![]() Mikail Polat
|
DİN, EĞİTİM VE ÖNEMİ
Eğitim: Arapça da terbiye demektir ve Rab kelimesinden türemiştir.
Eğitim=Terbiye: Yüksek yere çıkmak, artmak manalarına kullanılsa da; daha çok çocuğun yetiştirilmesi, büyütülmesi ve güzel ahlakın kazandırılması manalarına kullanılmaktadır.
Eğitim=Terbiye: Kısa mesafede ferdin şahsiyetini kazandırma faaliyeti, uzun vadede ise geleceğin cemiyetini kurma faaliyetidir.
Eğitim ve kültür insanı diğer yaratıklardan ayıran tek vasıf olduğu gibi, medeniyetlerin oluşmasının da temel taşlarıdır. Biz, bizi kuşatan kültürü sorgulayabilmeliyiz. Ne kadar İslami'dir? Ne kadar insanidir? Diye.
Hulasa olarak eğitim; İnsanın beden ve ruhuna müsait olan gelişmeyi temin eden, olabildiği kadar güzellik ve olgunluk kazandıran mümeyyiz bir vasıftır.
Dolmadan bir şeyi boşalmaz, bir şey neyle dolarsa içinden o boşalır. Çocuklarımıza ne verilirse, bilgi, güzel ahlak veya bunların zıddı da olabilir. Dışarıya da bunları yansıtacaktır. Eğitim de, din eğitimi çok önemlidir. Yalnız dini ilimlerin tahsili veya sadece dünyevi ilimlerin tahsili tek kanatlı kuşa benzer. Eğitimcilerin çok yerinde bir tespitleri vardır. Diyorlar ki: “Dini şahsiyet kazanamayanlar, milli şahsiyette kazanamazlar.” Bizim aklımız ve bilgimiz bir yere kadar sınırlıdır. İbn-i Sina diyor ki: “ Haşr” (ölümden sonra dirilmek) aklın anladığı manada anlaşılıp anlatılamaz.” Çocuk yaşadığımız asrın çocuğu değil, ondan sonraki yıl ve asırların da insanı olarak yetiştirilmelidir.
İnsan: Tarihi olan bir varlıktır. Diğer yaratıkların tarihi birikimleri yoktur. İnsan tarihi olaylarla, deney ve tecrübelerle inkişaf etmektedir. Araba için teker, makine derken arabayı bulmuştur. Kültürel miras işimizi kolaylaştırıyor. Biz, bu inanç ve kültürü oluşturan değerleri koruyup devam ettiren olmalıyız. Tarih hiçbir zaman tekerrür etmez. Din kültürü, kültürde dini etkiler.
İnsan; Kâinatın seyircisi, okuyucusu ve mevcudatın temsilcisidir. Yaşadığı hayatta Kuran-i Kerimi kendisine rehber edinen kimse en güzel hayatı yaşar. Bir Müslüman için yeryüzü mescit, Kâbe mihrap, Resulu Ekrem önder, diğer Müslümanlar da birbirinin kardeş ve destekçisidir.
Kuran-i Kerime Göre İnsanların Eğitime Olan İhtiyacı: İnsanların eğitim ihtiyacı içerisinde yaratıldığını, Yüce Rabbimiz: “Allah sizi, analarınızın karnından siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.” (Nahl; 78)
Diğer yaratıklar hiçbir eğitim görmeden, doğar doğmaz vazifelerini yapmaya başlarlar. Yüzerler, yumurtlarlar, koşarlar, vb. İnsan ise eğitim ve öğretimle gelişir, güçlenir, sorumluluğu ve endişesi, büyüdükçe artar.
Peygamberimizin Eğitime Verdiği Önem: Peygamberimiz(s.a.) Mekke'den Medine ye hicretin de yaptırdığı mescidini, üç bölüme ayırtarak bir bölümünde ilk yatılı okul açarak, eğitim-öğretim faaliyetlerinde bulunmuş, burada öğretmenliğini de bizzat kendisi yapmıştır. Eğitim ve öğretime o kadar çok önem vermiş ki esirleri, öğrettikleri bilgilerle serbest bıraktırmıştır. Peygamberimiz yine eğitimi cihattan üstün tutarak, aile ve çocuklarının bakım ve eğitimi ile ilgilenecek kimsesi olmayanları, düşmanların saldırısı karşısında cihat etmeye dahi kabul etmemiştir.
İlk Peygamberden, son Peygambere, filozoflardan, velilere kadar, büyük insanların hepsi örnek nesil yetiştirilmesini istemiş ve bunun gerçekleşmesi için; barışta, savaşta, neşede ve kederde hep bunu aramış ve bu çabayı göstermişlerdir.
İki zamanda çocuklar diri diri öldürülmüştür. Hz. Musa'nın dönemin de erkek çocuklar, İslamiyet'ten öncede kız çocuklar. İslamiyet'in gelişi, bütün çocukların kurtuluşuna vesile olmuştur.
İnsanlık en eski zamandan günümüze kadar, örnek nesli ancak bir defa görebilmiştir. Buda, ashab-i kiram dönemidir. Bu durum da akıllara hayret verecek bir durumdur ve Peygamberim iz'in önemli mucizelerinden birisidir. Çünkü onların terbiyesini Peygamberimiz (s.a.v.) verdi. Nitekim Peygamberimiz: “Ben bir Muallimim.” Buyurarak, insan eğitimini, önde tutmuştur. Elbette ki bilmek başka öğretmek başkadır
İslam Dininde Korunması Şart Olan Beş Değer:
İslamiyet, şu değerlerin korunmasını istemiş, gerekirse bu değerlerin korunması için cihat yapmayı da şart koşmuştur. Bu değerler şunlardır: 1- Canın Korunması, 2- Malın Korunması, 3- Dinin Korunması, 4- Aklın Korunması, 5- Neslin Korunmasıdır.
Terbiyenin Gayesi Üçtür:
1-Fertte; insan nevine mahsus faydalı bulunan bütün kapasiteleri ahenkli olarak geliştirmek, dengeli kişilik oluşturmak.
2- Fertte; kendisine ait gözüken kabiliyetleri, bünyenin ahengini bozmayacak şekilde geliştirmek, meslek edinmek.
3- Faydalı kabiliyetleri bozma durumunda olan arzu ve meyilleri frenlemek, duygusallığı önlemek.
Eğitimde Güdülen Üç Amaç Vardır: 1-Dengeli kişilik oluşturmak, 2-Duygusallığı önlemek, 3-Meslek edinmek,
Terbiyede Mesuliyet: Terbiyede birinci sorumlu ebeveyndir. Kimsesi yoksa sorumlu devlettir. Bu vazife kisve (giyim),nafaka (yiyecek) ve sukna (barınak-mesken) olduğu gibi, manevi sahada da iyi ahlak, faydalı bilgi ve ibadet teminini sağlamaktır.
Ayet-i Kerimede de: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim; 6 ) Buyurmaktadır.
Zararlı bitki ve mikroplara karşı tedbir alındığı gibi, çocuğun iyi eğitimine mani olan kötü arkadaş ve çevresine de iyi dikkat etmek gerekir. Yapılması gereken bazı işleri acele etmek lazımdır. Güzel bir Çin Atasözü vardır: “ Rüzgâr esince aptallar duvar örer, akıllılar ise yel değirmeni yaparlar.” Çocukların eğitimi en önemli işlerdendir. İnsan eğitimi için ne kadar çok resmi veya özel kurum ve kuruluş varsa, bunlardan istifade etmek lazımdır. Çünkü bu müesseseler iyi nesil yetiştirmek için yapılmışlardır.
Her tohum kendi benliğini ortaya koyduğu gibi, bizlerde neslimizi milli ve manevi değerleri ile iftihar edecek şekilde yetiştirmemiz gerekir. Biz kendimizi ve neslimizi iyi bir eğitimle düzeltmezsek, başkası bizi nasıl düzeltir düşünmek lazımdır.
Eğitimde Üç Tip Anne-Baba Vardır: 1- Çocuğuyla ilgilenmeyen ve boğulmasına göz yuman anne babalar. 2- Çocuğunu sırtından indirmeyip hep kendisi yüzdüren anne babalar. 3- Yüzmeyi öğretip kendi yüzmesini sağlayan anne babalar. Elbette ki evlatlarımızı eğitip kendi ayakları üzerinde durmalarını öğretmeliyiz.
Eğitim De İki Devre Vardır:
1-Doğum Öncesi, Tedbir Devresi: Bu dönem aile yuvası kurulmadan önce alınması gereken tedbirler ile ilgili bir dönemdir.
Peygamberimiz bununla ilgili olarak: “Dört şeyden dolayı nikâh olunuz; mal, asalet, güzellik görkem ve din denkliğinden dolayı. Ama siz dini mazbut olanı tercih edin ki eliniz toprağa değsin ve bereket bulasınız.” Buyurmaktadır.
Şu misal bu konuyu daha iyi açıklayacaktır: İyi bir mahsul almak için ekilen toprağında, tohumunda sağlam olması gerekir. Ne kadar sağlam tohum olursa olsun, çorak bir topraktan iyi bir mahsul alınamaz. Aynı şekilde ne kadar verimli toprak olursa olsun, çürük bir tohumdan da iyi bir mahsul alınamaz. Bu misalde olduğu gibi evlenen eşlerin de birbirlerine iyi denk olması gerekir. Aile hayatı sağlam temeller üzerine oturtturulamazsa, o ailede iyi bir nesil yetiştirilemez. Dengesiz aile yuvalarında huzur değil, gözyaşı, acı, ızdırap içinde nafaka ve boşanma davaları sürer gider. Eşlerin biri bir yerde, diğeri başka bir yerde, çocuklar ortada perişan halde kalır. Böyle ailelerden iyi bir nesil değil, sevgiden, şefkatten yoksun kendi haline biçare, gelecekte problem olacak nesiller yetişir.
2- Doğum Sonrası, Tatbik Devresi: Bu dönem uygulama dönemidir. Aile yuvası kurulmuş, çocuklar olmuş, onların eğitimi ile ilgili olarak pratikte yapılanlar ve yapılması gerekenlerdir.
Kısaca bu dönemdeki görevleri özetleyecek olursak; 1-Çocuk doğar doğmaz İslami bir şuurla şuurlaşabilmesi için sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunması, 2-İyi bir isim konulması, 3-Helâlından ihtiyaçlarının giderilmesi, 4-Dini bilgilerin öğretilip tatbik ettirilmesi, 5-İyi bir eğitim ve meslek kazandırılması, 6-Evlendirilmesi vb.
Üç Türlü Mani Vardır. 1- İhtilaf: Birlik beraberlikle ortadan kalkar. 2- Yokluk: Çalışmakla ortadan kalkar. 3- Cehalet: İlim ve bilgili olmakla ortadan kalkar.
İyi bir eğitim verilmezse ne olur? O nesil genelde bencil, zevkine düşkün, Şiddetten yana, sömürüye, bozgunculuğa ve kavgaya yönelik, Fedakârlıktan yoksun, fedakârlık yerine menfaate, araştırma ve gerçek bilgiden uzak. İlim, akıl, deney yerine yalan yanlışa, Yaradan yerine yaratılana, ruh yerine kalıba, sanat yerine safsataya, adalet yerine haksızlığa, öz yerine kabuğa, mana yerine, maddeye teveccüh edecektir.
O, şahsiyeti elinden alınmış, beyninin farkında olmayan bir zavallıdır. O, düşünüp karar veremeyen bir kukla durumundadır. O, kafasında kalan bazı kırıntıları, fısıltıları devamlı tekrar eden bir papağan durumunda olur
Dinimiz İslam, bundan yaklaşık 1400 kusur yıl önce yeryüzünde cehalete karşı savaş ilan etmiş, yaratılış bakımından insanlar arasında hiç bir fark görmediği gibi, bilenlerle bilmeyenleri de aynı kefeye koymayan yegâne din İslam Dinidir.
Tüm insanlığın kurtulmasını, eşit bir fazilet addeden din, yine İslam'dır. Dinimiz ilimden uzak olmayı değil, faydasız ilimden Allah'a sığınmayı, dini ve dünyevi ilimleri tahsil etmeyi isteyen bir dindir.
Eğitim muasır medeniyetlerin seviyesin de olmak açısından da çok önemlidir. Eski toplumların gücü bilekti, sonraları doğal zenginlikler oldu. Bilgi çağında, yani günümüzde ise eğitilmiş insan çok önemlidir. Acaba eğitim öğretim çalışmalarında dünya devletleri arasında ki yerimiz nerededir? Bu sorunun cevabını da İnşallah bütün sorumlu ve yetkililer düşünüp gereğini yapıyorlardır.
Çok güzel bir tespit vardır: Afrika da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bildiği için, yoksa aslana yem olacaktır. Yine Afrika da her sabah aslan da erken uyanır, en hızlı ceylandan daha hızlı koşmasının gerekli olduğunu bildiği için, yoksa aç kalacaktır.
Aslan veya ceylan olmaya gerek yoktur. Yeter ki güneş doğmadan uyanıp işimizin başında olalım.
Yazılım & Teknik Destek: CM Bilişim





