• BIST 105.268
  • Altın 162,850
  • Dolar 3,9604
  • Euro 4,6498
  • Manisa -7 °C
  • İzmir -1 °C
  • Yavuz Sigorta yeni adresinde
  • Satış temsilcisi aranıyor
  • Halk Eğitim’den emlak danışmanlığı kursu
  • Büyük Öncü AVM, Vestel açılıyor
  • ASDER'den resim atölye çalışmaları
  • Cumhur Sarı'nın tek kişilik gösterisi 23 Kasım'da
  • Zeytine minnet kortej yürüyüşü 24 Kasım'da yapılacak
  • Dünya Zeytin günü programı belli oldu
  • Nakış makinesinde çalışacak usta, operatör ve makineci aranıyor
  • Hypatia Book & Coffee’de 10 Kasım nedeniyle 3 al 2 öde
  • Üniversal tornacı ve kaynakçı aranıyor
  • Akhisargücü Basketbol Akademisi kış okulu kayıtları başladı
  • İnşaat mühendisi aranıyor
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir

İllaki Burun Nefesi

Ayşe Özçelik Gönül

İllaki Burun Nefesi

    Soru: ‘’Öyle öfkeliydi ki, soluğu burnundan alıyordu’’ cümlesindeki kişi, neden soluğu burnundan alıyordu?

   Cevap: Beyni yanıyordu soğutmak için ve sakinleşmek için.

 İşte her organımız gibi önemli görevlere sahip mübarek bir organ burnumuz. Öyle ki, can bile en son burnun ucundan çıkmayı tercih ediyor. Deyim ve atalarımızın sözlerini seviyorum. İçsel bilgelikle dolu, kısa cümlelerle çok geniş anlatımlar sunuyorlar bizlere.

   Gerekli durumlarda nefes almak için ağız yolunun da kullanılması ve nefes tekniklerinin popüler olmasıyla birlikte, bu konuda bir ikilem oluştu. Sık sık şu sorulara maruz kalır oldum; Nefesi burundan mı alalım?  Ağızdan nefes daha iyiymiş öyle mi? benzeri sorularla karşılaştıkça, böyle bir yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim. Elbette kısa süreli ağız yolunun kullanıldığı teknikler olsa da, nefes alış-verişi burun kanalı aracılığı ile gerçekleşmeli. Burun yolundan giren hava, kanalda bulunan kıllar ve oradaki özel yapı sayesinde nemlenerek, süzülerek ve vücudun ihtiyacına göre ısınarak yada soğuyarak akciğerlere ulaşır. Ağız nefesinde ise mikroplar, tozlar süzülmeden, hava nemlenmeden ve ısı ayarı yapılmadan direk içeri girer. Uzun süreli ağız nefesi kullanımında; ağız kokuları, diş çürümeleri, mide rahatsızlıkları, solunum yolu enfeksiyonları oluşabilir. Hatta, işlevi olmayan bir görevi üstlenen ağız ve çene bölgesinde yapısal bozulmalar meydana gelebilir, yüzün simetrik yapısı ve görüntüsü değişime uğrayabilir.

       Burun organının iki delikli olmasının nedenlerinden biri de; yine insan sağlığı ve psikolojisi üzerinde çok önemli etkileri olan, Otonom Sinir Sistemi dediğimiz Sempatik-Parasempatik Sistem çalışmalarındaki rolünden dolayıdır. Sol burun kanalından giren enerji, çapraz olarak sağ beyin lobunu, dolayısıyla Parasempatik Sistem’i besler. Sağ burun kanalından alınan enerji ise sol beyin lobunun, yani Sempatik Sistem’in çalışmasını etkiler. Sağ ve sol burun kanalları dönüşümlü olarak havayı daha yoğun içine alır, çok kısa bir süre iki burun deliğinden eşit miktarda hava içeri girer. Bu dönüşümlü çalışma sistemine tıpta Nazal Siklus adı verilir. Sağlıklı erişkinlerin %70-80’inde varlığı tespit edilen Nazal Siklus’un postürden, anatomik değişikliklerden, egzersizden ve enfeksiyonlardan etkilendiği ve yaş ilerleyip burundaki mukozal yapı küçüldükçe bu dönüşümde azalma görüldüğü de tespitler arasındadır.

     Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Sempatik- Parasempatik Sistem çalışmasının üzerimizdeki etkilerini biraz daha açalım. Sempatik Sistem; bedeni savaş veya kaç konumuna hazırlayan, ısıtan, fiziksel aktivasyon ve enerji gerektiren durumlarda otomatik olarak devreye giren bir sistemdir. Ne var k,i günümüz insanı maruz kaldığı yoğun stres ve öğrenilmiş kaygılarla, kendini her an patlamaya hazır bir bomba modunda tutarak ve tetikte yaşayarak sağlığına tahmin edemeyeceği düzeyde zararlar verir. Bedeni baskı altına alan stres hormonları, büzülen damarlar derken kulağa hoş gelen sempatik sistem gerektiğinden fazla çalıştığında sizi bir kalp krizinin eşiğine getirebilir. Bu nedenle gün içinde ve özellikle strese maruz kaldığımız anlarda nefesi hatırlayıp, burun kanallarının ve diyaframın devrede olduğu ve zihnin nefese yöneldiği farkındalıklı anlar geçirirsek, sistemlerin daha dengeli ve sağlıklı çalışmasına katkıda bulunma şansımız olur. Parasempatik sistem bizi daha çok beslen ve dinlen konumuna hazırlayan ve vücudu yenileyen bir sistemdir. Bu sistemin aktifliğinde damarlar genişler, tansiyon düşer, bedende sindirime ve dinlenmeye yönelik salgılar devreye girer. Tüm bu ince ayarlı işleyiş,  iki burun kanalının sağlıklı ve dengeli bir şekilde kullanılmasını gerektirir. Sistemin sağlıklı çalışabilmesi için burun yollarının açık tutulması önemlidir. Yoga’da teknik olarak kullanılan, burundaki mukozal yapıyı bozmayacak şekilde haftada 1-2 kez uygulanabilecek burun yıkama ve kurutma yöntemi ile de beynimizin daha sağlıklı çalışmasına katkıda bulunabiliriz.

      Yoga kaynaklarında da sağ burun kanalından omurga boyunca sarmal akan sıcak enerji (Güneş-Pingala-Eril- Dışsal-Aktif-Sempatik etki- Mantıksal-Sol beyin), sol burun kanalından omurga boyunca sarmal akan serin enerji (Ay-İda-Dişil-İçsel-Pasif-Parasempatik etki-Sezgisel-Sağ beyin) konuları anlatılmıştır.

     Ağız nefesi, fiziksel-zihinsel toksin atımı için teknik olarak kısa süreli kullanılsa da, ağız nefesinin uzun süreli kullanımı sinir sistemimizi  olumsuz yönde etkiler. Fiziksel aktivasyonun fazla olduğu durumlarda bedene gerekli oksijeni temin etmek ve eklemlerde birikerek kas ağrısına neden olan Laktik Asit yoğunluğunu önlemek için de duruma göre nefes ağızdan verilebilir.  İnsan için hayati önem taşıyan nefesin başrol oyuncusu burundur. Sonrasında, gerektiğinde devreye giren en iyi yardımcı oyunculardan biri ağız olabilir. Biz en güzeli organlarımıza rol karmaşası yaratmadan, derin, rahat bir ritmde,  burnumuzdan nefes alıp verelim.

     

Bu yazı toplam 434 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.