• BIST 107.266
  • Altın 380,718
  • Dolar 6,8105
  • Euro 7,5716
  • Manisa 14 °C
  • İzmir 14 °C
  • Özel Akhisar Uğur Kurstan ücretsiz LGS kampı
  • Çaldiri Turizm: otobüs, uçak ve tren seferlerinde hareket başlıyor
  • Bay eleman aranıyor
  • Plasiyer Aranıyor
  • Bay elemanlar aranıyor
  • E-ticaret konusunda deneyimli personel aranıyor
  • Elektrikçi ve üniversal tornacılar aranıyor
  • SOMGAZ Soma Limited Şirketi
  • Sanayi sitesinde satılık arsalar

İnsanı insan yapan değerler

Halil Erdost

“Sanıyorum 30 yıl oldu.

                Bir Ramazan bayramında, memlekette bayramın birinci gününde rahmetli babam, kardeşlerim, enişteler, yeğenler hep birlikte sohbet ediyorduk.

Kapının zili çaldı.

Kapıyı açtığımızda üst kattaki komşumuz eşi ve çocuklarıyla bayramlaşmaya gelmişti. Komşumuz ayakkabılarını çıkarırken rahmetli babam komşumuza şöyle seslendi:

  • Sen benim evime giremezsin. Lütfen dışarı çık.

Komşumuz peki deyip gitti. Yüzümüz kızarmış, biraz da şaşırmıştık. Bayram gününde küslerin barıştığı, hataların affedildiği bir günde bu yapılacak bir şey miydi? Salona geçip babamıza neden böyle yaptığını sorduk.

Babam:

  • Bu adam alt kattaki komşumuzu bankadan aldığı krediye kefil yapmış, borcunu ödememiş. Kendi mallarını da başkasının üzerine geçirmiş. Komşumuzun evine icra geldi. Nesi var nesi yok alıp götürdüler. Kaç günlerdir aç sefil yaşıyorlar, dedi.

Ben de babama:

  • İyi de bu konu bizimle ilgili değil. Bize ne? Biz niye müdahil oluyoruz? Diye sordum.

Babam:

  • Konu bizimle ilgili olmayabilir. Bu ahlaki değerleri düşük insanı evime kabul edersem, iyilik yaptığından dolayı mağdur duruma düşmüş olan namuslu komşumu rencide etmiş olurum. Bu kişi adam değil, bayram da olsa onu evime alamam. Alırsam onun yaptığını hoş görmüş olurum. Ben bunu yapamam, demişti.”

 

Yukarıdaki anıyı Prof. Dr. Necati Cemaloğlu’ nun “Değerler Anlatılmaz Yaşanır” başlıklı yazısından aldım.

Hepimiz şöyle bir düşünelim: İçinde yaşadığımız toplumda “bana dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın” demeyen kaç kişi var acaba?

Boş verelim herkesi kendimizi sorgulayalım:

  • Haksız söylemler karşısında ne söylüyoruz?
  • Yapılan yanlışlıklar karşısında ne yapıyoruz?
  • Güçlünün değil, haklının yanında mı duruyoruz, yoksa “böyle gelmiş böyle gider” mi diyoruz?
  • Söylediğimiz ile yaptığımız örtüşüyor mu?
  • Ahlak, kişinin kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmamasıdır. Biz ne kadar ahlaklıyız?
  • Kaybedeceğimiz şey her ne olursa olsun (ticari, siyasi vb.) dürüst, ahlaklı ve haklı olanın yanında yer alıyor muyuz?
  • Toplumun değer yargılarını ayaklar altına alıp biz istediğimiz gibi yaşarız, yeriz, içeriz bunları ve kendimizi sergileriz; yemeyenler, içemeyenler bizi ilgilendirmez diyenlere karşı tavır alıyor muyuz?
  • Söz verdikleri halde sözlerini yerine getirmeyenlerden, yalan söyleyenlerden, imzasının arkasında durmayanlardan, bireysel çıkarları uğruna “bukalemun gibi” renkten renge girenlerden hesap sorabiliyor muyuz?

“Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.” Diyen bir inancın mensubu olarak kendimizi sorgularken sorduğumuz sorulara verdiğimiz cevaplar bizim aynı zamanda ne kadar insan olduğumuzu da ortaya koyacaktır. Çünkü yanılmıyorsam bir Rus atasözü mealen der ki:

“Hayvan yalnız kendi acısını çekiyorsa yaşarken; insan bütün canlıların acısını çekiyorsa yaşıyor demektir.” İnsan ile hayvan arasındaki temel farklardan biri de budur. İnsan eğer kendisinden başka hiçbir şey düşünmüyor ise hayvandan hiçbir farkı yoktur. İnsan sadece kendisini düşünmemeli. İnsanın kendisine olduğu kadar yaşadığı sosyal ve doğal çevreye karşı da hem duyarlılığı hem de sorumluluğu olmalıdır; hem de bu duyarlılık ve sorumluluk onun sadece yaşadığı döneme bağlı değil kendisinden sonra yaşanacak olan dönemlere karşı da olmalıdır.

Kendisini ilgilendirmese bile geleceğe karşı sorumluluğunun gereği olarak yapılan haksızlıklar karşısında en azından susmamalı, düşüncesini söylemeli ve dürüst, ahlaklı, adil, halka tepeden bakan değil haktan ve halktan yana olmalıdır. Bir toplumun genel kabul görmüş güzel değerlerine sahip çıkmalı; saygınlığı, onuru, gururu sosyal medyadaki izlenme sayılarında değil, halk içinde beğenilme ve takdir edilme sayılarıyla ortaya koymalıdır.

“İnsandır beşer elbette şaşar.” İnsan hata yapar. Önemli olan insanın hata yapmaması değil, yaptığı hatadan dolayı özür dilemesi ve o hatayı bir daha yapmamasıdır. Çünkü insanın yaptığı hatadan dolayı özür dilemesi erdemliliktir. Hatada devam etmesiyse onu insani değerlerden uzaklaşmasıdır. İnsan olan insan “benden sonra tufan” dememelidir.

Bu yazı toplam 6939 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
PAUSE COFFEA
  • Pause Coffea Akhisar
1/20
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.