• BIST 1.384,680
  • Altın 498,85
  • Dolar 8,8420
  • Euro 10,3500
  • Manisa 21 °C
  • İzmir 24 °C
  • Bay – bayan elemanlar alınacaktır
  • Motokurye aranıyor
  • Emir Bilgisayar’dan sonbahar kampanyası
  • Izgaracı ve garson aranıyor
  • Vasıflı – vasıfsız eleman aranıyor
  • Malikâne MÇ Cafe Restoran’a çalışma arkadaşları aranıyor
  • BEKO, yeni konsept mağazası sürpriz kampanyalar ile açıldı
  • Bay – bayan temizlik elemanları aranıyor
  • Haydi, bizimle memur ol!
  • Yükleyici operatörü aranıyor
  • Bay – bayan elemanlar aranıyor
  • Bayan kasiyer aranıyor
  • Bay – bayan garson aranıyor
  • B ehliyetli eleman aranıyor
  • Makine bakımcı aranıyor
  • Tecrübeli argon kaynakçıları aranıyor
  • Bay garson aranıyor
  • Merkez İlk Adım’da kayıt zamanı
  • Garson aranıyor
  • Komi aranıyor

Kurt puslu havayı sever

Levent Sevgi

Kurt puslu havayı sever …

 

Doğu’da PUSU, Batı’da DUELLO vardır.

Doğu-Batı kavşağında biz Türkler ne tam Batılıyız ne tam Doğulu;

O nedenle DUELLO’YA ÇAĞIRIP PUSU KURARIZ!

 

Kralın SOYTARISI vardır, Padişahın ise DAVKAVUĞU!

Dalkavuk “Padişahım ne buyurursa doğru buyurur” diye yaltaklanır;

Soytarının görevi, kimsenin cesaret edemediği sözleri

İşi soytarılığa vurarak söylemek ve Kralı yanlıştan döndürmektir!

 

Çetin ALTAN (1927-2015)

 

Yazılı ve görsel basın artık eski havasında değil! Etkinlik sosyal medyada. İstihbarat dahil her türlü hesaplaşma, yönlendirme sosyal medya paylaşımlarıyla yürütülüyor. Sarıklı amiral ve gözden düşen bir mafya liderinin sahte kimlik fotoğrafları sadece iki örnek.

 

Sarıklı amiral fotoğrafı:

Neden şimdi? Nerede çekilmiş? Kim çekmiş? Tarikata sızmış bir istihbarat elemanının işi mi? Tarikatlar arası bir hesaplaşma mı? Devlet içinde yuvalanmış farklı grupların çekişmesi olabilir mi? Ayrıntıda ne var? Fotoğrafın açısı, pozisyonu ne söylüyor?

 

Mafya lideri ve sahte kimlik:

Nerede çekilmiş? Kim çekmiş? Kim paylaşmış? Neden şimdi? Mesaj kime, devlete mi, mafya liderine mi? Hemen ardından başlatılan geniş çaplı operasyonla ilişkisi ne? Bürokraside yoldan çıkmış bir görevlinin mafya liderine “operasyon başlıyor, ona göre” mesajı olabilir mi? Ya da mafyaya sızmış bir görevlinin “operasyon başlasın” mesajı mı? Ya milyonlarca kez tıklanan / izlenen videolara ve ortaya dökülen, dizi dizi itiraflara, anlatılara, suçlamalara ne demeli?

 

Yoksa, daha genel mi bakmak gerek? Yabancı bir devletin yönlendirme çabası olabilir mi bu fotoğraflar? Devlet içinde birbiri ile çekişen gruplar mı hedefte? Kendisi için “rakip / zararlı” olabilecek “unsurları” birbirine kırdırmak mı amaç? Sık sık duyduğumuz “üst akıl işi” teranesi sadece bir terane mi sizce?

 

Timur Soykan’ın Baronlar Savaşı kitabında Amerikan uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele birimlerinin (DEA) operasyonları, mafyaya bilgi uçuran istihbarat / emniyet elemanları, rüşvet alan milletvekilleri, aracı bakanlar, daha neler neler … Sadece filmlerde mi oluyor sanıyorsunuz siz bunları?

 

Öyleyse, söyledikleri “doğrudur / yanlıştır” bir yana, asla yan yana gelemeyecek iki kişi, “Mafya Düzeni, Mafya Saltanatı” diyen Milletvekili Ahmet Şık ile sık sık “Mafya-Tarikat Düzeni” diye var olan sistemi eleştiren Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek aynı tanıyı koymuş olmuyorlar mı? Gazeteci Levent Gültekin “Devlet ile Mafya arasındaki tek fark hukuktur” diyor. Birçok kişi de “Türkiye’de hukuk kalmamıştır” diyor. Bu ikisi doğruysa, Önermeler Mantığına göre, sizce “Biz Mafya Devleti miyiz?”

 

İstihbarat Savaşları!

Dünya düzeni “bilgi ve istihbarat savaşları” üzerinde yürüyor! Emperyal güçler için bilgi güç demek, Dünyayı yönetmek demek. Bizim gibi ülkeler için ise bir beka sorunu. Beka demek doğru bilgi ve güçlü istihbarat örgütü demek. Bu öyle “hort-zort” etmekle, şark kafasıyla, olacak bir iş değil!  Akranlarından çok daha zeki, çok daha akıllı, çok daha iyi yetişmiş, anadili gibi diller bilen, evrensel kültürle yoğrulmuş, bilgili kadrolar yaşamsal öneme sahip. Bazı elemanlarınız ikili, üçlü oynayacak, üstelik bazen tarafların bunu bildiğini bilerek! Yani “damada iyi olmak yetmez, çok ama çok iyi bir satranç oyuncusu olmak zorunda” kadrolarınız!

 

Peki, bu kadroyu nereden bulacaksınız, nasıl yetiştireceksiniz?

Çözüm, her problemde olduğu gibi, EĞİTİM ve LİYAKAT! Gelin görün ki, iyi bir eğitim sistemi kalmadığı gibi “Ne liyakatı? Önce sadakat!” diyoruz yıllardan beri. Eğitimden sağlığa, ekonomiden adalete, demokrasiye, özgürlüğe, tüm göstergelerimiz kötü. Bugünkü nesil için üniversiteler ve akademisyenler, gelecek nesil için ise Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği (OECD) Örgütünün PISA programı iki önemli gösterge; gelin onlara bakalım.

 

Üniversiteler ve Akademik durumumuz!

Türkiye’de yükseköğretimde özellikle son yirmi yılda çok ciddi akademik başarısızlık söz konusu. İki binli yılların başında 100 kadar üniversitemiz vardı ve Dünya’da ilk 100 üniversite arasına bazen 2-3 üniversite sokabiliyorduk. Bugün ise 207 üniversitemiz var ancak ilk 500 içinde bile Türk üniversiteleri bulmak pek olası değil!

 

Örneğin, THE sıralamasına göre (https://www.timeshighereducation.com) 2010’da ilk 500’ de 3, ilk 1000’de 20 üniversitemiz yer alırken, 2020’de ilk 500’e giren üniversitemiz yok; ilk 1000’de ise 9 üniversitemiz kaldı. Yine örneğin, 2015 yılında yapılan bir sıralamada İTÜ Dünya’da 165. sıradayken 2021’e gelindiğinde ilk 800’e bile giremedi.

 

Henüz birkaç günlük bir rapor olarak QS 2021 Sıralamasına göre ise durum şöyle (https://www.topuniversities.com): İlk 500 içinde sadece KOÇ Üniversitesi var ama geçen yıl 451. sıradayken bu yıl 465. sıraya gerilemiş, tam 15 basamak! SABANCI 521-530 bandında yerini korumuş! BİLKENT 551-560 bandında. Geçen yıl 501-510 bandındaymış; yani 50 basamak gerilemiş! ODTÜ 601-650 bandında. Geçen yıldan bu yıla 22 basamak düşmüş! BOĞAZİÇİ 651-700 bandında yerini korumuş! Eski üniversitem İTÜ 651-700 bandından 751-800 bandına gerilemiş!

 

Kırk yıl önce profesör olabilmek için iki yabancı dil koşulu vardı. 1983’te kurulan YÖK ile dil koşulu bire indirildi. Yine de akademik yükseltmelerde bilimsel üretkenlik, kalite ve yabancı dil koşulları oldukça sıkıydı. Oysa ne yazık ki bugün, neredeyse “profesör yabancı dil bilmese de olur” noktasına geldik!   

 

OECD ve PISA Programı!

Açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, üçer yıllık dönemler hâlinde, 15 yaş grubu orta öğrenim öğrencilerinin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendirmekte. Değerlendirme, öğrencilerin kendi ana dillerinde okuduğunu anlama, fen ve matematik olmak üzere 3 temel alanda yapılmakta. PISA 2018 raporu 70 ülkede yaklaşık 540,000 öğrenci ile ve 2016 – 2018 yılları arasında yapılan testlerin sonucu.  

 

Aralık 2019’da açılan bu rapora göre Türkiye 70 ülke arasında ana dilde (okuduğunu anlamada ve ifade etmede) 40., fende 39., matematikte ise 42. sırada yer aldı. Singapur, Japonya, Hong Kong (Çin), Şanghay (Çin), Kore gibi uzak doğu ülkeleri son 10 yılda hep başı çekmekte. PISA verileri bize gelecek nesillerimizin kendilerinden birkaç gömlek daha donanımlı akranlarıyla yarışmak zorunda kalacağını söylüyor. Özetle, Dil, Mantık ve Fen alanlarının üçünde de dökülüyoruz, yani üniversiteye gelen gençlerimiz okuduğunu anlamada ve kendilerini ifade etmede zorlanıyor, mantık ve felsefe unutulmuş gibi, bilime de sırtımızı dönmüşüz!

 

PISA programı ülkeleri sıralarken her ülkedeki kaymak tabaka (en üstün / seçkin) gençlerin oranlarını da saptıyor. Örneğin, bilimde kaymak tabaka (en yüksek puan alan) gençlik oranları Singapur’da %25, Finlandiya, Çin, G. Kore, Japonya’da %15 kadar. Oysa Türkiye’de bu oran %1’in altında! Diğer alanlarda da durum benzer. Yani, bizde her 100 gençten sadece birisi “seçmece” iken bu oran önde gelen ülkelerde 15-20 arasında. Bunlar soran, sorgulayan, aykırı düşünebilen, itiraz edebilen, ülkelerinin geleceğini inşa edecek olan gençler!

 

Yine de enseyi karartmaya gerek yok! Her yıl 2.5 Milyona yakın genç üniversite sınavlarına giriyor.  Çok kötü olan PISA sonuçlarına göre bile üstün başarılı gencimiz on binin üzerinde. Bunun %1-2 kadarını bile kaymak tabaka kabul etsek karşımızda birkaç yüz genç var demektir. İşte bu birkaç yüz genç nerede diyorsanız, gidin ODTÜ’ye, Boğaziçi’ne bakın derim. Geleceğin bilgi ve istihbarat savaşlarında hayatta kalmak istiyorsanız bu gençlere özen gösterin, el üstünde tutun!

2021-05-16_14-49-38.png2021-05-16_14-49-46.png2021-05-16_14-49-53.png

Bu yazı toplam 600 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    ALOĞLU GRUP İNŞAAT
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    1/20
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.