• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • Manisa 21 °C
  • İzmir 26 °C
  • Satış Temsilcileri Aranıyor
  • Satılık Daire
  • Zeytinli Bahçe; İftara hazırız!
  • Çocuk Gruplarında yaz dönemi kurs kayıtları başladı
  • Özel Yüksel’de erken kayıt fırsatı
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Sınav Lisesinde erken kayıt indirimi
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Gaye Plus firmasına eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Penta Akademiden müjde!
  • Vergi Dairesinden duyuru
  • Gülbeyaz havuz ve cafede yüzme kursu kayıtları başladı
  • Köfteci Ramiz'e personel aranıyor
  • Pinokyo'da Yaz Okulu ve Yeni Dönem Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Akhisar'a iz bırak

Bazı Şiirler vardır yazılırlar

Mahmut Tolon

Bazı Şiirler vardır yazılırlar. Sonra başka dillere çevrilir ve ders kitaplarına girerler. Kendi bileklerinin güçleri ile. Yaşamın akışında yazılıverirler. Şairin ünlü olması gerekmez. Aşağıda böylesine bir şiir. Birisi okur ve „burda!“ diye bağırır. Bu öylesine bir bağırış. Sürü de yavaş yavaş döner ve farkına varır. 

 

Çiğdem Hanım bu şiiri 1991 de 33 yaşında iken babası öldükten sonra yazmış.  On onbeş yıl sonra ders kitaplarına girecektir bu şiir ve zihnimizde yeni bir dünya kurulması için gereken kumsalda bir kum tanesi olacaktır.  Kim mi Çiğdem Altınöz? Size ne? Istanbul'lu bir hanım Afyon Konya sınırında Piribeyli beldesinde oturuyor. Şahsen tanımıyorum. Allah bilir beraber çalışacak olsak 1o günde saçsaça başbaşa birbirimize gireriz. İnsanoğlunun malzemesi bu.

 

***

Bu çözümsüzlükleri aşarak  çözümü yakalamak ile ne kasdettiğimi anlatmak için geçen hafta eski bir dostum, ünlü bir profesör ile yaptığım bir konuşmayı nakledeyim:

 

Rivayet bu ya Rahibe Teresa'ya bir genç kız başvurmuş ve „Çevreme, İnsanlığa hizmet etmek istiyorum, ne yapmalıyım?“ diye sormuş.

 

Rahibe Teresa bu  iyiniyetli genç kıza bakmış, bakmış: „git ailene karşı sevgi dolu davran yapabileceğinin en iyisi o“ demiş.

 

 Kendi konusunda dünyaca tanınmış, Venüzüella'dan Calcutta'ya kadar konferanslar vermiş bir insan bu profesör. Ve şöyle bitirdi sözünü:

 

Ayni soruyu kendi kendime sordum ve aileme sevgi dolu davranmayı denedim ama iki başarısız evlilikten sonra aileme baktım, bir de kendime ve karar verdim ki dünyayı kurtarmaya çalışmak daha kolay!

 

Tekrar dönelim Çiğdem Hanımın şiirine ki bence türümüzün idrak kapasitesi ile  hoş tarafı, babasının ölümünden sonra yazılmış olması. Geriye doğru anlıyor ve ileriye doğru yaşıyoruz. Yanlış anımsamıyorsam, Kjerkegaard'ın söylediği gibi.

 

 

 

 

Babama   Çiğdem Altınöz

 

 

Babamı anlatmak istiyorum
 - uzun boyunu,
 - geniş omuzlarını
 - çatık kaşlarını,
 - gülen gözlerini.
 - kocaman ellerini,
 - gür sesini
 - neşesini.

Sert görünüşünü,
 - yumuşak yüreğini.
 - bize düşkünlüğünü,
 - eve gelişlerini
 - dolu filesini,
 - Annemle dans edişini
 - güzel tangolarını
 - mızıka çalışını...

Sırasında
 - arkadaş oluşunu,
 - kıskançlıklarını,
 - çocuksuluğunu.
 - çilingir sofrasında
 - şarkı okuyuşunu

Gençliğini,
 - deli öfkesini
 - kırlaşan saçlarını
 - hastalanışlarını,
 - hele de nazlanışlarını

Fakat...
 - her şeyiyle
 - koskoca bir babayı
Ufacık
 - bir şiire sığdıramam ki...

Bu yazı toplam 1340 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.