• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Manisa 18 °C
  • İzmir 26 °C
  • Bay eleman aranıyor
  • Tüm Okul Kıyafetleri, Akhisar'ın Okulcusu ALM'de
  • Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı Tanıtım Toplantısı
  • Portakalspor, bayanlara özel spor ve sağlıklı yaşam merkezi
  • Bay-bayan çalışma arkadaşları aranıyor
  • Halkla İlişkiler personeli aranıyor
  • Akhisar Rodoplu Teknik’te Viessmann klimalar peşin fiyatına taksitle
  • Elektrik teknisyenleri ve teknikerleri aranıyor
  • Sevgi Çocukları yakında burada
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu

Hitap ve toplumsal barış

Mahmut Tolon

Hitap ve toplumsal barış 

Anglo-saksonların, yani İngiliz'lerin, Amerikalı'ların, Avustralyalı'ların en önemli kültürel başarıları, yaşadığımız yüzyılda İngilizceyi dünya dili yapmış olmalarıdır.


Acaba bu dilin bazı özellikleri dünya dili olmasında etkili olmuş mudur? Yani İngilizce konuşan ülkelerin kültürel zaferinde bu lisanın bariz bir etkisi görülmüş müdür? Veya ekonomik başarılarında insanların birbirine eşit düzeyde davranmaları mı etkili olmuştur? Herhalde sonuncusu!

Almanca ve Fransızca ile yakın akraba olan ve her iki lisandan da köklerini alan İngilizce'nin zengin kelime haznesi yanı sıra bir göze batan farkı, evrim sürecinde “sen/siz” farkını (thou-thee) kaybetmiş olması ve sen ve sizi bir kelimede (you) birleştirmiş olmasıdır. 

İnsanlar arası ilişkilerde sen/siz farkı önemlidir. Hele hele erişkin insanın haklarını yaşaması belli bir saygıyı hissetmesinde, belirli bir demokratik sürecin lisan ile belirlenerek genel olarak kabul edilen bir öge olarak yaşanmasında sen/siz farkı, bir kültürel temel taşıdır.

Amerika'da, İngiltere'de sen/siz yoktur. Amire veya büyüğe saygı “efendim” (sir, ma'am) ile belirtilir. Fakat ilk tanışmada rahatlatıcı ve itişip kakışmasız “you” belirgindir. Her vatandaş ise, bir Mr. Mrs. veya Ms.'dir.

Almanlar ise daha bir metodize etmişlerdir sen/siz farkını. Örneğin, lise ikiye eşdeğer sınıfa kadar öğretmen öğrencisine “sen” diye ve öğrenci öğretmenine “siz” ve “bay/bayan” filan diye hitap ederken bir ders yılından ötekine talebe de “siz” ve “bay/bayan” oluverir. Onaltı yaşından büyük bir insana artık “sen” diye hitap edilmez. Eğer “sen” hitabına geçilecekse büyük olan “sen” ve ilk isim konuşmasını teklif eder ve küçük olan kabul ettikten sonra her iki taraf da birbirine “sen” diye hitap eder. Yeni nesilde ise, baştan birbirine “sen” diye hitap etme yaygınlaşmaktadır.

Amerikalı'larda ilk isimle hitap etmek çok yoğun bir samimiyetin ifadesi değildir. Daha ziyade şekilcilikten uzak olmanın bir yüzeysel simgesidir.

Türkiye'de ise hoca talebesine –bu talebe 30 yaşında da olsa-, üst uzmanlık sürecinde olan 35 yaşında bir uzman da olsa- “sen” diye hitap eder. Bakan 50 yaşındaki memuruna “sen” diye, başbakan 10 bin kişilik kuruluşun genel müdürüne “sen” diye hitap eder. Paşa koskoca tabur komutanına, teğmene, binbaşıya, albaya; bu adam ister hâkim, ister mühendis ister hoca olsun, “sen” diye hitap eder. Bunu doğal hakkı olarak görür.

Laubalilik mi, Samimiyet mi?

Vay haline, eğer ast bir mesafe tutmak gereksinimini duyarsa... Laubalilikten veya samimiyetten veya kısacası densizlikten hoşlanmayan, 35 yaşındaki uzman veya 45 yaşındaki Genel Müdür, üstüne; “Ben birbirimize “siz” diye hitap etmemizi tercih ederim” veya “Ya ikimiz de birbirimize “sen” veya ikimiz de birbirimize “siz” diye hitap edelim” desin bakalım… Yer yerinden oynamaz mı? Türkiye'de “üstlerin” %90'ı dünyalarını şaşırmaz mı?

Bu satırları yaklaşık 20 yıl önce yazmıştım.

Alttaki  satırlar ise geçen ay yazıldı ve müsbet ve menfi epeyce tepki aldı:

Birisine “Sayın” dendi veya denmedi bir mesele oluyor.  Her insana saygı  olunca bir katile  (Mr. Müsyü veya Herr,  anlamında bay ve bayan tek kelimede oturdu dilimizde Sayın) bile Sayın demekte ne zarar var?  Bazı insana Bay bazısına Sayın diyerek iki sınıflı bir toplum mu (tekrar) yaratacağız?  Sayın  diyerek te  birey'e olan saygı gösterilemez mi? Ayni zamanda gereken mesafe de korunamaz mı? Adam pedofil olur ama iyi bir yönetmen olabilir,  katil olur ama iyi bir ressam. Asılmasına karar verilebilir ama  ayrıca aşağılamak ta mı gerek?

Hukuk hepimize gerek ise ve hukukun da yanılabildiğini kabul ediyorsak kii hukuk tarihi bu yanılgılar silsilesidir- insana olan minimal saygıda anlaşabilmemiz gerekir.

Konu Bay Erdoğan, Bay Baykal veya Bay Başbuğ değildir. Doğal olarak Bayan Gül de değildir. Bu kişileri sevmek veya sevmemekle ilgili de değildir.

Dil kurumu sözlüğüne göre  Sayın: Saygı belirtisi olarak konuşma ve yazışmalarda kişi adlarının önüne getirilen unvan bay : bey yerine kullanılan bir ünvan. Bayan: hanım yerine kullanılan bir ünvan.

Sayın bence cinsiyet belirtmeden kullanılan Bay veya Bayandır. Bazıları sayın bazıları sadece Bay olacaksa Sayın olana Bay dediğimizde apoletlerini sökmüş olmaz mıyız?   Hakimler, hekimler, komutanlar, müdürler  savcılar  hep Sayın  hastalar, memurlar, öğrenciler zanlılar hep Bay  veya Bayan olacaksa (yargılanacaksa hele hele yargılama sonuçlarının sağlığı belli iken)  bu toplumsal ahengi er veya geç yaralayacak bir unsur olarak karşımıza çıkmaz mı? Cinsiyet ayrımı olmadan hitab ayrıca lisanımızdaki bir ayrıcalıktır. Bu konu son derecede önemli ilerde daha derinlemesine değineceğim.

Bu yazı toplam 1373 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.