• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Manisa 7 °C
  • İzmir 17 °C
  • Sir Winston House’a personel alımı yapılacaktır
  • Yemen Kahvesi Akhisarlılara hizmet vermeye başladı
  • İtina ile zeytin silkme makinası ile  zeytin silkinir
  • Grafiker aranıyor
  • Erdem Zeytinyağı fabrikasında zeytinyağı sıkımları başladı
  • Kaynakçı, boyacı ve montaj personeli aranıyor

Darbeler yargılanmalı mı?

Mahmut Tolon

Darbeler yargılanmalı mı?

27 Mayıs milli bir felaket idi. Sadece benim için şahsi bir felaket değil, Türkiye Cumhuriyeti için bir facia idi. Babam Almanyada idi “saklayacak bir şeyim yok” diye döndü 27 Mayıs sonrasında, 55 yaşında dayak yiyip Yassıada’ya “tıkıldı”.

Uzun süre 27 Mayısı savunan dostlarla olan tartışmalarda “şahsi tecrübemden o zamanki darbeyi yargıladığım” söylendi. Bence “onlar” kendi şahsi tecrübeleri dolayısı ile 27 Mayısa objektif bakamıyorlar. Bir kısmı hala bakamıyor. Bir kısmı daha objektif bakabilmeye başladı. Kimseyi de şahsi tecrübelerinin ve yeteneklerinin ötesine mecbur edemeyiz.

27 Mayıs öncesinde bugün ile mukayese edince daha fazla devlet vardı Türkiye Cumhuriyetinde. Nasıl 14 Mayıs 1950 öncesinde daha da fazla devlet var idiyse. Basın yayın tamamen devletin kontrolündeydi. Şimdi değil. Teknoloji gelişti.

Kendi şahsi deneyimlerini aşmaya bazıları muktedir oldu. Örneğin Mehmet Ali Birand, açıkça o zaman sonra yanıldığını söylebildi. Çetin Altan sonra o zaman hatalı davrandığını açıkça söyledi mi – en azından ben bilmiyorum ama gidişatı daha doğru tahlil edebildi. Bir kısmı ise soğuk savaşçı olarak kalacaklardır, belki giderek daha az okunduklarını farkederek, belki de farketmeyerek. Babaları demokrat partide olan bazı dostlarım var hala 1960 sonrasının borazanları gibi sesler çıkartıyorlar bir kısmı samimi olarak şeriata doğru gittiğimizden ürkerek. Dedim ya kimseyi yeteneklerinden, görgülerinden, bilgilerinden öteye mecbur edemezsiniz. Ayrıca çok seslilik te olumlu bir şey.

1960 ın en büyük tahribatlarından biri yargı sistemimize olan etkisiydi. Bazı görüşteki insanlar Yassıada’dan sonra yargıya hakim olup kendilerinden sonra gelenleri belirlediler. 20 yıl boyunca 27 Mayıs çetesinin yaptığı darbe (bazılarına göre hala ihtilal veya devrim) aleyhine yazmak yasaktı!(Tedbirler kanunu) 27 Mayısı bayram olarak kutladı bu ülke! Yılmaz Karakoyunlu mostralık bir örnek : “objektif olduğuna kendisi inanıp okurunu da inandırmaya çalışmakta” 27 Mayısı “ayıpladığını” yazıp “düzgün ve uygar bir anayasa getirdiğini” hala yazmaktadır.(Bakınız Kurt ve Tilki Karakoyunlu) “Katil’i ayıplıyorum ama doğrusu burnu ve gözleri çok güzeldi” der gibi. Evet tedbirler kanunu ve daimi senatörlüğü de getirmiştir 27 mayıs darbesi. O anayasayı hazırlayan “hukukçular” akıl vermişlerdi çetecilere “DPlileri yargılayın ve mahkum edin yoksa meşruiyetiniz kalmaz” diyerek.

27 mayısı 12 Eylül’ü 28 Şubatı nasıl aşabiliriz? Doğal olarak Cemal Gürsel ve Kenan Evren’i Cumhurbaşkanları listesinden çıkartarak. İsimlerini devlet malından kaldırarak o zaman dağıtılan özlük haklarını en azından bugünden itibaren keserek. DP “devri sabık yaratmayacağız” diyerek bir vendetta yani kan davasına karşı olduğunu söylemişti. O zamanki “Milli Birlik Komitesinden” yaşayanlar hala varsa doğal olarak yargılanmaları gerekir. Ama konuyu yargılanmaları mevzu bahis olanların yaşları da gözönüne alınırsa ve bukadar yıl sonra özü itibariyle seri bir şekilde yargılayıp “ayıpladığımızı” paylaşıp, kapatıp önümüze bakma vaktimiz de geldi diye düşünüyorum. 12 Eylül 27 Mayıs 28 Şubatın yargılanmaları bir şov a dönüşmeden, yeni yaralar açmadan bir daha benzer olayların olmasını önlemek üzere tarihe gömülmelidirler.

Bu yazı toplam 1138 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.