• BIST 1.377
  • Altın 461,391
  • Dolar 8,0884
  • Euro 9,7271
  • Manisa 10 °C
  • İzmir 11 °C
  • Damak Pide lezzetleri evinize geliyor!
  • Manisa'nın en büyük seramik ve banyo mağazası Gökdere Yapı
  • Büyük Öncü AVM'ye personel aranıyor
  • Ziyafet Restoranttan Ramazan Menüsü
  • Brew Mood, gel-al ve paket servisle hizmet veriyor
  • Uğur Kurs’ta erken kayıt avantajları sürüyor
  • Alkan Börek gece 24.00'ten, gündüz 12.00'ye kadar açık
  • Üretim Personeli Aranıyor
  • 2021 Ramazan İmsakiyesi
  • Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi’nden duyuru
  • Kurbanlık büyükbaş hayvan satışları başladı
  • Kalite kontrol sorumlusu aranıyor
  • İhracat - Operasyon Sorumlusu aranıyor
  • Özel Merkez Koleji bursluluk sınavı 22 Mayıs tarihinde
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur.

Eğitim, eğitim, eğitim!

Levent Sevgi

Eğitim, eğitim, eğitim!

 

Savunmadan, sağlığa, ekonomiden hukuka; aklınıza gelen ve gelebilecek her sorunun çözümünde anahtar sözcük. Toplumda her bir bireyi çağdaş değerlere göre eğitmeden ne yazık ki hiçbir sorunu çözemeyiz.

2014 yılında bir konferans için gittiğimiz Tokyo’da bir hafta kaldım. Son otuz yılda Dünyanın her tarafında, 60’tan fazla ülkede 200’e yakın metropolde yaptığım gibi Tokyo’da da günde 4-5 saat, ortalama 14-16 km yürüyerek gezdim, tozdum. İnanın bir hafta boyunca bir tek çöp tenekesi, çöpçü, çöp arabası görmedim. Otuz yedi milyonu geçen nüfusuyla Dünyanın en kalabalık şehri olan Tokyo’da insanlar sokakta çöp atmıyorlar. Bunu ne parayla ne yasaklarla ne de baskıyla başarabilirsiniz; bunu ancak ve ancak Japonya gibi çağdaş eğitimle başarabilirsiniz.

 

Çünkü yetiştiremediğiniz her çocuk, her yurttaş bir gün karşınıza trafik canavarı, saygısız bir komşu, maske takmayan bir yolcu, sevgisiz bir eş, çöken bina üzerinde telefonla konuşan bir bakan, cahil bir anne, bilimden bihaber bir profesör, tarikatçı bir general, çıkarcı bir müteahhit, utanmaz bir politikacı ..., olarak çıkabilecektir.

 

Eğitimden kastım, aydınlanmış, beceri / meslek sahibi / üretken birey yetiştirmek; bunu hala anlamayan ve eğitimle öğretimi karıştıran, yakın çevremdeki 50 yıllık dostlarım dahil, herkes için hep aynı örneği vererek yazıyorum:

 

ANAP döneminde, rahmetli Özal’ın “prensleri”, eşinin de “papatyaları” ile “lale devri” yaşadığımız ve ayyuka çıkan yolsuzluklarla çalkalanan dönemde (yani yirmi beş yıl öncesinde) TV ekranlarında “Ben Amerika’da iki üniversite bitirdim” diyen eski Emlak Bankası Genel Müdürünü hiç unutmam! Civangate denen ve “Rüşvetin belgesi mi olur pezev…” sözüyle tarihe geçen o skandalda Emlak Bankasını batıran prens olarak tarihte yerini alan Engin Civan böyle demişti TV ekranında: “Ben Amerika’da iki üniversite bitirdim!”

 

Eğitim, öğrenimi de içeren geniş bir kavram; aileden başlayarak kişinin evde, okulda, yaşamda aldıklarının tümüdür. Yani, örneğin, ülke başkentlerini ezberden söyleyebilmek, ya da en büyük yirmi ekonomiyi ezberden sayabilmek değildir eğitim; önce oturmayı, kalkmayı bilmek, insana, hayvana, doğaya saygılı olmaktır; kısaca insan olabilmektir eğitimli olmak.

 

Namuslu, vicdanlı, ailesini, ülkesini, ulusunu seven, dogmalardan arındırılmış; dinleyen ve kendini açıkça ifade edebilen (Dil Bilgisi), güçlü mantık / sorgulama becerileri kazandırılmış (Felsefe), ve gerçeği, sadece gerçeği araştırmayı hedefleyen (Bilimsel Bilgi), sanat ve edebiyatla yoğrulmuş bireyler yetiştirmektir eğitim.

 

Bizler, yaşı yarım yüzyılı geçenler Cumhuriyet Türkiye’sinin büyük başarısı olan aydınlık birey yetiştirme projesinin son kuşakları sayılırız (Sümerbank pijamalarımızla çok mutluyduk!). Cumhuriyet Türkiye’si bizi “kendiniz kadar, ülkeniz ve insanlık için de çalışın, üretin, paylaşın” diyerek eğitti; beynimizi öyle kodladı. Ancak, son 60-70 yılda bu şiardan sapmaların sıkıntıları birikti, birikti, çığ gibi büyüdü. Önce ilköğretim bozuldu, sonra bütün eğitim-öğretim kurumları. Sosyal devlet büyük yaralar aldı. Eğitimde öğrenciye, sağlıkta hastaya “müşteri” gözüyle bakan anlayışlarla bugüne gelindi. Cumhuriyet ilkelerinden ve devrimlerinden büyük sapmaların yaşandığı bu süreçte, özellikle 1980 ihtilali ile karşı devrim büyük bir ivme kazandı ve son yirmi yılın uygulamaları ile nokta koyuldu. Bu süreçte her iktidar döneminde “devlet malı deniz, yemeyen domuz” şiarı ile yolsuzluklar kurumsallaştı ve ülke kaynakları yağmalandı. Yine bu süreçte, toplumun namuslu, düşünen, hesap veren, hesap soran başta gençler olmak üzere yetişmiş insanları kıyıldı.

 

İşte bu yüzden, bugün yaşadığımız salgın dahil hiçbir sorunumuzu çözemiyoruz; çözemeyeceğiz de! Bakmayın siz “Salgın sonrası artık hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” diyen ekonomiste, politikacıya; TV yorumcusuna. Devletin liyakatsiz kadroları bir anda aydınlanma yaşamayacak, "biz ne kadar yanlış yapıyormuşuz, artık değişelim" demeyecek. İnanın “her şey eskisi gibi, hatta daha kötü olacak”, daha önceleri çok kez olduğu gibi. Yurdun dört bir yanından petrol / doğal gaz fışkırsa da her taşın altından elmas çıksa da ülke sorunlarını çözemeyeceğiz. Aydınlık ve üretken insan kaynağını on, on beş yılda bir, biçen bu toplum, ne yazık ki, daha çok acılar çekecektir.

 

Çözüm, ancak ve ancak, Cumhuriyet devrimleri ve ilkelerine dönüp, 3-5 yaşından itibaren gelecek kuşakları çağdaş eğitimle donatmakla olasıdır; bu ise on yıllar gerektirecektir.

2021-01-12_13-48-33.png

Bu yazı toplam 1107 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    ALOĞLU GRUP İNŞAAT
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    1/20
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.