• BIST 89.848
  • Altın 145,269
  • Dolar 3,6231
  • Euro 3,9157
  • Manisa 18 °C
  • İzmir 20 °C
  • Erdemli Gençliğin yetişmesinde anne – babanın rolü konferansı
  • Kasiyer, Garson ve Komi aranıyor
  • Çınarlı Makina'ya eleman aranıyor
  • Ön Muhasebede çalışacak personel aranıyor
  • Yeni Cuma Pazarı karşısında kiralık dükkan
  • Akhisar Reşatbey Mahallesi 631 sokakta satılık daire
  • Bay – Bayan eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Levent Üzümcü 28 Mart'ta Akhisar'da
  • Gelin 2017’de de hikayenizi biz oluşturalım
  • Kirazoğlu Halı Saha Futbol Turnuvası 26 Mart'ta Başlıyor
  • Medar Bahar Kır Düğün Salonları
  • Jolly Tur Güvencesiyle Tam Karadeniz Turu
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Kiralık İş Yeri
  • Akhisar'a iz bırak
  • Ege Yörem

Bazı Şiirler vardır yazılırlar

Mahmut Tolon

Bazı Şiirler vardır yazılırlar. Sonra başka dillere çevrilir ve ders kitaplarına girerler. Kendi bileklerinin güçleri ile. Yaşamın akışında yazılıverirler. Şairin ünlü olması gerekmez. Aşağıda böylesine bir şiir. Birisi okur ve „burda!“ diye bağırır. Bu öylesine bir bağırış. Sürü de yavaş yavaş döner ve farkına varır. 

 

Çiğdem Hanım bu şiiri 1991 de 33 yaşında iken babası öldükten sonra yazmış.  On onbeş yıl sonra ders kitaplarına girecektir bu şiir ve zihnimizde yeni bir dünya kurulması için gereken kumsalda bir kum tanesi olacaktır.  Kim mi Çiğdem Altınöz? Size ne? Istanbul'lu bir hanım Afyon Konya sınırında Piribeyli beldesinde oturuyor. Şahsen tanımıyorum. Allah bilir beraber çalışacak olsak 1o günde saçsaça başbaşa birbirimize gireriz. İnsanoğlunun malzemesi bu.

 

***

Bu çözümsüzlükleri aşarak  çözümü yakalamak ile ne kasdettiğimi anlatmak için geçen hafta eski bir dostum, ünlü bir profesör ile yaptığım bir konuşmayı nakledeyim:

 

Rivayet bu ya Rahibe Teresa'ya bir genç kız başvurmuş ve „Çevreme, İnsanlığa hizmet etmek istiyorum, ne yapmalıyım?“ diye sormuş.

 

Rahibe Teresa bu  iyiniyetli genç kıza bakmış, bakmış: „git ailene karşı sevgi dolu davran yapabileceğinin en iyisi o“ demiş.

 

 Kendi konusunda dünyaca tanınmış, Venüzüella'dan Calcutta'ya kadar konferanslar vermiş bir insan bu profesör. Ve şöyle bitirdi sözünü:

 

Ayni soruyu kendi kendime sordum ve aileme sevgi dolu davranmayı denedim ama iki başarısız evlilikten sonra aileme baktım, bir de kendime ve karar verdim ki dünyayı kurtarmaya çalışmak daha kolay!

 

Tekrar dönelim Çiğdem Hanımın şiirine ki bence türümüzün idrak kapasitesi ile  hoş tarafı, babasının ölümünden sonra yazılmış olması. Geriye doğru anlıyor ve ileriye doğru yaşıyoruz. Yanlış anımsamıyorsam, Kjerkegaard'ın söylediği gibi.

 

 

 

 

Babama   Çiğdem Altınöz

 

 

Babamı anlatmak istiyorum
 - uzun boyunu,
 - geniş omuzlarını
 - çatık kaşlarını,
 - gülen gözlerini.
 - kocaman ellerini,
 - gür sesini
 - neşesini.

Sert görünüşünü,
 - yumuşak yüreğini.
 - bize düşkünlüğünü,
 - eve gelişlerini
 - dolu filesini,
 - Annemle dans edişini
 - güzel tangolarını
 - mızıka çalışını...

Sırasında
 - arkadaş oluşunu,
 - kıskançlıklarını,
 - çocuksuluğunu.
 - çilingir sofrasında
 - şarkı okuyuşunu

Gençliğini,
 - deli öfkesini
 - kırlaşan saçlarını
 - hastalanışlarını,
 - hele de nazlanışlarını

Fakat...
 - her şeyiyle
 - koskoca bir babayı
Ufacık
 - bir şiire sığdıramam ki...

Bu yazı toplam 1317 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.