• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Manisa -2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Elektrikçi ve sıhhi tesisatçı elemanlar aranıyor
  • Veteriner Aranıyor
  • Reşatbey Mahallesi 314 sokak Satılık Müstakil Ev
  • Erdemli Gençliğin yetişmesinde anne – babanın rolü konferansı
  • Kasiyer, Garson ve Komi aranıyor
  • Çınarlı Makina'ya eleman aranıyor
  • Ön Muhasebede çalışacak personel aranıyor
  • Yeni Cuma Pazarı karşısında kiralık dükkan
  • Bay – Bayan eleman aranıyor
  • "Aşkla buluşturup sanatla çekiyoruz"
  • Levent Üzümcü 28 Mart'ta Akhisar'da
  • Gelin 2017’de de hikayenizi biz oluşturalım
  • Medar Bahar Kır Düğün Salonları
  • Jolly Tur Güvencesiyle Tam Karadeniz Turu
  • Gafe – Gürgendağ Kır Düğün Salonu
  • Kiralık İş Yeri
  • Akhisar'a iz bırak
  • Ege Yörem

Ağaç Kesilir Mi?

Mahmut Tolon

Ağaç Kesilir Mi?

 

Kırk yaş civarında bir adamdı ve Urla’da bir site’de köpeğini dolaştırıyordu. Orman içinde olan sitede bir inşaat nedeniyle bir çam ağacı kesilmişti. Ve adam belli ki kendi yaşamının assolistiydi. İsyan dolu bir şekilde dimdik durarak, gözleri şimşek şimşek, gür bir sesle hesap soruyordu? “Hiç ağaç kesilir mi?”

Belli ki zihninde yazdığı senaryoda kendisi kahraman ve sorguya çektiği inşaatı yaptıran Hanım suçlu veya en azından Kötü Kişi idi.

Hiç ağaç kesilir mi? Diye çakmak gözlerle yavaş yavaş tekrarladı. Ben taraf değildim ama doğrusu aklımdan bir iki cevap geçti. “Hayır kesilmez turşusu kurulur” veya “kesilir zaten sırf domuzluk olsun diye kesen namussuzlar da var.”

***

Sonra adamcağıza , kırk bin kadar ağaç dikmiş ve en az 5 bin kadarını da kesmiş bir insan olarak, biraz da sorgulanan Hanıma yardım niyetiyle ağabeyce yaklaşayım dedim. “Beyefendi ben çiftçiyim bu soruya cevap vermeden sizin mesleğinizi öğrenebilir miyim? Diye soracak oldum. Adama ağaçların tabii ki kesilebileceğini, meselenin yerine yeter fidan dikmek olduğunu ve ormanın yürümesi tabirinin ne demek olduğunu falan anlatacaktım güya.

***

Ben çiftçiyim dediğimde adam gerisini dinlemeden bir kaç kez üstüne basa basa tekrarladı “Ben insanım, ben insanım!” Hanım yalvaran gözlerle fısıldadı “aman karışma” diye. Ben de olay yerinden biraz uzaklaştım. Adam birkaç kez ağaçların kesilemiyeceğini ve bunun ortak yaşam alanına ve dünyaya zarar vermek olduğu istikametinde birkaç kelime söyledi ve serbest dolaşan köpeğini bağırarak çağırmaya başladı. Adamın ses tonundan ve köpeğin oralı olmamasından adamcağızın herhangi bir zaman, herhangi bir köpek eğitimi kitabını sonuna kadar okumadığı veya okuduysa da anlamadığı aşikar idi.

Uzun saçlı zat heykeltraş imiş ve zaten genelde sitede kimse ile konuşmayan kendisini sanatına adamış bir kişi imiş. Anıt ağaç için eylemi anlarım, ormanda planlı ağaç kesimine karşı çıkmak ise kırsalda kimsenin itiraz etmeyeceği bir şey. Şehirli benzerini görmemiş olduğu için yobazca tepki koyabiliyor.

Aklıma Ahmet İnam’ın Hıyaran isimli kitabı geldi.

***

Bir çiftçiliğe yeni merak salan misafirime çiftlikte sulama suyunu depoladığımız ve yüzme havuzu olarak kullandığımız havuzu gösterdiğimde sormuştu: filtre olmadan mı bu suyu yüzdükten sonra ağaçların altına salıyorsunuz? Ben evet deyince “Size hiç yakıştıramadım, ya bir çocuk havuza işerse siz gerçekten içinde yüzülen suyu bir gida maddesi üreten zeytin, badem ağaçlarının altına mı salıyorsunuz? Bir süre karşılıklı anlamaya çalışarak bakıştık. Sonra ben “gıda üreten ağaçların altına yüzdüğümüz suyun yanısıra hayvan gübresi de attığımızı anlattım.. Bu beni kendince o zaman yargılayan dost sonra bir bahçe kurdu ve birinci elden tarımı öğrendi.

***

Şehirlilerin sayısı artınca erişkin yaşına gelen medyada gördüklerinden doğanın kurtarılma ihtiyacı olduğunu anlayan ve ondan sonra da yeter deyip diğer insanlarla iletişim yerine kedi köpek edinip akıllarınca “üstün tür” olarak onlarla iletişim kuranlar her ülkede bolca var. Hele bu özlem büyükşehirden kaçıp bir siteye yerleşmeye vardı ise ve birkaç yıl ciddi kırsal deneyim veya derinlemesine okuma veya anlama yetisi gelişmemiş ise apayrı bir seçmen kitlesi oluşuveriyor. Bu “şehirliler kitlesi” seçimlerde çoğunluğa da sahip olup kuralları belirleyebiliyor, tehlikeli olabilen de bu zaten.

Fakat her canlı hıyarlık yapma hakkını bir kaç kez yaşamda kullanacaktır. Sonra öğrenip farklı bakış açıları geliştirebilir hatta bazen assolist olmak assolist olmadan dinlemek yetisinin de gelişmesine önayak olabilir. Hep ot gibi olmaktan iyidir.

***

Urla’da sitelerde güvenlik nedeniyle ve şehrin lüksüne olan alışkanlıktan yollar geceleri genelde aydınlıktır. Ne diye doğaya gidersin be insan gece yıldızları göremeyeceksen? Yaşadığım muhitte bir sürü 400-600 metrekare arasında olan ev alıcı bekliyor. Bahçelerinde ilk yaptıkları şey de makiliği “temizlemek” yılan falan olur diye. Ya havle vela kuvvet. Tanrım, senin hayvanat ve sebze bahçen, bilhassa hıyar çeşitlerin çok zengin.


Bu yazı toplam 1468 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Başlangıç Tarihi
Başlangıç Tarihi
Tüm Hakları Saklıdır © 2003 Akhisar Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.