• BIST 1.479,930
  • Altın 562,73
  • Dolar 9.7363
  • Euro 11.3562
  • Manisa 14 °C
  • İzmir 17 °C
  • KPSS ve DGS deneme sınavları kayıtları başladı
  • Brew Mood Coffee’de canlı müzik keyfi
  • Yükleyici operatörü aranıyor
  • ASDER, Türk Halk Müziği koro çalışmaları başlıyor
  • Bay – bayan pompa satış görevlisi aranıyor
  • Takı Kuyumculuk'ta çadır günleri başlıyor
  • Amerikan Kültür Dil Kursunda ücretsiz dil beceri düzeyi ölçülüyor
  • Bay – bayan eleman aranıyor
  • Bayan eleman aranıyor
  • Bay – bayan garson ve paket servis personeli aranıyor
  • Özel EDUZONE Yabancı Dil Kursu 2021/2022 Eğitim Öğretim yılı kayıtlarına başladı!
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur.

Milli Eğitim ve Bakanlarımız

Halil Erdost

Milli Eğitim ve Bakanlarımız

İşte yine bir eylül ayındayız. Okulların açıldığı, milyonlarca öğrencimizin yeni eğitim öğretim yılına başladığı ay.

İşte yine yeni milli eğitim bakanının inisiyatifiyle (bir kimsenin alınması gerekli kararı öncelikle ve kendiliğinden alabilmek konusundaki yeterliliği) değil birilerinin tensibiyle (uygun görme, yaraştırma) açılan yeni bir eğitim öğretim yılı.

Sahi, bu son yirmi yılda bu kaçıncı milli eğitim bakanı?

1.            Erkan MUMCU (18.11.2002 – 14.3.2003)

2.            Hüseyin ÇELİK   (14.3.2003 – 1.5.2009)

3.            Nimet BAŞ          (1.5.2009 – 14.6.2011)

4.            Ömer DİNÇER   (6.7.2011 – 24.1.2013)

5.            Nabi AVCI           (24.1.2013 – 24.5.2016)

6.            İsmet YILMAZ   (24.5.2016 – 10.7.2018)

7.            Ziya SELÇUK       (10.7.2018 – 5.8.2021)

8.            Mahmut ÖZER  (5.8.2021 - )

Nerede o daha milli mücadele devam ederken, düşman Sakarya önlerindeyken Ankara’da Milli Eğitim Şu.rası’nı toplayan (15 Temmuz 2021) Mustafa Kemal’in genç Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati (20.12.1925 – 1.1.1929) , Tevhid-i Tedrisat  (Eğitim Birliği) Kanunu’nun çıkarıldığı (3 Mart 1924) Harf Devrimi’nin (1 Kasım 1928) yapıldığı dönemin bakanı. %10’ lar civarında olan okuma yazma oranını yükseltmek için okuma yazma seferberliğini başlatan millet mekteplerini açan, resmi kayıtlara göre millet mekteplerinin açıldığı 1 Ocak 1929 günü apandisit patlaması sonucu Ankara Numune Hastanesi’nde ölen adı yıllarca Balıkesir Eğitim Enstitüsü’ne isim olan Mustafa Necati?

Nerede Atatürk’ün sofrasında Atatürk’e karşı çıkan ama bununla birlikte milli eğitim bakanı yapılan, “Türk’üm doğruyum” diye başlayan andımızın yazarı, üniversite reformunu gerçekleştiren Reşit Galip (19.9.1932 – 13.8.1933) ? Hey gidi günler. 1931 sonbaharında bir gece. Atatürk’ün sofrasında yine ülke sorunları tartışılmaktadır. Sofradakilerden genç Reşit Galip dönemin Milli Eğitim Bakanı Esat Bey’i eleştirir ve gericilikle suçlar. Sofradakiler gerilir. Atatürk, aynı zamanda kendisinin eski bir hocası olan Esat Bey’i kollamak için Reşit Bey’e dönerek “Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin.” deyip sofradan ayrılmasını ister. Bu durum karşısında Reşit Galip “Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Milletin işlerini görüşüyoruz. Burada oturmak sizin kadar benim de hakkımdır.” diyerek sofradan ayrılmaz. Ortalık buz gibi olmuştur. Atatürk yanındakilere dönüp “Öyleyse biz kalkalım.” der ve tüm heyet sofrayı terk eder. Reşit Galip sofrada tek başına kalır. Sabaha kadar Dolmabahçe Sarayı’nda pencere kenarında bir koltukta oturur. Atatürk sabahleyin kalktığında genel sekreterinde Reşit Galip’i sorar. Genel sekreter:

  • Sabaha kadar bekledi. Mahçubiyetini size iletmemi istedi. Ankara’ya gidecek kadar borç para istedi. 25 lira verdik.

Atatürk:

  • Ankara’ya gidecek adama 25 lira mı verilir? Bari benim hesabımdan birkaç yüz lira verseydiniz. Cebinde beş parası yok ama karakterinden hiç taviz vermiyor. Parası yok ama cesareti var. Doğru bildiklerini sonuna kadar savunuyor.

Nerede dünya eğitim tarihinde rol model olmuş bir öğretmen yetiştirme uygulaması olan Köy Enstitüleri’nin kurulduğu, buralardan mezun olan öğretmenlerin yap-öğret-uygula-sorgula ve sonuç al çalışmalarının gerçekleştirildiği ilk öğretim okullarının açıldığı dönemin bakanı, dünya klasiklerini kütüphanelerimize kazandıran Hasan Ali YÜCEL (28.12.1938 – 5.8.1946) ?

Nerede 8 Eylül 1946 yılında Mardin’in Savur ilçesinde doğan 2015 yılı Kimya Nobel Ödülü’nü alan Aziz Sancar’ı yetiştiren eğitim öğretim uygulamaları? Aldığı Nobel ödülünü Anıtkabir’e bağışlayan ve ödül ikramiyesi olan 325.000 doları ABD’nin Kuzey Carolina Eyaleti’nde Türkiye’den gelen öğrenci ve akademisyenlere hizmet veren, Türkçe öğrenmek isteyenlere Türkçe kursları açılan kendi yaptırdığı Türk Evi’ne harcayan Aziz Sancar diyor ki “O dönem okullarımız harikaydı. Olağanüstü öğretmenlerim vardı ilkokulda. Oradaki ilkokul eğitimini burada, Amerika’daki en iyi ilkokullar verirler mi vermezler mi bilmiyorum. O kadar iyiydi. Bana çok güzel öğretim veren kendi memleketimdir.”

Nerede bu her biri göreve başlarken “bu sistem değişmeli” diyerek göreve başlayan ve kendisinden öncekilerin yaptıklarını tamamen değiştiren ama bir türlü bir sistem oluşturamayan son 20 yılın bakanları? Sistem değiştire değiştire sistemsizleştirilen milli eğitim uygulamaları.

Sonuç : Milli Eğitim Bakanlığı’mız PISA’da (Uluslar arası öğrenci başarılarını değerlendirme sınavı) istenilen sonuçlar alınamadığından 4. ve 8. sınıf düzeyinde uygulanan sadece bizim öğrencilerimizin katıldığı ABİDE (Akademik Başarıların izlenmesi ve değerlendirilmesi) sınavlarını uygulamaya koymuştur. Ülkemizin her bölgesinden seçilen bir çok okulun öğrencisinin katıldığı ABİDE sınavının en son uygulamasına 8. sınıf düzeyinde 75.000 öğrenci katılmıştır. Sonuçları şöyledir.

8.sınıf

Temel Altı

Temel

Orta

Orta Üstü

İleri

Türkçe

%1,6

%23,5

%41

%26,8

%7,2

Matematik

%16,4

%36,6

%32,8

%11,3

%3

Fen Bilimleri

%9,4

%30,4

%46,3

%11,4

%2,5

Sosyal Bilgiler

%4,4

%20,5

%40,4

%25,3

%9,4

 

Yine sınavın alt değerlendirmelerine göre 8. sınıf öğrencilerinin:

  • % 66,1 i Türkçe’de deyim, atasözü, hiciv ve nükteleri anlamıyor.
  • % 0,2 si bir metinde ana fikrin yanı sıra var olan gizli fikri anlayabiliyor.
  • % 26 sı okuduğu metindeki ana fikri bulamıyor.
  • Fen Bilimlerinde öğrencilerin % 86 sı orta ve alt düzeyde.
  • % 25,1 i günlük hayatta karşılaştıkları bir sorunu çözmek için bilimsel bilgileri kullanamıyor.Sadece % 0,1 i bilmedikleri olayları açıklamak için bilimi kullanıyor.
  • % 16 sı matematikte dört işlemi yapamıyor.
  • % 36,7 si iki alternatif yol arasındaki kilometre farkını hesaplayamıyor.
  • % 0,9 u karşılaştığı sorunu çözmek için ileri matematiksel düşünüyor ve akıl yürütüyor.
  • % 36,7 si TL nin fiyatını başka bir para birimine çeviremiyor.
  • % 39,8 i vücudumuzdaki organların görevlerini bilmiyor.
  • % 66,1 i olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kuramıyor.
  • % 25 i harita okuyamıyor.

Sonuç bu. Hala inatla bu uygulamalara devam mı edeceğiz?

Bu sonuçlarla mı hızla değişen dünya koşullarına uyacak, rekabet halindeki dünya milletleri arasındaki yerimizi alacağız?

Artık yeter, titreyip kendimize gelmeliyiz, yaptığımız hatalardan dönerek bilime kucak açmalıyız.

 

*             *             *            

Bir odada 4 mum cılız cılız yanıyor ve kendi aralarında konuşuyorlardı.

1. mum “Ben barışım. İnsanlar barışık durmaktan çok savaşı istiyorlar. Kavga dövüş her yanı sarmış. Gücüm kalmadı, dayanamıyorum. Barışın olmadığı yerde ben yanık duramam.” deyip sessizce söndü.

2.mum “Ben doğruluğum. İnsanlar benim önemimi unuttular. Doğruluk herkes tarafından uygulanması gerekirken şimdi bir meziyet haline geldi. Her geçen gün azalıyor ve benim ömrümü de tüketiyor.” dedi ve söndü.

3.mum “Ben sevgiyim. Sevginin yerine sevgisizlik aldı. Sevginin yerini bencillik aldı. Sevgiyi vermek yerine almayı, aldıklarında da çabucak tüketmeyi tercih ediyorlar. Sevginin olmadığı dünyada yaşayamam.” dedi ve söndü.

Mumların kendi aralarındaki konuşmaları gizlice dinleyen ve çok üzülen bir çocuk 4. mumun sönmediğini görünce “Sen kimsin, sen niye sönmüyorsun?” diye sordu.

4.mum “Üzülme” dedi. “Benim adım umut. Ben var oldukça, diğerleri de yeniden yanarlar. Yeniden her taraf aydınlanır. İnsanlar barış içinde, doğrulukla, sevgiyle yaşarlar. Hayat bayram olur. Her şey daha güzel olur. Yeter ki umudumuzu yitirmeyelim.”

Ne demiş Tevfik Fikret(1867-1915) ?

“Sabah olacaktır, sabah olur.

Geceler tulü-i haşre kadar sürmez.”

Bu yazı toplam 652 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
ALOĞLU GRUP İNŞAAT
  • Aloğlu İnşaat
  • Aloğlu İnşaat
  • Aloğlu İnşaat
1/20
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.