den SBS’ye , SBS’den TEOG’a geçiyoruz.(15 Eylül 2017.Sayın Cumhurbaşkanı ATV’de katıldığı programda TEOG’un kaldırılması için Başbakanla görüşeceğim dedi.)Oysa Fransa’da 1808 , ABD’de 1901’den bu yana aynı sınav sistemleri uygulanmaktadır.

       Müfredatları , sınav sistemlerini , okuttuğumuz ders kitaplarını durmadan değiştiriyoruz, başta imam hatip okulları olmak üzere okullarımızın sayılarını arttırıyoruz, ama ;

  • Dünya Ekonomik Forumu (WEF) raporuna göre orta öğretim kalitesi yönünden 2008 yılında dünyada 91. sırada iken 2016-2017 raporunda 105. sıraya düşmemizi engelleyemiyoruz.
  • PISA sınavlarında (öğrencinin bilgisini değil, bildiğini kullanabilme becerisini ölçen sınav) 34 OECD ülkesi arasında sonuncu olmaktan kurtulamıyoruz.
  • Uluslar arası Yüksek Öğretimi Derecelendirme Kurulu (THE) verilerine göre dünyadaki 30.000 üniversite içinde ilk bine giren üniversite sayımızın 18’den 8’e düşmesini ve ilk 350’ye giren 4 üniversitemizin de bu özelliğini kaybetmesini önleyemiyoruz.
  • Bilimsel yayın sayısı sıralamasında 2010 yılından sonra İran’ın arkasına düşme nedenlerini düşünmüyoruz.
  • Bizim üniversite kontenjanlarımızın yaklaşık 1/3’ü boş kalırken 2017-2018 Öğretim yılında yurtdışında okumak için başvuran öğrenci sayısı bir önceki yıla göre %40 artmış. Öğrencilerimiz en çok Kanada, ABD, İngiltere ve Malta’da okumak için başvurmuşken, biz “En parlak beyinlerimizi batıya kaptırıyoruz.” diye yakınıyoruz, gereğini yapmıyoruz.
  • Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre 1970-2002 arasında cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayıları %2,5 artarken 2002-2015 yılları arasında bu artışın %9’a çıkmasını önleyemiyoruz.(31 Aralık 2002’de cezaevlerinde 59.249 kişi yatarken, 31 Mart 2016’da 187.609 kişi yatmaktadır.)
  • Hapishanelerde yatan bu 187.609 kişinin 63.601’inin öğrenim çağı gençliği olduğunu bilmiyoruz.

       Neden demiyoruz, niçin demiyoruz, niye demiyoruz? (Aynı anlamdaki üç soru sözcüğünü bilerek kullandım. Belki biri üzerinde düşünen çıkar.)  Kitabımız Kuran’ın “Düşünmez misiniz?” demesine rağmen hiç düşünmüyoruz. 

     

                                                                                                                           Halil ERDOST

                                                                                                        Özel Akhisar Merkez Temel Lisesi Müdürü

Bu yazı toplam 934 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.