• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • Manisa -7 °C
  • İzmir -1 °C
  • Yavuz Sigorta yeni adresinde
  • Satış temsilcisi aranıyor
  • Halk Eğitim’den emlak danışmanlığı kursu
  • Büyük Öncü AVM, Vestel açılıyor
  • ASDER'den resim atölye çalışmaları
  • Cumhur Sarı'nın tek kişilik gösterisi 23 Kasım'da
  • Zeytine minnet kortej yürüyüşü 24 Kasım'da yapılacak
  • Dünya Zeytin günü programı belli oldu
  • Nakış makinesinde çalışacak usta, operatör ve makineci aranıyor
  • Hypatia Book & Coffee’de 10 Kasım nedeniyle 3 al 2 öde
  • Üniversal tornacı ve kaynakçı aranıyor
  • Akhisargücü Basketbol Akademisi kış okulu kayıtları başladı
  • İnşaat mühendisi aranıyor
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir

Merhametli- Dürüst- Çalmadan- Korunan Enerjiyle- Biriktirmeden Var Olmak

Ayşe Özçelik Gönül

Merhametli- Dürüst- Çalmadan- Korunan Enerjiyle- Biriktirmeden Var Olmak

Patanjali’nin oluşturduğu KLASİK  YOGA, bir bütünün parçaları olarak 8 ögeden oluşur. Bunlar:

1-Evrensel    Eylem Kontrolü

2-Kişisel Eylem Kontrolü

3-Beden Kontrolü

4-Nefes ve Yaşamsal Enerji Kontrolü

5-Duyu Kontrolü

6-Zihin Kontrolü

7-Ego(Benlik) Kontrolü

8-Bilinç Kontrolü

EVRENSEL EYLEM KONTROLÜ: Sanskritçe’ de ‘’YAMA,, olarak geçer. Kişinin daha çok çevresiyle olan etkileşimindeki  olumsuzluklardan arınması prensibine dayanır. Zihnsel, sözel, fiziksel düzeyde uygulanmalıdır. Beş unsur içerir.

 Bunlardan birincisi şiddetsizliktir.

ŞİDDETSİZLİK:Bu ilke yoganın en önemli adımlarından biridir. Evrene ve hiçbir canlıya zarar vermemek, merhamet duygusunu geliştirmek olarak tanımlanmakla beraber içeriği çok  daha geniştir. Örneklemelerle konuyu biraz açalım. Duruş uygulamaları sırasında bedeni gereğinden fazla zorlamak bile şiddetsizlik ilkesiyle örtüşmez.

      Yogaya ilk başladığı dönemlerde bazı öğrencilerimiz ‘’Aslında yoga yaptığım için sakin olmam gerektiğini düşünüyorum ama bazen sinirleniyorum,, şeklinde cümleler kurarak yoga yapan birinin sinirleri alınmış gibi yaşaması gerektiğini ifade edebiliyorlar. Böyle bir algı varsa da gerçek şu ki  yoga, öfke de dahil pek çok  konuda çıtayı yükseltmekle beraber, maruz kalınan negatif, öfke duygusunu ortaya çıkarabilir.  Burada yapılması gereken, ortaya çıkan olumsuz duygunun farkına varılması, kökenine inilmesi, ifade edilmesi ve dönüştürrülmesidir.Yoksa kişi kendi içnde ‘’Öfkelenmiyorum, çok sakinim,, diye telkin verirken (ki bu olumsuz duygunun ortaya çıktığının ispatıdır) bombayı kendi içinde patlatır ve zarar görür. Sonuç; şiddetsizlik ilkesi uygulanamamış ve kişi belki en büyük şiddeti, duygularını bastırıp blokaj (enerji bedeninde donmuş duygu) oluşturarak kendisine uygulamıştır.

     Hayvanlara duydukları merhamet hissiyle vejetaryen beslenen insanların, beslenmesinde gerekli olduğunu düşündüğü için et yiyenleri ağır olarak eleştirmelerini, karşıdaki insanın bakış açısını yargılayıp sözel şiddet uygulamalarını doğru bulmuyorum. Halbuki  ‘’Kırmızı balık kaç kaç, balıkçı seni tutacak, oltasını atacak,,  diye devam eden çocuk şarkısındaki balığın kaçmasını canıgönülden dileyecek kadar vejetaryenim.

     Yani konu merhamet duygusunu geliştirmekse bunu, içten dışa doğru her alana yayarak hayata geçirmek için çaba göstermeliyiz. Yargılardan uzak, kendi bakış açımız doğrultusunda ve insanca.

İkinci unsur:

DÜRÜSTLÜK:Doğrulukla eş anlamlı olarak, kendimize ve başkalarına karşı, nasıl isek öyle davranmalıyız.Yani ne kendimizi ne de başkalarını kandırmamalıyız. Mevlana’nın da dediği gibi, ya olduğumuz gibi görünmeli ya da göründüğümüz gibi olmalıyız.Bu ilkenin hayata geçirilememesi yine herkesten çok kendimize zarar verir.

    Yaşantımızın memnun olmadığımız yönlerini memnunmuş gibi, mutluymuş gibi yaparak kendimizi kandırmamız, enerji bedeninde bozulmalar oluşturup bir süre sonra hastalık olarak katı bedenimize yansıyabilr. Şu durumda mış gibi oyununu oynamaktansa, hayatımızdaki memnun olmadığımız yönlerimizi dönüştürüp huzurlu bir zeminde var olmaya devam etmeliyiz.

        Başkalarına karşı dürüst olmamak konusunda da yine biz karlı çıkmayız. Diğer insanları kandırmış olmak bizim varlığımızda negatif bir ağırlık oluşturur. Farkında olsanızda olmasanızda bu ağırlık size, kendinizi iyi hissetmemek olarak geri döner. Bedensel ve zihinsel sağlığınız olumsuz yönde etkilenir. Ve ne yazık ki, evrenin şaşmaz  en üst bilinç mevcudiyeti olan saflık niteliğinizi kaybedersiniz.   

Üçüncü unsur:

ÇALMAMAK:Bu ilke de başkalarının malını,  fikrini,  düşüncesini çalmamak prensibine dayanır. Başkasının fikrini kendinize aitmiş gibi göstermek ya da mallarını sahiplenmekte evrensel saflık kuralına aykırı olduğu için, yaptığınız  hatanın bedelini ödemek zorunda kalırsınız. Evrensel eylem unsurları öyle  iç içe geçmiştir ki, size ait olmayan malı ve fikri çalma eylemi aynı zamanda dürüstlük içermez. Karşıda yarattığınız üzüntü duygusuyla şiddetsizlik ilkesini de ihlal etmiş olursunuz.

Dördüncü unsur:

ENERJİYİ KORUMAK: ‘’Dünyada sayılı nefesimiz var,,  deyimi;  her insanın potansiyelinde barındırdığı yaşam süresini ifade eder. Bu potansiyeli tasarruflu kullanıp ömrü uzatmak da, kişinin farkındalık düzeyiyle enerjisini korumasına bağlıdır.   Yediğimiz besinlerden  cinsel enerjinin gereksiz israfına, nefes alışverişindeki ritimden zihninizdeki enerji emici düşüncelere kadar potansiyelimizi eriten nedenlerin idrakında olup, buna göre hayatımızı düzenlemeliyiz. Normal şartlar altında enerjiyi koruma prensibini uygulayarak uzunca bir ömür geçirebiliriz. Tabii ki karmalarımızın (eylemlerimizin) sonucunda şekillenen kaderimiz izin verirse. Cüzzi irademizle kararlar alırken bunu da gözden kaçırmayalım.

Beşinci unsur:

BİRİKTİRMEMEK: Neleri biriktirmiyoruz ki; evde kullanmadığımız eşyaları, giysileri, bitirilmemiş işleri, içimizde biriktirdiğimiz ifade etmediğimiz duyguları, sözleri. Hayat da tüm bu ağırlıklar altında ezilerek devam ediyor.  Maddi düzeyde biriktirmenin yanlışlığını keşfeden insanlar Minimalizm (Sadecilik) akımını hayata geçirmeye çalışıyorlar. Eşyada sadeleşme, azaltma, azla yetinme girişimi. Ben de sadecilik prensibini yaşantımda çoğaltmaya çalışıyorum ‘’az fazladır,,  diyerek. Sanıldığı kadar kolay değil, birdenbire olmuyor ihtiyacı azaltma kavramını hayata geçirmek. Çaba ve zaman gerektiriyor. Alma zevkinin verdiği ihtiras mutluluğunun yerine, az olanın içimizde dissettirdiği coşku dolu huzuru algılamak gerekiyor. Maddede ağırlıkları atmak bu kadar zorken, manada hafiflemek,  içimizdeki yüklerden özgürleşmek nasıl olacak? Bu da en az diğeri kadar emek istiyor. Yıllar boyu içinizde birikmiş,  söylenmemiş sözler, öfkeler, korkular, kaygılar, üzüntüler. Ezilip altında kaldığınız, anları kaçırmanıza neden olan anılar, zihinsel izler. Sezen Aksu’nun bir şarkısı geldi aklıma;

      Amman amman yandım amman

      Kurşun gibi izler

      Son bakıştaki o gözler

      Kaldı aklımızda.

  Tüm bu ağırlıkları üzerinizde taşırsanız şiddetsizlik prensibini ihlal edersiniz. Zihinsel alandaki emilim enerjiyi korumanıza da engel olur. Belki çoğu zaman korkudan kendinize dahi itiraf edemediğiniz birikmiş duygular  nedeniyle dürüstlük ilkeside uygulanamamıştır. Çalmama prensibi biriktirmemenin neresinde derseniz; Potansiyelinizi ortaya çıkarmak için kendinizde yeterince güç ve cesaret bulamayıp biriktirdiğiniz gerçekleşmemiş hayalllerinizle, kendi hayatınızı kendinizden çalmış oluyorsunuz. Çalmama  ilkesi de  biriktirmemenin işte tam burasında ihlal edilmiş oluyor.

   Evrensel eylemlerimizi kontrol edebildiğimiz, zanda değil anda kalabildiğimiz hayatlar geçirmemizi dilerim.

E-Posta: ay-gonul@hotmail.com

Bir Nefesle Yoga videolarını izleyip ücretsiz abone olmak için tıklayınız.

Bu yazı toplam 1593 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.