• BIST 99.639
  • Altın 141,794
  • Dolar 3,5028
  • Euro 3,9236
  • Manisa 16 °C
  • İzmir 28 °C
  • Devren satılık iş yeri
  • Erdinç Akademi 2. Şubesi açılıyor
  • Sevgi Çocukları yakında burada
  • YGS matematik kampı başlıyor
  • CNC dik işlem operatörü ve bayan elemanlar aranıyor
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Penta Akademi’de şimdi kayıt zamanı!
  • Düğün sizden, abiye Moda Prize'dan
  • Akhisar’da satılık zeytinlik
  • Organize Sanayi Bölgesinde kiralık fabrika
  • Akhisar Vergi Dairesinden duyuru
  • Akhisar'da büyük açılış
  • Mek-Hann Cafe sahura kadar açık!
  • Zeytinli Bahçe; İftara hazırız!
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Pinokyo'da Yaz Okulu ve Yeni Dönem Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu

Kişisel eylem kontrolü

Ayşe Özçelik Gönül

Kişisel eylem kontrolü

Sanskritçe’ de NİYAMA olarak adlandırılır. Kişinin daha çok kendisiyle ilgili alanda olumlulukları güçlendirmesi prensibine dayanır. Zihinsel, sözel, fiziksel düzeyde uygulanmalıdır. Beş unsur içerir:

TEMİZLİK: Saflığıda içinde barındıran temizlik, bedenin temiz tutulmasıyla birlikte, aklımızdan geçen düşüncelerin, ağzımızdan çıkan sözlerin ve eylemlerin kirlilik oluşturmayacak şekilde olmasını ifade eder.Çevremizi, yiyeceklerimizi, giysilerimizi ve kendimizi temiz tutmazsak bir süre sonra ortamda mikroplar üremeye başlar. Bunun için önlem almazsak zamanla çoğalan  mikroplar sonunda bizi öldürebilir.

     Peki kalbimizi temiz tutmazsak ne olur? Niyet bozuksa saffaniyet olmaz. Kötü düşüncelerde kalbin mikrobudur. Zihin arınmazsa bir süre sonra insan, çökmüş bilinç sahibi bir varlığa dönüşebilir. Zihnin karartılmasıyla bilincin aşağı çekilmesi elbette varoluş yolculuğumuzu olumsuz yönde etkiler.

   Kontrolsüz bir şekilde çoğalan mikropların bedeni yok etmesi gibi, zihinde türetilen olumsuz düşünce ve buna bağlı gelişen eylemler, ruhsal yolculukta her biri bir bariyer olarak karşımıza çıkabilir. Zıtlıklar dünyasında arınmak için çaba göstermeli; kalbimizi, ruhumuzu karanlıkta bırakmamalıyız.

YETİNME: Zihni gereğinden fazla başka nesnelere sahip olma isteğiyle meşgul etmeden yaşamak demektir. Yetinmek, avunmakla karıştırılmamalıdır. İçinde bulunulan durumdan hoşnut olmak zihinsel bir hafifliği de beraberinde getirir. Bu çabasızlık demek değildir. Çevremizde var olan her şeyin amaç değil araç olduğunu unutmadan; elimizdeki değerlerin düzenlemesini zihnimizi dağıtmadan yapmalıyız. Kendi bedenimiz bile, bu dünyada var olabilmemiz için bize sunulan bir araçtır. Gösterilen çabanın dışında herşey akışta gerçekleşeceğinden,  şikayet etmek yalnızca olumsuzluğu çoğaltır. Eimizde var olanın değerini bilmekse, bazen olumsuz olanı olumluya dönüştürecek kadar güç açığa çıkarır. Kendimiz de dahil her şeyden hoşnut olarak, ama daha iyiye ulaşmak için çaba göstererek yaşamak en güzeli.

İRADENİN GÜÇLENDİRİLMESİ: İradenin güçlendirilmesi için, disipline olabilmek için emek gerekir. En basitinden zoruna kadar her türlü eylemde bulunurken gayret etmezsek, kolumuzu bile kaldıramayız. Hele ki bu farkındalığı yükseltip istekleri kontrol altında tutmaksa, fazlalıkları yakıp temizleyecek ateşli bir çabaya ihtiyaç vardır. Bunun için yöntemler geliştirmeli, zihni baskı altına almadan, bilmekten ziyade anlama noktasına ulaşarak zararlı olan her şeyi hayatımızdan uzaklaştırmaya gayret etmeliyiz. Zihnin baskılanmasıyla alınan sonuç, sonrasında olumsuzluğun artmasıyla geri dönebilirken, idrak ile vazgeçilen hiçbir şey bizi acıtmaz ve yoksunluk duygusu yaratmaz. Zararlı olandan vazgeçmek ise; kendi dönüşümümüz ve bilincimizi yükseltmemiz noktasında bir kazanım olarak bize döner.

EĞİTİM: Varoluşa dair bilgilerin peşinden gitmek, bunları anlamlandırıp temel oluşturmak ve her daim bu temelin üstüne anlam içeren bir tuğla koyup sonsuzluğa uzayan bir bina inşa etmektir. Her geçen gün zihinsel alanı genişletip iç görü geliştirerek varoluşu  algılamak  yolunda adımlar atmaktır. Araştırmak,  deneyimlemek ve bilginin ışığını içselleştirip yolu aydınlatmaktır.

ÖZÜ ALGILAMA: Akışın içinde olmak, evrensel bütünün bir parçası olduğunun farkındalığıyla yaşamak özün algılanmasıyla olur. ‘’Bir ben var benden içeri,, diyen Yunus Emre’nin  teslimiyetle akıp gitmesi gibi. Ya da ‘’Ene’l-Hak,,  diyen Hallac-ı Mansur gibi:

           Taşın bile ruhu var derler;

           Evrenin her yerine saçılmış bilinç parçacıkları.

           Ve sonra ‘’Ene’l-Hak,,  diyen Hallac-ı Mansur’un

            Derisini yüzerler...

     Farkındalığımızı yükseltip, özümüzü algılamak için çaba göstermeliyiz.      

E-Posta: ay-gonul@hotmail.com

Bir Nefesle Yoga videolarını izleyip ücretsiz abone olmak için tıklayınız.

       

Bu yazı toplam 410 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.