• BIST 1.461
  • Altın 506,251
  • Dolar 8,3655
  • Euro 10,1213
  • Manisa 29 °C
  • İzmir 28 °C
  • Uğur Kurs’ta ücretsiz Türkiye geneli sınav
  • Ege Yüzme Akademisinde kayıtları başladı
  • Personeller aranmaktadır
  • Çalışma arkadaşları arıyoruz
  • Ön muhasebe elemanı aranıyor
  • Burger No7 Akhisar'da açıldı
  • British Town’da Dil Sınıfı Öğrencilerine Yaz Kursu Hediye
  • Esse-Lucca 18 Haziran Cuma günü açılıyor
  • Gıda Mühendisi aranıyor
  • B ehliyetli eleman aranıyor
  • Yöresel Pazar Novada Outlet Akhisar’da başlıyor
  • Akkoza İletişime çalışma arkadaşları aranıyor
  • Bay – bayan akaryakıt pompacısı aranıyor
  • Bay ve bayan elemanlar aranıyor
  • Deneyimli makinacılar aranıyor
  • Depocular aranıyor
  • 30-50 yaş arası elemanlar aranıyor
  • Kurbanlık büyükbaş hayvan satışları başladı
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur.

Dünya İnsan Hakları Günü’ne dair

Tuğba Gerçin Çığ

Dünya İnsan Hakları Günü’ne dair

İnsanlık tarihi, en eski medeniyetlerden günümüze kadar temel hak ve özgürlükleri güvence altına almanın mücadelelerine sahne olmuştur. Yazının icadıyla birlikte bu mücadeleler, toplumda yaşayan her bireyin uymayı kabul ettiği aksi takdirde yaptırımlara maruz kaldığı yazılı metinlerle sağlanmaya çalışılmıştır. Nitekim günümüzde de en temel hak ve özgürlüklerimiz anayasa adını verdiğimiz metinler ile güvence altına alınmaktadır. Anayasaların içeriği ve muhatap aldığı yurttaşları bakımından tam anlamıyla güvence niteliği taşıyıp taşımadıkları tartışma konusu olmakla beraber bu hakların korunması demokratik bir hukuk devleti için vazgeçilmezdir.

Tarihte bugün, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948’de hazırlanan ve 10 Aralık 1948’de BM Genel Kurulu’nun Paris’te yapılan oturumunda kabul edilen 30 maddelik bir bildiri ile Dünya İnsan Hakları Günü olarak kabul edilmiştir. Bu bildiri hepimizin bildiği İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’dir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kapsamı, 1966’da Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi ve Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin kabulüyle genişlemiş, 1976’da yeterli sayıda ülkenin bu sözleşmeleri onaylamasıyla da uluslararası yasal geçerliliğe kavuşmuştur. Bildiri, BM’ye üye ülkeleri bağlayan yasal bir araç olmasına rağmen fiili geçerliliği konusunda ciddi tartışmalar vardır.

Temel hak ve özgürlükler alanındaki mevcut tüm belgelerin anayasası olarak nitelendirebileceğimiz İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi “Bütün insanlar hür; haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar.” Cümlesi ile başlar. Buradan yola çıkarak insan haklarının diğer tüm haklara kıyasla çatı hak görevi gördüğünü ve dil, din, ırk, renk, mezhep, cinsiyet gözetmeksizin tüm insanları bu çatının altına toplaması gerektiğini söyleyebiliriz. Nitekim beyannamenin ön sözünde “İnsanlık ailesinin bütün üyelerinde bulunan haysiyetin ve bunların eşit ve devir kabul etmez haklarının tanınması hususunun, hürriyetin, adaletin ve dünya barışının temeli olmasına…” cümleleri yer almaktadır. Bu yazılı metin, insanlığın zulüm ve baskıya karşı son çare olarak ayaklanmaya mecbur kalmaması için insan haklarının bir hukuk rejimi ile korunmasını amaçlamaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği coğrafyada son günlerde yaşanan hadiseleri de göz önünde bulunduracak olursak, bu amacın dünya üzerinde bir çok ülkede gerçekleştirilemediğini üzülerek görmekteyiz. Bir insan için en temel hak niteliğinde olan yaşam hakkı dahi dünyanın bir çok bölgesinde insanlığın gözleri önünde ihlal edilmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin bireylerin temel hak ve özgürlüklerini koruma konusunda ülkeleri bağlayan önemli bir yasal araç olmasına karşın fiili olarak ihlal ediliyor oluşu kabul edilemez bir durumdur. Çünkü bünyesinde barındırdığı yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, din ve vicdan  hürriyeti, masumiyet karinesi, cezanın şahsiliği, yargının tarafsız ve bağımsız oluşu, kadın–erkek eşitliği, bilgi edinme hakkı gibi hayati öneme sahip hususların ihlali halinde telafisi güç ve toplumun her kesimini ilgilendiren ağır sonuçlar kaçınılmaz olacaktır. Dolayısıyla tüm devletler, uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşları işbirliği içinde hareket etmeli, sahip oldukları olanakları insan hakları ihlallerini önlemek ve meydana gelen ihlallere etkin ve zamanında cevap vermek yönünde kullanmalıdır.

Yeni yazılarda görüşmek üzere, hukukun ve adaletin hakim olduğu bir dünya dileğiyle…

 

Av. Tuğba GERÇİN ÇIĞ

e-posta: av.tugbacig@gmail.com

 

Bu yazı toplam 2820 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ALOĞLU GRUP İNŞAAT
  • Aloğlu İnşaat
  • Aloğlu İnşaat
  • Aloğlu İnşaat
1/20
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.