• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Manisa -2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Erdemli Gençliğin yetişmesinde anne – babanın rolü konferansı
  • Kasiyer, Garson ve Komi aranıyor
  • Çınarlı Makina'ya eleman aranıyor
  • Ön Muhasebede çalışacak personel aranıyor
  • Yeni Cuma Pazarı karşısında kiralık dükkan
  • Akhisar Reşatbey Mahallesi 631 sokakta satılık daire
  • Bay – Bayan eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Levent Üzümcü 28 Mart'ta Akhisar'da
  • Gelin 2017’de de hikayenizi biz oluşturalım
  • Kirazoğlu Halı Saha Futbol Turnuvası 26 Mart'ta Başlıyor
  • Medar Bahar Kır Düğün Salonları
  • Jolly Tur Güvencesiyle Tam Karadeniz Turu
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Kiralık İş Yeri
  • Akhisar'a iz bırak
  • Ege Yörem

Emniyet Kemeri Gerekli Mi?

Mahmut Tolon

Vatandaş bir resim çekip trafik suçu işleyene ceza verilmesini sağlayacakmış. Basın muhbirlik ve ispiyonculuk olarak adlandırıyor bunu ki bu bence yanlış. Sadece malına sahip çıkan vatandaş başlığını kullanmak gerek sanki. Hiçbir memur ordusu senin kendi malına sahip çıktığın kadar devlete, vatana sahip çıkamaz.Mesele ahlaki temel kuralların ve çıkarların dengelenmesinde. Burada ise hafif bir kavram kargaşası içinde yaşıyoruz. Dini hürriyet konusunda anlamlı sorunlar var. Din ki, işin komik tarafı, bu ülkede İslamiyetten, yani felsefi yaklaşım olarak ruhban sınıfı olmayan bir dinden bahsediyoruz, dev bir ruhban sınıfı ihdas edilerek ve inanılmaz paralar ayrılarak yönetiliyor ve trajikomik bir şekilde aleviye cami diretiliyor, cemevi ibadethane olarak kabul edilmiyor. Bu sanıyorum geçici bir süreçdir. “İleri demokrasi “ olabilmek için düşlediğim dini ahlaki ve teknik altyapıya daha evvel değinmiştim. Bakınız http://mahmuttolon.wordpress.com/2012/06/11/din-ile-dervlet-ayri-mi-diyanet-gerekli-mi/ Bugün değinmek istediğim konu trafik örneğinde erişkin vatandaş ve vesayetçi olmayan devlet anlayışı. Motosiklet binmek için resmi izni olan vatandaşa değil de arkasında oturan ehliyetsiz vatandaşa kask giyme zorunluluğu getirirsiniz. Takmayana caza da verirsiniz. Anlarım. Ama sürücü kendisi takmaz ise ceza kesememeli devlet! Erişkin ve seçmen olacak yaşta askere girip vatan millet için ölecek yaşta o zaman artık kendisi karar verebilmeli kask takıp takmayacağına. Akıllı ise takar, ama kendi bileceği iştir! Mesele devletin erişkin yaşına gelene kadar bireye erişkin olabileceği eğitimi sunmasındadır. Bu yaklaşımda uzlaşıp uygularsan insan yavrusu 18 yaşına kadar haydi bilemedin 21 yaşına kadar erişkin de olur ama vesayetçi devlet anlayışı ile çocuğa yaklaşırsan bazıları yaşam boyu çocuk olarak kalır. Malum süregelen ve maalesef olağan olan: “Lüzumsuz işleri düşünenin başına gereksiz fikirler üşüşür, Büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi bilir” yaklaşımı! Motosikletli ile düşünmeye devam edelim. Haydi ona da emniyet kemeri taktırsana! Hala parlamenterlerimiz motosikletliye 70 km den fazla sürat yapma izni vermiyor, kanunları, bir zahmet değiştirme, teknolojiye uyma vakti gelmedi mi? Emniyet kemeri başlı başına ahlaki bir vesayetçi devlet göstergesi. Faydalı bir aygıt hiç şüphe yok ki. Asker olabilen, seçmen olabilen, sürücü belgesi olan erişkin vatandaş kendi sağlığı için kemer takar veya takmaz kendi bilir. Sürücü belgesine sahip olmayana kemer takma mecburiyeti getirirsin ve uygularsın ama bu belgeleye sahip olanı pusuya düşürüp ceza kesersen ve ceza kesen memura da bu cezalar üzerinden prim verirsen ahlaki açıdan çok yanlış bir konumda olmayacak mısın? İnsana istediği gibi ölme hakkını bile vermiyor devlet ve nedense biz buna direnmiyoruz bile örgütlü bir şekilde. Konuya yönelik çalışan dernekler kurulamıyor ve maalesef kurulan da bir süre sonra en fazla parayı verenin yek perdelik ve sıkıcı şahsiyet gösteri haline dönüveriyor. Ötanezi ( bakınız http://mahmuttolon.wordpress.com/2013/03/25/doktorunuza-guvenebilir-misiniz-olum-saglik-ve-otanezi/)tabii ki yasallaşmalı , tabii ki bölgesel milletvekilliği içeren seçim kanunu değişmeli. Ah, aaah! Bundan 40 küsur yıl önce vesayetçi seçim kanunumuza karşı bir imza kampanyası düzenleyenlerden biri olarak bazen düşünüyorum yazsam ne oluyor, yazmasan ne oluyor. Ama sanki önü açık fikirleri tekrarlamakta fayda var, bir zaman gelip te insanlar bu fikirler etrafında saf tutma gereğini hissedene kadar. Sabır ve kararlılık gerek, sanki güdüsel olarak önü açık fikirlerden korkuyoruz ve olayları sonuna kadar düşünmekten ürküyoruz. Mahmut Tolon

Bu yazı toplam 1098 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.