• BIST 1.479,930
  • Altın 553,18
  • Dolar 9.5897
  • Euro 11.1482
  • Manisa 15 °C
  • İzmir 18 °C
  • KPSS ve DGS deneme sınavları kayıtları başladı
  • Brew Mood Coffee’de canlı müzik keyfi
  • Yükleyici operatörü aranıyor
  • ASDER, Türk Halk Müziği koro çalışmaları başlıyor
  • Bay – bayan pompa satış görevlisi aranıyor
  • Takı Kuyumculuk'ta çadır günleri başlıyor
  • Amerikan Kültür Dil Kursunda ücretsiz dil beceri düzeyi ölçülüyor
  • Bay – bayan eleman aranıyor
  • Bayan eleman aranıyor
  • Bay – bayan garson ve paket servis personeli aranıyor
  • Özel EDUZONE Yabancı Dil Kursu 2021/2022 Eğitim Öğretim yılı kayıtlarına başladı!
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur.

Kanada okyanus gözetleme sistemi

Levent Sevgi

Kanada okyanus gözetleme sistemi

 

1993 – 1997 yılları arasında Prof. Dr. Nejat İnce önderliğinde Deniz Kuvvetleri, Uzun Ufuk ismini verdiğimiz projede Oramiral Güven Erkaya’nın isteği üzerine Ege Denizinde uçanı/kaçanı yakalayacak olan bir Tümleşik Gözetleme Sistemi tasarladık. İkisinin de toprağı bol olsun. İki düzineden fazla araştırıcı birlikte yıllarca çalıştık; uzmanlık alanımız içinde olsun olmasın her problemle boğuştuk; müthiş eğitici / öğretici bir süreçti (1998 – 2002 arasında ise aynı ekiple Başbakanlık için çalıştık. Son zamanların kritik konularından birisi olan Montrö anlaşmasını da çok yakından ilgilendiren bir Türk Boğazları Gemi Trafik Bilgi Yönetim Sistemi geliştirdik. Bunu da bir başka yazıda ele alırız).  

 

Ben bu süreçte, birçok problem yanında, Yüzey Dalgalı HF Radarları ile de uğraştım. Sistemin matematiksel modelleri yanında bilgisayar simülasyonlarıyla da uğraştım. Birkaç yıl içinde “böyle radar mı olur?” düzeyinden “uluslararası uzman” denebilecek bir düzeye ulaştık. Bu radarlar on yıllardır var olan teknolojileri kullanmakta, yani yüksek teknoloji sistemlere gerek yok; sadece hızlı bilgisayarlar ve akıllı yazılımlar yeterli. Ancak fiziksel problemler çok ama çok belalı; fiziği yani doğayı iyi anlarsan ve sağlam matematiksel modeller kurabilirsen, gerisi Modelleme ve Simülasyon (ModSim). Özetle, bu radarların Türkiye’de neredeyse tamamen yerli olanaklarla üretilmesi mümkün; teknik hiçbir engel yok!

 

Proje süresince yaptığım uluslararası yayınlar bu radarları üreten Raytheon Kanada firmasının dikkatini çekmiş; 1998 baharında beni davet ettiler; 3 yıllık bir kontrat sundular. O zaman İTÜ’de doçentim; “akademik izin” istedim. Fakülteden olumlu çıkan karar, bir takım ayak oyunlarıyla, rektörlükte iptal edildi; ben de istifa edip Eylül 1998’de Kanada’ya gittim (bu süreç de ayrı bir yazı konusu!).

 

Raytheon, Dünyanın önde gelen yüksek teknoloji firması; özellikle savunma alanında en önde geleni. Radarlar, füzeler, füzesavar sistemleriyle ünlü. Ayrıca, işinin / üretiminin belki de yarıdan fazlası ABD hükümetine ait. Raytheon Kanada ise özellikle havaalanları radarlarında Dünya pazarının neredeyse yarısını elinde tutan bölümü (https://www.raytheon.com/ourcompany/global/americas/canada). Bu firma, yüzey dalgalı HF radarları da üretmeye başlamış, ilk iki radarıyla Atlas Okyanusunda bir gözetleme sistemi kurmuş, denemeler yapmakta. Gözetlediği bölgede, kıyıdan 320 km açıkta petrol çıkarmakta. Bölge petrol bakımından çok zengin; birkaç petrol platformu var. En önemlisi Hybernia platformu (https://en.wikipedia.org/wiki/Hibernia_oil_field). Hybernia, kıyıdan 315 km uzakta; derinliği 80 m olan denizde petrol çıkarmakta. Yüksekliği 224 m, bunun 110 m’si beton tabana ve depolara ait. Kapasitesi günde 230 Bin varile kadar çıkabilmekte. Yüksekliği 85 m olan depolarında 1.3 Milyon varile kadar petrol depolayabilmekte. Platformda yaşayan büro, hizmetli ve teknik eleman sayısı 200’e yakın. 15 Şubat 1982’de çıkan fırtınada bölgede yarı-batabilen Ocean Range isimli petrol platform-kulesi yıkılmış ve 84 kişi yaşamını yitirmişti.

 

Biz Yüzey Dalgalı HF Radarları ile Ege Denizinde özellikle irili ufaklı çok sayıda ada ardında normal (mikrodalga) radarların göremediği kör bölgelerde kalan gemileri ve alçak irtifa savaş uçaklarını yakalayabilmek için kullanmayı planlamıştık. Bu radarların bu yetenekleri var. Ayrıca, radara yakalanmayan (hayalet) uçakları da yakalayabilirsiniz. Herkesin derdi farklı farklı! İsrail için problem bir sürat teknesi ile denizden gelebilecek birkaç teröristi önceden saptamak iken, örneğin Almanya bu sistemi Dünyanın 19. büyük yükleme/boşaltma limanı olan Hamburg’da sıkıntı yaratabilecek deniz akıntı değişimlerini izlemek amacıyla kullanabiliyor. Kanada’nın derdi ise büyük buzul kütleleri! Onlar, kurdukları iki radarlı tümleşik bir sistemle kuzeyden kopup gelebilecek büyük buzul kütlelerini önceden saptamak istiyorlar. Petrol platformları için tehdit oluşturan buzullar için bir nevi erken uyarı sistemi yani. Bu buz kütlelerinden birisi petrol platformuna çarparsa belki yıllarca üretim aksayacak / duracak. Birlikte çalıştığım kişi Dr. Tony Ponsford baş mühendis ve sistemin başından beri kontrol onda. Benden beklenen, gerçek veriyle yapılan denemelerde ortaya çıkan ve anlaşılamayan durumlara fiziksel ve matematiksel açıklamalar getirmek; bunun için de Uzun Ufuk projesinde kazandığım deneyimlerden yararlanmak. Beklentileri boşa çıkarmadık; üç yıl olarak öngördüğümüz süreci bir yıl gibi kısa bir sürede tamamladık, çok güzel makaleler yayımladık ve ben daha sonra (2008 yılında) bu çalışmalarımla uluslararası IEEE Meslek örgütümüzden, en yüksek paye olan “Fellow” payesi aldım.

 

Firmaya katılalı henüz 2 ay olmadan bir sabah Tony yanıma geldi ve Firma ile Kanada Donanması arasında çok önemli bir toplantı olacağını söyledi. Toplantıya benim de katılmamı, hatta sunum yapmamı istiyordu, ama bir sorun vardı; bu hükümet yetkilileriyle yapılan gizli toplantılardan biriydi; katılım için Kanada vatandaşı olmak bile yetmiyordu, gizlilik belgesi gerekiyordu. Gizlilik deyince, süresi geçmiş olsa da Uzun Ufuk projesinden NATO-Gizli belgem olduğunu söyleyince rahatladı; Firma toplantıya bir şekilde katılmamı sağladı.

 

Firma adına 5 sunum yaptık; ikisini Tony üçünü ben yaptım. Tony “gergin geçecek, hazırlık ol!” dese de toplantı çok verimli geçti. Donanma yetkilileri de Firma da memnun kaldılar. Tony çok rahatladı; ben de “ben neymişim be abi!” moduna girdim epey bir süre.

 

Tony’nin beni neden toplantıda görmek istediğini ve 3 sunum yaptırdığını anlamam epey bir süre aldı. Kanada Hükümeti Firmadan arka arkaya gelen uzatma ve ek bütçe isteklerinden bıkmıştı. Toplantı bir “Tamam mı – Devam mı” (GO – NO GO) toplantısıydı!  Tony, beni öne sürüp hükümete şunu demek istemişti “Bakın, Türkiye dahil birçok ülke bu sistemin peşinde; Türkiye’den uzman bile getirdik, gecikmiş olsak bile doğru yoldayız!” Başarılı da olmuştu. Donanma toplantı sonrası projeye devam kararı aldı.

 

Yıllar sonra Tony ile Boğazda, Çengelköy’de Rakı-Balık keyfinde bunu da itiraf ettirmiştim

2021-04-12_10-40-22.png2021-04-12_10-40-30.png2021-04-12_10-40-39.png2021-04-12_10-40-47.png2021-04-12_10-40-57.png

Bu yazı toplam 820 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    ALOĞLU GRUP İNŞAAT
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    1/20
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.