• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Manisa 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Mermer ocağında çalıştırılmak üzere işçiler aranmaktadır
  • Bay eleman aranıyor
  • Tüm Okul Kıyafetleri, Akhisar'ın Okulcusu ALM'de
  • Kadın İşletmelerine Finansman ve Danışmanlık Desteği Programı Tanıtım Toplantısı
  • Portakalspor, bayanlara özel spor ve sağlıklı yaşam merkezi
  • Bay-bayan çalışma arkadaşları aranıyor
  • Halkla İlişkiler personeli aranıyor
  • Akhisar Rodoplu Teknik’te Viessmann klimalar peşin fiyatına taksitle
  • Elektrik teknisyenleri ve teknikerleri aranıyor
  • Sevgi Çocukları yakında burada
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu

Alevi Sünni Tartışması ve Çözüm

Mahmut Tolon

Alevi Sünni Tartışması ve Çözüm

Tekrar din dersleri ve Cemevlerinin elektrik parası da devletçe ödenecek mi tartışılıyor. Başbakan her inanca eşit mesafede olduğunu söylüyor. Ki esasen gereği de budur. Daha evvel Sn Erdoğan'ın referansım İslamdır, velev ki başörtüsü bir simge olsun vs. türü söylemlerinden dolayı tedirgin olanlar var. Net bir yaklaşım ve çözüm olmazsa tedirginlikler sürer. Onbinlerle sünni dinadamına devlet yani hepimiz maaş öderken ve 5 vakit ezan hoparlölerle yayınlanırken bir grup çıksa ve başka bir söylemi günde iki kez hoparlörlerle ayni ses yüksekliğinde yayımlamaya başlasa tepki nasıl olur dersiniz? Bu çan sesleri olur veya ateistlerin bir söylemi olur teorik olarak fazla da farketmez. Devlet sizce eşit mesafede duracak mıdır?   Durabilecek midir?

Din ile devletin tamamen birbirinden ayrılması gerekir.  Nasıl mı olacak?  Reçetesi (tekrar)  aşağıdadır:

Örnekleri tüm dünyada vardır. Amerika, Fransa, Almanya örenklerini incelemek yeterli olur. Din ile devleti ayırmak için ille insanların birbirine saldırması gerekmez. Büyük bir kap IDRAK gerektirir.

 İdrak var ise insanlar karşılıklı olarak konuşur. İdrak yok ise daha birkaç on yıl insanlar birbirini üzebilir, komplo teorileriyle uğraşır. Konferanslar seminerler düzenler. Komisyonlar kurar.  

Ama esas olan idraktir. 

Konuşur iken önce dinlemek ise faydalıdır. Bağırmak, tehdit etmek vs başarı oranını yok edici  unsurlardır. Tam olarak  hiçbir şey yok olmaz ama şiddet  büyük bedellere ve gecikmelere sebebiyet  verebilir. Esasen bağırıp tehdit etmek, idraksizlikten kaynaklanır.   Ondan sonra bir miktar (orta karar), organizasyon becerisi gerekir ve sonunda anlamlı miktarda Hakkaniyet de işin içine katılarak, İzan ve İnsaf gibi yeteneklerden de istifade ederek aşağı yukarı aşağıya yazılanlar yapılır:  

Din ile devletin ayrılması sanıldığı kadar zor değil çünkü farklı ülkelerde kısmen yüzyıldan fazla süre önce yapılmış örnekler mevcut.   Daha ziyade dövizin bir zamanlar “serbest”  bırakılmasından olan korkuyu anımsatıyor:   Diyanet mal ve mülkleriyle Sünni temsilci olarak devlet dışında bir kuruluş olur. Alevilerin, Hristiyanların ve Musevilerin  teşkilatları zaten var.  Bazı istisnai  kültürel ve turistik değerleri olan ibadethaneler  Kültür bakanlığı uhdesinde kalır.  Diğer Camiler  vs

bir kurulacak Sünni Kuruma devredilir. Bir bölümü nüfusla orantılı bir şekilde Alevilerin teşkilatına devredilir. Dürüstçe rekabet koşulları saptanır. (yani okulda din dersi adı altında)  bir mezhebin değil tüm din ve mezheplerin kültürü okutulur. Din dersleri seçmeli ders olarak ayrıca sunulur. Nüfus oranları ve izan çerçevesinde bazı mülkler diğer din ve mezheplere devredilir.  Bu mülklerin karşılığında saygılı oranda düşük bir vergi gelirini de beklemek devletin hakkı olur. ABD de örneğin bir kilisenin park yerinden ayin esnasında vergi alınmaz ama sair sürelerde otopark olarak bu park yeri işletilince vergi alınır.

Her vatandaşın gelir vergisinden kesilecek oran belirlenir ve inandığı din veya mezhebe göre vatandaşlar vergi beyannamelerine ekli bir dilekçe ile tercihlerini belirtir öder veya ödemezler ve seçimlerine göre o hizmeti alır veya almazlar.  Ve seçimlerine göre nüfus ciz<danlarında din mezhep yazılır veya yazılmaz. Yani din mezhep nüfusa doğuşta otomatikman yazılmaz bu devletin her vatandaşa eşit mesafede olmadığını gösterir. 

Dini kuruluşlardan yaptıkları kamu yararına olan dini faaliyetten cüzi vergi alınır veya alınmaz ama örnek caminin yanında otopark işletirlerse normal vergi alınır. Bürokrasi ferahlar ve Kültür bakanlığı   sadece kültürel ve turistik değerleri nedeniyle bazı ibadethanelerden sorumlu olur. Bunun dışında dinin istismar edilmemesi ile ilgilenir. 

Diyanet işleri lağvedilir ve Kültür bakanlığına bağlı bir Genel müdürlük olur. Çevrede yaşayan hastaları vs göz önüne alarak ezanın hangi desibel ile okunacağını saptar ve denetler ama lisana vs. karışmaz.

Zaten kanuna göre isteyen bugün de ezanı örneğin Türkçe veya Japonca okuyabilir ama lisanda da belirleyici unsur bugün devlet içinde olan diyanettir. Yani devlet görevini yapar ve bireyin haklarını savunur.

 İnanmak, inanmamak hakları gibi.  Mezhepler arasında haksız rekabeti önlemek ve kişilerin ve bilhassa çocukların haklarını bir din veya mezhebin  ihlal etmesini önlemek. Samimi inananların zaten buna bir itirazları olmaz.  Sorun bu tür bir reformda maddi çıkarlarına halel geleceği vehminde olanlardır.

Onlara da çıkarlarına bir halel gelmeyeceği sükunetle anlatılabilinir. 

Bu işi yapabilecek güçte bir hükümet işbaşındadır.

Bakalım tarihe Türkiye'nin önünü açacak bir reformla geçmek isteyecekler mi?

Bu yazı toplam 1671 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.