• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Manisa 10 °C
  • İzmir 16 °C
  • Satış Temsilcileri Aranıyor
  • Satılık Daire
  • Zeytinli Bahçe; İftara hazırız!
  • Çocuk Gruplarında yaz dönemi kurs kayıtları başladı
  • Özel Yüksel’de erken kayıt fırsatı
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Sınav Lisesinde erken kayıt indirimi
  • Bay - Bayan eleman aranıyor
  • Ege Tenis Yüzme Kursu Kayıtları Başladı
  • Gaye Plus firmasına eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Penta Akademiden müjde!
  • Vergi Dairesinden duyuru
  • Gülbeyaz havuz ve cafede yüzme kursu kayıtları başladı
  • Köfteci Ramiz'e personel aranıyor
  • Pinokyo'da Yaz Okulu ve Yeni Dönem Kayıtları Başladı
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Akhisar'a iz bırak

AKP’ li meclis üyesinden mektup...

Dr. Gökhan Gürel

AKP’ li meclis üyesinden mektup...

Son yazımın yayınlanmasından birkaç gün sonra oldukça zarif üslupla yazılmış bir e-posta aldım.

Gönderen, İl Genel Meclisi’nin AKP'li üyesi Kefayettin ÖZ idi...

Veteriner hekim olan Öz, uzun zamandır amatör olarak tarih ve arkeoloji konuları ile ilgileniyormuş.

Akhisar Müzesi'nin fikir ve yapım aşamalarında etkin rol oynamış, emek vermiş...

Uzun uzun müzenin nasıl yapıldığını, hangi nitelik ve donanımlara sahip bir müze olacağını yazmış.

Müze yerinin bilinçli olarak Thyateria ören yerine yakın bir yerde yapıldığını ve böylece ziyaretci sayısını arttırmayı hedeflediklerini belirtmiş.

Benim müzeyi ' biraz mezbahaya biraz da morga ' benzetmemi içerlemiş olacak ki binanın dış görünümünün neden bu şekilde olduğunu teknik gerekçeleri ile anlatmış...

Ayrıca müzeyi gezdirmek ve beni bilgilendirmek amacıyla nazik bir davet eklemeyi de ihmal etmemiş mektubunda...

Ben de telefonla ulaştığım Öz'e;

Müze yapımı ile ilgili bir itirazımın olamayacağını, beni asıl ilgilendirenin müze binasının altında tarihi eser olup olmadığı konusu olduğunu söyledim.

Eğer varsa neden buraya değil de, yine ‘ören yerine yakın’ başka bir yere yapılmadığını,

Hazır gün yüzüne çıkmış eserlerin sergileyip yeni bir ören yeri daha kazanabilecek iken neden tekrar kapatıldığını sordum…

Tarihi eserleri sergilemek için yapılmış müze binasını morga ve mezbahaya benzetme nedenimin binanın dış görünüşü ile iligili olmadığını,

bir tarihi sergilemek için bir başka tarihin öldürülmesinin, bende bu hissi yarattığını anlattım.

Eğer müze yapılmadan önce altında tarihi eser bulunmadığı bilimsel yöntemlerle gösterilmiş ve belgelenmiş ise bu benzetmeyi ve eleştiriyi yaptığım için Akhisar halkından ve müzeyi yapanlardan yine bu köşeden özür dileyeceğimi belirttim....

Sonuc olarak değerli okuyucularım,

Müze binasının altında ve etrafında tarihi eser varmış.

Bu eserler Kefayettin Bey’in söylediğine göre 'daha önemsiz' eserler olduğu için 'konservatif (korunarak)' olarak kapatılmış…

Neyse…

Şimdilik şunu söyleyerek bu konuyu kısa bir süreliğine rafa kaldırmak istiyorum..

Müzeyi buraya yapanlar (büyük olasılıkla) yasalara uygunluğunu öyle ya da böyle sağlamışlardır.

Ancak unutulmamalı ki; yasal olan herşey aynı zamanda ‘etik’ olmayabilir. Bu nedenle tarih, kişileri ve olayları, o kişilerin yaşadığı ya da o olayların gerçekleştiği ülkenin yasalarına göre değil, evrensel normlara göre yargılar !

 

Bu konuda daha derinlemesine araştırma yaparak tekrar yazacağım…

 

Deprem Akhisar’a Uğrarsa….

 

Bazı okuyucularım mektuplarında ve yorumlarında, bazı Akhisarlı’lar da sohbet ortamında Akhisar’ ın yollarından, şehrin içindeki trafikten şikayetçi oluyorlar. Bu konuyu yazmamı istiyorlar.

Ama bana göre öncelikli ve acilen önlem alınması gereken öyle bir konu var ki: O da DEPREM !

Eğer ciddiyeti yeterince algılanmaz ve önlem alınmazsa; ne yolların önemi kalır, ne trafiğin, ne de başka bir şeyin…

İşte bu nedenle yolları ya da trafiği yazmak yerine tam sekiz ay önce yazdığım köşe yazımda kullandığım başlığı yeniden kullanıyorum !

Deprem Akhisar’a Uğrarsa…

Van depreminden sonra bu alanda Türkiye’nin önde gelen bilim insanları bas bas bağırıyorlar !

Deprem olması yüksek olasılıklı olan yerleri tek tek sayıyorlar..

Balıkesir, İzmir, Aydın, Manisa ve Akhisar (!)

En az okunan yazılarımdan biri ‘Deprem Akhisar’a Uğrarsa’…

Açıp okuyun lütfen !

Yazıdaki Akhisar sözcüklerinin hepsini çıkarıp bugün yerine ‘VAN’ koyarak okuyun.

Yarın da ‘DEPREM RİSKİ TAŞIYAN BAŞKA BİR TÜRKİYE ŞEHRİNİN ADINI’ koyarak…

Özü aynıdır. Tarihler hariç fazla birşey değişmez..

Günün birinde Akhisar’ da büyük bir deprem olursa;

Depremden sonra Marmara’ daki ya da Van’ daki kabul edilemez manzaraları görmek istemiyorsak,

Benzer şiddette olduğunda, aklın, bilimin, iş ahlakına sahip insanların, ahlaklı müteahitlerin ve ahlaklı yöneticilerin egemen olduğu ‘gerçek dünya devletlerinde’ kimselerin burnu bile kanamaz iken. bizde binlerce insanın ‘hiç yoktan’ ölmesini gerçekten istemiyorsak,

Siyaset üstü bir gayretle, kanun, yönetmelik ve yetki karmaşasının arkasına saklanmadan,

Halkla ve sivil toplum örgütleri ile el ele vererek, Akhisar’da ‘şeffaf’ bir ‘deprem seferberliği’ başlatılmalı.

Binaların durumunu açıkça ortaya koyup önlem almaktan başlayarak, halka yediden yetmişe durumu algılatmaya kadar giden bir seferberlik…

Haydi Sayın Kaymakamım, haydi Sayın Belediye Başkanı

Yetkilerinizin ve gücünüzün yettiği yere kadar bu halk arkanızda olacaktır…

Medeni bir millete ve medeni idarecilere yakışan budur.

Yoksa ‘hiç yoktan’ ölenlerin arkasından atılan hamasi nutuklar değil !

 

Yılmaz KARAKOYUNLU ile Akhisar'a dair…

 

Bayramdan önceki hafta Yılmaz KARAKOYUNLU ile birlikte İzmir Narlıdere Belediye Başkanı Abdül BATUR'un konukları olarak Narlıdere Kültürevi’ ni gezme fırsatı bulduk.

Tabii her zaman her yerde oldugu gibi konuyu Akhisar'a, Akhisar’ ın tarihine, kültürüne ve yemeklerine getirdim.

Böyle olunca Salkım Hanımın Taneleri, Güz Sancısı gibi çok önemli eserlere imza atan eski bakanın şimdilerde Akhisar ile ilgili çok önemli bir projeyi hayata geçirmek üzere olduğunu da herkesten önce öğrenme ve size duyurma fırsatını yakalamış oldum.

Şu kısacık amatör gazetecilik hayatımda önemli bir haberi yakalamanın tarif edilemez hissini yaşadım.

İşte size ulusal basından ve hatta Kenan MOLLA'dan bile önce duyuruyorum !....

Yılmaz KARAKOYUNLU İsmail KESKİNOGLU' nun hayatını 'İsmail' isimli bir roman ile anlatmış.

Aynı romanın şu sıralar dizisi de çekiliyormuş.

Çekimler Akhisar' da Ravika köyünde yapılıyormuş.

Yılbaşından sonra bu diziyi televizyonlarda, romanı ise kitapçı raflarında görebileceğiz sanıyorum.

Ancak Yılmaz Bey’in daha fazla detay vermediğini de söylemeliyim…

 

Bu yazı toplam 2783 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
    Yazarın Diğer Yazıları
    Başlangıç Tarihi
    Başlangıç Tarihi
    Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.