• BIST 105.026
  • Altın 162,753
  • Dolar 3,9187
  • Euro 4,6430
  • Manisa 3 °C
  • İzmir 5 °C
  • British Town'da Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Penta Akademi'de KPSS'de Öğretmenlere özel yüzde 10 indirim
  • Erdinç Akademide öğretmenler gününe özel şok kampanya
  • Enza Home'da öğretmenlere yüzde 5 indirim
  • Yavuz Sigorta yeni adresinde
  • Satış temsilcisi aranıyor
  • Halk Eğitim’den emlak danışmanlığı kursu
  • Büyük Öncü AVM, Vestel açılıyor
  • ASDER'den resim atölye çalışmaları
  • Cumhur Sarı'nın tek kişilik gösterisi 23 Kasım'da
  • Zeytine minnet kortej yürüyüşü 24 Kasım'da yapılacak
  • Dünya Zeytin günü programı belli oldu
  • Nakış makinesinde çalışacak usta, operatör ve makineci aranıyor
  • Hypatia Book & Coffee’de 10 Kasım nedeniyle 3 al 2 öde
  • Üniversal tornacı ve kaynakçı aranıyor
  • Akhisargücü Basketbol Akademisi kış okulu kayıtları başladı
  • İnşaat mühendisi aranıyor
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir

Derdinin İlacı İçindeki Şifacı

Ayşe Özçelik Gönül

Derdinin İlacı İçindeki Şifacı

      Aslında tam olarak söylemek istediğim şey, insanların neden bu kadar çok ağrı kesici, kas gevşetici, kortizon, antidepresan ve benzeri ilaçları kullandıklarını anlamakta zorlandığımdır. Bir de kırk yaş civarına gelmiş bazı kişilerin kurduğu şu cümle ‘’Artık yaşımız ilerledi, bundan sonra hastalıklar sırayla bizi bulur beden çöker ve yaşlanırız.’’ Buna benzer cümleleri duyan zihnin halini bir düşünün, işte atacağınız şahane tohumun sonuçları; doğruyu yanlışı ayırdetmeden nereye çekersen oraya giden zihin de şöyle der ‘’Hay hay efendimiz, hastalanalım ve çökelim.’’  Hemen ona yönelik alt yapıları hazırlar. Bir süre sonra hastalıklarınızla beraber yaşamaya başlarsınız.

   Bu hikaye böyle gelişmek zorunda mı? Hayır, elbette değil. Kendi hikayenizi çok daha farklı oluşturabilirsiniz. Zihninizi daha akıllıca programlayabilir, sağlıklı beslenebilir, doğa yürüyüşleri yapabilir; bedeninizi onaran ve güçlendiren asanalar uygulayabilirsiniz. Nefes, zihin, beden dengesi ve kontrolünde çok etkili olan yoga tekniklerinden faydalanabilirsiniz. Bunların içinde bir tanesi var ki olmazsa olmazım. Yoganın en önemli pratiklerinden biri, karın nefesi.

   Karın nefesi konusunu biraz daha açmadan önce, bununla ilgili dikkate değer ölçüde deneyim yaşamış bir öğrencimden bahsetmek istiyorum. Kendisi, yaşı yetmişe yaklaşsa da işinin bitmediğinin farkında olan, disiplinli bir yoga uygulayıcısı. Şehirler arası yolda araba kullanırken göğüs bölgesinde şiddetli bir ağrı hissetmiş. Daha öncelerde buna benzer belirtiler hep reflü hastalığının tanısıyla sonlandığı için, yine reflü olduğunu düşünmesine rağmen; kendisini rahatlattığını bildiği karın nefesini uygulamaya başlamış. Bakmış ki işe yarıyor devam etmiş. Öyle ki iki gün boyunca uykuya dalarken bile karın nefesiyle ağrıyı geçiştirmiş. En sonunda ağrıyla baş edemeyince hastaneye gitmiş. Muayene sonrası apar topar acil müdahaleye almışlar, çünkü kalp krizi geçiriyormuş.  Hastaneye gitmek için bu kadar beklemese iyiymiş, neyse ki yapılan müdahaleyle tekrar sağlığına kavuştu.

   Elbette gerekli durumlarda ilaç da kullanılmalı ama biz kendimizi iyileştirme potansiyelimizi bilinçli bir şekilde hayatımıza dahil edersek, ilaçlara ihtiyaç duyma oranını ciddi miktarda düşürebiliriz. Her ilacın etkisi olduğu gibi yan etkileri de olduğunu  biliyoruz. Hareketsizlikten tutulan, ağrıyan sırtınızı rahatlatmak için kas gevşetici içerseniz ve bunu alışkanlıkhaline getirirseniz,  farkında olmadan kendinizi  Parkinson hastası olma noktasına götürme ihtimaliniz var. Onun yerine biraz kıpırdayıp hareket etmeyi deneyebilirsiniz. Leblebi gibi kullanılan ağrı kesiciler zamanla kansere neden olabilir. Her ağrıda ilaç almak yerine biraz nefes almayı; rahat, derin nefeslerle gerilim, stres ve oksijen yetersizliğine bağlı oluşan ağrıları hayatınızdan çıkarmayı başarabilirsiniz. Bel, boyun gibi bölgelerde oluşan fıtık benzeri sorunlar için, çokça yan etkisi olan kortizon kullanmaktansa; rahatsızlığın olduğu bölgedeki kasları ve omurgayı esnetmeye, güçlendirmeye yönelik duruşlar uygulayıp aldığınız kortizon miktarını azaltabilir, hatta ortadan kaldırabilirsiniz. Yoga seanslarına katılıp nefes, duruş, meditasyon ve gevşemeyi bir bütün halinde düzenli uygulayarak, antidepresan kullanma oranınızı düşürebilir; belki de bir süre sonra doktor kararı ile sonlandırabilirsiniz. Demem o ki, böyle yöntemler varken kendinizi ilaçlara mahkum etmemelisiniz.

    Nihayet gelelim karın nefesine. Bu nefes, öğrenilmiş kaygılarla unutulmuş, adeta atıl hale getirilmiş diyaframın baş rolde olduğu ve işlevsellik kazandığında sağlığımız açısından önemli etkilere sahip bir nefestir. Karın bölgesini ortadan ikiye ayıran, kalp ve akciğerlerin alt kısmında, karın içi organlarının üstünde yer alan 2-3 cm. kalınlığındaki diyafram kası, solunum sırasında devreye girerse; akciğerlerimizin en geniş kısmını oluşturan  alt bölgenin kullanılmasına ve o bölgeye oksijen taşınmasına aracı olur. Bu sayede akciğer kapasitesi büyük ölçüde genişletilir. Alt akciğerlerdeki toksinlerin atılması ve bedene taşınan oksijen miktarının artırılmasıyla, sağlığımızı korumak adına çok güzel bir adım atmış oluruz. Ayrıca bu nefes hazmı kolaylaştıran ve karın kaslarını çalıştıran bir etki yaratır. Yine karın nefesi, diyaframın aşağı yukarı hareketiyle kalbe masaj uygular. Böylece, kalbin yükünün neredeyse yarıyarıya hafiflemesini sağlarız. Diyafram içinden geçen sinir ağlarına, hareket halindeki diyafram kasının uyguladığı masaj etkisi;  kişide büyük ölçüde gevşeme ve rahatlama duygusu yaratır. Bu nedenle karın nefesi; panik atak, stres, gerilim ve depresyon gibi rahatsızlıklarda yardımcı tedavi yöntemi olarak önerilir. Bacağın üst kısmından başlayıp, leğen kemiği içinden omurgaya ve diyaframın alt kısmına da tutunan psoas kasının kısalmasının ve gerginliğinin, bilinçaltı korkulardan kaynaklandığı bilimsel olarak  tespit edilmiştir. Karın solunumu ile hareket kazanan, diyaframla senkronize bir şekilde esneyip gevşeyen bu kas, korkulardan özgürleşmemiz konusunda bize yardımcı olur. Doğası gereği ve olması gerektiği gibi yarı içgüdüsel olan solunum işlemini gün içinde hatırlayıp uygulayarak, zihnin gereksiz düzeyde kaygı üretmesi  ile bozduğu nefesi zamanla eski ve sağlıklı moduna döndürebilirsiniz. Burundan nefes alırken karnı genişleterek kubbemsi diyaframın aşağı doğru gerilip düzleştirilmesi, yine nefesi burundan verirken diyaframın gevşetilip eski haline döndürülmesi bu nefesin tanımıdır.

      Atalarımızın da söylediği gibi, karnı geniş insan olmak için karın nefesini kullanmalıyız. Böylece hayata karşı daha rahat ve sağlıklı bir duruş sergileyebiliriz. Yapmamız gereken gün içinde hatırladıkça bu nefesi uygulamak. Uygulama dozunu kendimiz belirleyebiliriz. Hatırlandığı anda ve rahatlatacak sayıda olabilir. Başlarken ne demiştik? Derdimizin ilacı, içimizdeki şifacı.

(Youtube’da, Bir Nefesle Yoga kanalında 26 Ağustos 2017 tarihinde  paylaştığım ‘Karın (Diyafram) Nefesi’  başlıklı videodan karın nefesini uygulamalı olarak izleyebilirsiniz.)

 

 

Bu yazı toplam 710 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.