• BIST 1.385,970
  • Altın 493,56
  • Dolar 8,6430
  • Euro 10,1300
  • Manisa 28 °C
  • İzmir 28 °C
  • BEKO, yeni konsept mağazası sürpriz kampanyalar ile açıldı
  • Bay – bayan temizlik elemanları aranıyor
  • Haydi, bizimle memur ol!
  • Yükleyici operatörü aranıyor
  • Bay – bayan elemanlar aranıyor
  • Bayan kasiyer aranıyor
  • Bay – bayan garson aranıyor
  • B ehliyetli eleman aranıyor
  • Makine bakımcı aranıyor
  • Tecrübeli argon kaynakçıları aranıyor
  • Bay garson aranıyor
  • Merkez İlk Adım’da kayıt zamanı
  • Garson aranıyor
  • Komi aranıyor
  • Kardeşler Bisiklet Bisan Showroom hizmete açıldı
  • Özel EDUZONE Yabancı Dil Kursu 2021/2022 Eğitim Öğretim yılı kayıtlarına başladı!
  • İkinci el saç ve sandaviç panel bulunur.

Bilim, bilimsel süreç, bilimsel süzgeç

Levent Sevgi

Bilim, bilimsel süreç, bilimsel süzgeç …

 

 

Bilim meraktır, kuşkudur, bilgidir.

Bilim hem öğretimdir hem eğitim.

Bilim araştırmaktır, keşfetmektir.

Bilim üretmektir.

Bilim yaşam biçimidir, kültürdür.

Bilim ayrıcalıktır, seçiciliktir, seçkinciliktir.

Bilim özgürlüktür, özerkliktir.

Bilim gelecektir.

 

Bilim:

Sözlüklerde “Nesnel dünyaya ve bu dünyada var olan olgulara ilişkin tarafsız gözlem ve sistematik deneye dayalı zihinsel etkinliklerin ortak adı; bütün bilimlerin amacı genel doğruların ya da temel yasaların bilgisine ulaşmaktır” şeklinde tanımlanmakta.

 

Yani, bilim nesnel dünya ve var olan olgularla ilgili. Hedef ise (mümkün olabilirse), tarafsız gözlem ve sistematik deney içeren zihinsel etkinlikler sonucu genel doğrulara ve temel yasalara ulaşmak. Doyurucu bir tanım, ancak, yeterli mi? Belli ki değil!

 

Bilimin en belirgin özelliği sadece ve sadece gerçeğin aranması ve neden-sonuç ilişkisinin açıkça ortaya konabilmesi. Buna bilimsel yöntem denmekte; öğrenilebilir, öğretilebilir. Bilimsel yöntemlerle elde edilen çözümler tekrarlanabilir ve başkalarınca da elde edilebilir; yani bilimde “ben yaptım oldu” yok! Bir başka fark yaratan özellik ise sonuçların belli hata ve belirsizlik paylarıyla verilebilmesi. Son olarak, mümkünse, genel çözümün yani bir modelin ortaya konabilmesi.

 

Unutmayın ki, “Bilim mi - Kehanet mi?”, “Bilim adamı mı – Falcı mı?” sorularının can alıcı noktası sezgilerden yola çıkmayla, medyum gibi konuşmayla, kişinin sadece kendisinin yapabileceği öngörüleri, belli yöntemleri uygulayıp, aynı verileri elde ederek herkesin yapabileceği benzer bilimsel öngörüden ayırt etmektir.

 

Hiç düşündünüz mü; neden kansere çare bulanlar, depremi önceden kestirenler ortalıkta bolca boy gösterebiliyor da örneğin fizikte, matematikte, elektronikte böyle kişilere rastlanmıyor? Neden sade vatandaş ekonomi uzmanı, hukuk uzmanı olabiliyor ve ahkam kesiyor da örneğin, radar konusunda ortalıkta bir tek vatandaş görünmüyor? Neden, kutsal kitabımız Kuran’ın şifrelerini çözenler bir uydu kod çözücü ya da kripto cihazı tasarlayamıyor? Nedir tüm bunların nedeni? Çok bilmek mi yoksa az bilmek mi? Hoş konuşmak mı, boş konuşmak mı?

 

Bilimsel yöntem:

Yaşam problem çözmektir; ancak “iyi tanımlanmış” problemlerde çözüme ulaşmak mümkün. Tıpta kullanıldığı gibi “tanıyı doğru koymak” hastalığı tedavi etmenin ilk koşulu.  Bilimsel yöntem de problemin doğru tanımıyla başlar. Bilimsel olarak iyi ve doğru tanımlanmış problem, çözümü var olan ve bulunan çözümün de tek çözüm olduğu problemdir. İyi tanımlanmış bir problemde ayrıca hesap yapmak gerekiyorsa sayısal çözümün kararlı olması da gerekir.

 

Örneğin, bir matematikçi için iyi tanımlanmış bir problemin çözümü demek, uygun bir çerçeve içerisinde genel çözümleri verecek bir formun bulunması (“çözümün varlığının ve tekliğinin” kanıtlanması) demektir. Oysa biz mühendisler genel çözümleri gerçek dünya problemlerine indirgemek ve istenen doğrulukta ve çözünürlükte gözlenebilir, yani hesaplanabilir/ölçülebilir olması da önemli. Başka bir deyişle, bir problemin çözülebilir olduğunu göstermek bir matematikçi için o problemi çözmek anlamına gelirken, bir mühendis sonucun kaç kilo, kaç metre, vb. olduğunu görmek zorundadır. Örneğin, ışık ve yansıma kullanılarak Ayın uzaklığının ölçülebileceğini göstermek bir matematikçi için yeterli olabilir, oysa mühendisin işi bu uzaklığın kaç km olduğunu, üstelik belli hata sınırları içerisinde söylemektir.

 

Bilimsel süreç:

Problem tanımı ile başlayan, çoğu kez matematiksel bir denklemle biten süreç. Problem, birikimlerden, bilgiden, rastlantılardan, meraktan, hayal ederek, uçuk/aykırı düşünceler öne sürerek tanımlanabilir. Çıkış noktası ne olursa olsun ancak iyi tanımlanabilen problemlerde (bilimsel) çözüme ulaşmak olasıdır. Bilim, bir problemin çözümünde “bilimsel yasa” denen genel sonuçlara ulaşmayı hedefler. Ancak bu şekilde oluşturulacak modellerle “bilimsel öngörü” ve “bilimsel kestirim” yapılabilir.

 

Tarihsel gelişim içerisinde, probleme genelde üç yaklaşım söz konusu olmuştur; Dinsel, Felsefi ve Bilimsel. M.Ö. III. Yüzyılda Platon ile başlayıp, öğrencisi Aristoteles ile süren dönemlerde bilimi felsefe ve din ile birleştirme çabaları meyvelerini vermiş ve bilim sayesinde dini inançlar zenginleşirken din de bilimin şanını yüceltmiştir. Bilimsel devrim ya da aydınlanma dönemi olarak adlandırılan XVII. ve XVIII. yüzyıla dek din ve felsefe kalıbında tutulan bilim, Bruno’lar, Galileo’lar, Newton’lar, Bernoulli’ler, Faraday’lar, Clasius’larla başlayan ve yakın dönemde Einstein’lar ve Feynman’larla süren dönemlerde din ve felsefeden ayrı, bağımsız ve özgün bir sürece dönüşmüştür.

 

Bilimsel süreç genelde, yoğun gözlem, algılama, hüküm verme, ayrıntılı deney ve testlerden ve bunlar arasındaki gelgitlerden (yanılsamalardan) sonra genel çözüme ulaşır, yani yasalaşır. Bu süreçte önce saçmalıklar, bariz hatalar olmak üzere, yanıltmalar ayıklanır, engeller saptanır ve uygulandıkça yetersizlikler ortaya konur. Bu sürecin toplumsallaşması önce araştırma yazıları, toplantılar ve panellerle başlayıp, bilimsel kongrelere bildiri sunma, sempozyumlara katılma, ardından uluslararası saygın dergilerde makale yayımlama ve sonuçta kitap basmaya dek giden aşamalarla olur. Böylece, iyi tanımlanmış bir problemin çözüm yöntemi, yöntemin doğruluğu, duyarlılığı ve geçerlilik sınırları ortaya çıkar. Yasaların yanılsaması bilimde bir krizdir; devrim niteliğinde alt üst oluşlara yol açar ve bu probleme sil baştan bakmaya yol açabilir.

 

Yasa ve yasalarla oluşturulan modeller, benzer problemlere ve diğer alanlara uygulanabilir. Modeller, koşullar değiştikçe problemin çözümünde ne gibi değişiklikler olabileceğinin öngörülmesinde ve ileriye dönük kestirimler yapılabilmesinde kullanılır. Modelin sağlamlığı ve dolayısıyla kestirimlerin doğruluğu ve güvenirliği şekilde verilen bilimsel süreçte geçtiği aşamalara bağlı.

 

Üç örnek tartışma ile yazıyı noktalayalım:

Birincisi, Newton'un kafasına elma düşmesi ile başlayan ve dünyayı sarsacak, bilinen yasayla sonuçlanan süreç; ki insanoğluna aya gitme şansı verdi. İkincisi, Maxwell’in iki diferansiyel denklemi ile elektrik-elektroniğin yaşantımızı baş döndüren hızda değiştirmesi. Diğeri ise, milyarlarca yıllık geçmişe sahip dünyada son beş yüzyılda, yüzlerce yıl arayla yaşanan depremlerden yola çıkılarak oluşturulan modellerle yapılan kestirimler ...

 

Ne dersiniz, ilginç değil mi?


2021-07-09_14-05-24.png2021-07-09_14-05-31.png

Bu yazı toplam 425 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    ALOĞLU GRUP İNŞAAT
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    • Aloğlu İnşaat
    1/20
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.