• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Manisa 17 °C
  • İzmir 13 °C
  • Erdemli Gençliğin yetişmesinde anne – babanın rolü konferansı
  • Kasiyer, Garson ve Komi aranıyor
  • Çınarlı Makina'ya eleman aranıyor
  • Ön Muhasebede çalışacak personel aranıyor
  • Yeni Cuma Pazarı karşısında kiralık dükkan
  • Akhisar Reşatbey Mahallesi 631 sokakta satılık daire
  • Bay – Bayan eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Levent Üzümcü 28 Mart'ta Akhisar'da
  • Gelin 2017’de de hikayenizi biz oluşturalım
  • Kirazoğlu Halı Saha Futbol Turnuvası 26 Mart'ta Başlıyor
  • Medar Bahar Kır Düğün Salonları
  • Jolly Tur Güvencesiyle Tam Karadeniz Turu
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Kiralık İş Yeri
  • Akhisar'a iz bırak
  • Ege Yörem

Akhisar Elindekilere Sahip Çıkmalı!

Dr. Gökhan Gürel

Akhisar Elindekilere Sahip Çıkmalı !

 

Zehra Ünüvar 1998 yılında yayınlanmış bir kitabına ' Cilveli Kahve ' adını vermiş.

 

Birkaç yıl önce Akhisar Haber' deki köşesinde yazdı. Cilveli Kahve' nin öyküsünü anlattı uzun  uzun. Hatta tarifini bile verdi bize.

Bir çok gazetede ve internet kaynağında Cilveli Kahve ve Zehra Ünüvar adını yan yana görürsünüz.

 

Akhisar' ın unutulmaya yüz tutumuş bir zenginliği olan Cilveli Kahveyi yeniden hatırlattı Akhisar' a ve Türkiye' ye …

Aslında biz bilmiyormuşuz ama Zehra Ünüvar yıllardır Cilveli Kahve' yi Akhisar adıyla yan yana koyup anlatmaya çalışmış.

 

Çalışmış ama sonunda ne olmuş biliyor musunuz ?

 

Taner Çipiloğlu adında Manisa' lı bir girişimci çıkmış, Cilveli Kahve' nin orijinal tarifine bir de baharatı ekleyerek kapı gibi ' Marka Tescil Belgesi ' ni almış ve Manisa' ya armağan etmiş ! Öğrenince kahroldum tabii… Telefonda görüştüğüm Zehra Ünüvar da üzgündü.

 

Geçen yıldı. Güneşli bir bahar günü Kıbrıs' ta Girne limanında dolaşıyorum. Sonradan tanışınca, İstanbul' da büyük bir şirketin yöneticileri olduğunu öğrendiğim iki beyden biri diğerine anlatıyor.

' Akhisar' dan geçersen mutlaka uğramalısın! Ben böyle bir lezzet görmedim. Üstüne tepeleme et koyuyor. Böyle bir çorbayı İstanbul' da porsiyonu 10 liradan satarsın. Usta kabul etse İstiklal Caddesi' ne bir dükkan açıp ustaya da on bin lira maaş vereceğim. Ama kabul etmiyor! '

 

Anladım ki bizim ' doğrama paça' çorbasından bahsediyor.

Ağırdan ağırdan şöhretini İstanbul' da da yaymaya başlamış bu lezzetimiz !

 

            Geçen kıştı. Bir pazar sabahı şöhreti tüm ülkeye yayılmış Urlada' ki katmerciye gittim. Oturabilmek için yarım saat kadar bekledim. Katmeri yedikten sonra dükkan sahibi ile biraz sohbet ettim. ' Katmer çok güzelmiş. Sadece Urla' da mı yapılıyor ? ' diye sordum. Israrla sormama rağmen Urla' dan başka bir yerde yapılmadığını söyledi. Ben ' Sanıyorum ben buna benzer bir şeyi Akhisar' da yemiştim ' deyince bana biraz da kızarak ' Sen Akhisarlı mısın yoksa ? Kırk yıllık Urla Katmeri' ni Akhisar' a mı mal edeceksin ? ' diyerek çıkışmıştı !

 

Örnekleri çoğaltabilirim…

 

Çok gezmeye çalışan ve gittiği yerlerde mutlaka en iyi yöresel lezzetleri tatmaya çalışan biri olarak söylüyorum;

 

Erzurum' dan Urfa' ya, Antep' ten Afyon' a kadar bir çok yerde yediğim paça çorbası ve tiritlerin hiç birisi Akhisar' ın doğrama paçasının yanından geçemez.

 

Antep' te yapılan fıstıklı, kaymaklı katmer de dahil, şanı şöhreti ne olursa olsun hiçbir katmer rahmetli Cavit Usta' nın ya da bizim Yıldız Katmer' in yaptığı katmerler kadar güzel olamaz.

 

Çayeli'nde İspir fasulyesinden yapılmış bir tabak kuru fasulyenin dahi, Akhisar' da, güveçte, iyi yapılmış göçmen usulü bir tabak kuru fasulyeden daha iyi olduğu söylenemez.

 

Ne Denizli' nin, ne de Konya' nın tandırı, şimdilik sadece bayramlarda yapılsa da, köyde toprak fırında bir gece boyunca pişirilmiş suranın yerini tutamaz.

 

Türkiye' nin her yerinde araştırın. Rengi, boyu, sertliği ve tadı bizimki gibi olan tulumba tatlısı bulamazsınız. O küçük, sert ve esmer hamur parçaları  tulumba tatlısı ise bizimkine tulumba tatlısı denemez.

 

İsterseniz Boğaz manzarasına bakarak Çamlıca Tepesi'nde için, hiçbir gazoz kavurucu bir yaz sıcağında Dört Mevsim gazozunun verdiği lezzeti veremez.

 

Köfteyi söylememe gerek bile yok. Köftenin demek Akhisar demek zaten !

 

Keşkek, kokoreç, güveç, kasap sucuğu, tulum peyniri, ev salçası, kırma zeytin, sele zeytini, zeytin yağı, …

Listeyi uzatmamız mümkün.

 

Akhisar' dan ayrı kalınca anladım.

Aslında  ' Gastronomi Cenneti ' diyebilirmişiz Akhisar için !

 

İtalyanlar makarnaya krema ve fesleğen koyup biraz da permesan peyniri katıyorlar. Bütün dünyada makarna ile İtalya adından söz ettiriyorlar. Ne kadar basit değil mi ? Böyle bakınca basit ! Ama arkasında turizm, pazarlama, markalaşma ve patent stratejisi olmasa bugün bu duruma gelebilir miydi makarna ?

 

Cilveli Kahve' nin başına gelenin, birbirinden güzel diğer yemeklerimizin başına gelmemesi için Akhisar' ın acilen gastronomik envanterini çıkarması, marka tescil süreçlerini tamamlaması ve doğru bir markalaşma ve pazarlama stratejisini planlaması gerekiyor.

Sadece yeme içme alanında değil, her alanda yapmalı bu işi. At arabasından, semerine, faytonundan keçe ürünlerine kadar yapmalı.

 

Yeme içme deyip geçmeyin. Ülkelerin, kentlerin tanıtımında ve turizmin gelişmesinde dünyanın yükselen değeridir.

Güzel bir örnek yanıbaşımızda duruyor. Doğru stratejilerle Köfteci Ramiz, Akhisar yazısını eklediği logosuyla bugün  milyonlarca liraya yapamayacağımız tanıtımı yapıyor. Bütün Türkiye Ramiz deyince Akhisar' ı, Akhisar deyince de köfteyi getiriyor aklına.

 

Uzun lafın kısası, Akhisar elindekilere sahip çıkmalı !

 

Yoksa bir gün bir bakarız ki katmer Urla' nın, at arabası Konya' nın oluvermiş.

E bu işin 'cilvesi'  de bu maalesef…

Bu yazı toplam 3204 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.